Ölüm Değil Çözüm Platformu, akşam saatlerinde Ankara'da eylemdeydi
Ölüm Değil Çözüm Platformu'nun her gün gerçekleştirdiği Eylem Yüksel Caddesi’nden Sakarya Caddesi'ne yapılan yürüyüşle başladı. Platform bugün, "İçerde tutsaklar, dışarda insanlık eriyor" pankartı taşıyordu.
Yürüyüş, 18:00'de başladı. Yürüyüş boyunca, “Tecridi kaldırın, ölümleri durdurun!”, “Kürdistan Faşizme mezar olacak!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma!”, “Kürt ulusuna özgürlük kahrolsun faşist diktatörlük!”, “Biji Berxwedana Jiyane!”, “Yaşasın zindan direnişimiz!”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!” sloganları atıldı. Sakarya Meydanı'na gelene kadar megafonla sürekli olarak ajitasyon yapıldı ve Ankara kitlesi duyarsız kalmamaya, taraf olmaya ve eyleme destek vermeye çağrıldı.
Sakarya Meydanı'nda basın açıklamasını Platform adına PSAK temsilcisi yaptı.
Açıklamada sunlara değinildi:
Bizler günleri böyle saydıkça tutsakların bedenleri her geçen gün biraz daha eriyerek her saniye ölüme yaklaşıyorlar.
Hz. Ali, 'Zulme karşı sessiz kalanlar dilsiz şeytanlardır' deyiminden yola çıkarak kamuoyunun vicdani sorumluluğunu hatırlatarak, gerçekleşecek ölümlere sessiz kalmamaları ve sesimize ses vermeye çağırıyoruz.
'99 yılında Başbakan Erdoğan'ın da aynı gelenekten geldiği dönemin Refah Partisili Adalet Bakanı Şevket KAZAN da aynı cümleleri sarfetti; üçüncü günden sonra şehadetler gerçekleşmişti, bugün aynı cümleleri Başbakan kuruyor.
Dünya ve Türkiye kamuoyu çok iyi biliyor ki T.C nin açlık grevleriyle ilgili sabıkası kabarıktır.
Dolayısıyla '82, '84, '96 ve 2000 yıllarındaki açlık grevlerini de gözönünde bulundurduğumuzda burada Adalet Bakanlığına bir öneride bulunmak istiyoruz.
Ceza İnfaz Kurumlarının adının, insanları infaz etme kurumları olarak değiştirmesini öneriyoruz, çünkü Türkiye cezaevleriyle ilgili tarihsel ve güncel gelişmeler bağlamında baktığımızda da ne yazık ki bu isim daha çok uygundur.
Burada açık bir şekilde haykırıyoruz; eğer cezaevlerinde şehadetler gerçekleşirse bunun tek sorumlusu Başbakan ve bu bağlamda başbakana çanak tutanlardır. Bunlar insanlık vicdanında ve tarih karşısında yargılanmaktan kurtulamayacaklardır. Diyoruz ki, talepleri taleplerimizdir. Bu taleplerin Türkiye'de 30 senedir süren kirli şavaşa son vereceği inancını taşıyoruz. Bu kirli savaşı bitirecek lideri tarih minnetle anacaktır. Aynı şekilde bu savaşta ısrar edip sürdürenler ise tarihin çöplüğünde telef olup gidecekler.