Herkesin direnişcilerin sesine çığlık olmasını istiyoruz ve alanlara davet ediyoruz
Ankara'da 'Ölüm değil çözüm platformu'nun açlık grevlerinin kazanımla sonuçlanması için her gün akşam saat 18.30'da Yüksel Caddesi'nden Sakarya Meydanı'na gerçekleştirdiği yürüyüş 63. günde de daha kitleselleşerek gerçekleştirildi.
"İçeride tutsaklar, dışarıda insanlık eriyor" pankartı ile yapılan yürüyüşe Ankara Tabibler Odası'da katıldı. Yürüyüş boyunca "Katil devlet hesap verecek!”, “Biji berxwadana zındanan!", "Devrimci tutsaklar onurumuzdur!", "Yaşasın devrimci dayanışma!", "Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar biizi yıldıramaz!, "Eşitlik, kardeşlik, Kürt Ulusu'na özgürlük!", "Yaşasın halkların kardeşliği!", "Faşizme karşı omuz omuza!" sloganları atıldı.
Yürüyüş boyunca zılgıtlar, alkışlar ıslıklar hiç susmadı. Çevrede bulunanlar da alkışları ile desteklediklerini gösterdiler.
Sakarya Meydanı'na gelindiğinde platform adına basın açıklamasını ATO'dan Ankara Cezaevi İzleme Komisyonu temsilcisi yaptı.
Açıklamada:
Bu kez ölüme karşı yaşam kazansınyürüyüş daha sonra EMEP başkanının yaptığı konuşmayla bitirildi.
Siyasi ve insani taleplerle 12 Eylül tarihinde başlayan açlık grevlerinin 63. gününe geldiğimiz bugün artık kritik bir aşamayı işaret etmektedir. Somut bir çözüm üretilemez ise bugün ortaya çıkan sağlık sorunları daha ciddi bir aşamaya girecek, yaşamsal sorunlara ve ardından ölümlere neden olacaktır. Açlık grevlerine seyirsci kalmak, ölümlere seyirci kalmaktır.
Taleplere karşı sürdürülen duyarsızlık ise AKP hükümetinin altından kalkamayacağı sonuçları doğuracak, toplumun vicdanında derin yaralar açılacaktır. "Kritik denilen günler yaşıyoruz. Artık her an hapishanelerden tabutlar çıkabilir. Sadece su, tuz ve şekerle beslenen bu günlere ulaşmış açlık grevcilerinin bedenlerinde bir çok sorun oluşmaya başlamıştır.
Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz;
1- Koku, ışık ve sese hassasiyet veya işitme azalması.
2-Özellikle kokudan çok rahatsız olmanın tetiklediği bulantı ve kusma
3- Kalp çarpıntısı, düzensiz kalp çalışması, tansiyon düşüklüğü.
4-Mide-bağırsak sisteminde, idrar kanallarının kanaması.
5-Görme ve işitmede azalma, kulak çınlaması, ışığa bakamama.
6-Kramplar (kasılmalar), şiddetli kas ağrıları, baş ağrısı.
7-Kusmaları takiben yetince sıvı alamama, yatağa bağlı hale gelmek bilincin gittikçe bulanması, koma ve ötesi.
Açlık grevlerinde ölümlerin asıl sebebi, vücutta oluşan iltihaplanmadır. Bunlar içinde de en önemlisi, akciğer iltihaplanmasıdır. Akciğer iltihaplanmasının nedeni, kusma nedeniyle oluşan kusmuk içeriğinin nefes borusuna oradan da akciğere kaçmasıdır.
Yaşanabileceek ölümleri hala engelleyebiliriz. Bu konuda hükümetin derhal çözüm noktasında harekete geçmesi gerekmektedir. Aksi halde yukarıda saymaya çalıştığımız semtomların geriye dönüşümsüz, kalıcı hale gelecektir. Fakat görüyoruz ki bu ülkeyi yönetenler her kesimden ezilenlerin, hakları yok sayılanların sesini duymadıkları gibi bugünkü açlık grevlerinde de insani ve vicdani hiç bir sorumluluğu üstlenmemektedirler.
Çözümün parçası olmak yerine sorunun kendisi olmayı tercih etmekte, giderek daha kalabalıklaşan, sokaklara, çığlığa dönüşen seslere hala gazla, copla, nefret söylemleri ile seslenmektedirler. Yarattıkları korku imparatorluğunda gösterdikleri "ileri" demokrasi örnekleri, içinde bulundukları ve topluma dayattıkları zihniyetin karanlığını açıkça ortaya sermektedir.
İnsan yaşamının söz konusu olduğu bu günlerde artık içinde bulunduğumuz her gün, her saat hatta her dakika, yaşamı ölüm karşısında mağlup etmektedir.
Bizler emek ve demokrasi örgütleri olarak, yaşadığımız yüzyılda bir utanç tablosu yaşamamak, artık bir insanımızı dahi yitirmemek için hükümetten sorumluluklarının gereğini ve üzerine düşeni yapmalarını bekliyoruz. Aksi halde bu utanç tablosunun mimarı olara ki, yitip giden yaşamların sorumlusu sadece AKP hükümetidir.
Ankara Cezaevleri İzleme Komitesi
Ölüm Değil Çözüm Platformu