Sokak direnişini büyüt!

Faşist rejim, özgürlükler mücadelesinde kendi sınırlarını zorlayan bir genel direnişe dönüşmüş Açlık Grevi’ni çeşitli biçimler kullanarak kırmaya oynuyor. İlk başlamış ve ölüm sınırına ulaşmış olanları etkisizleştirmenin, zorla müdahalelerle Wernicke-Korsakoff Sendromu’nu derinleştirmenin peşindeler

GÜNCEL
Cumartesi, 17 Kasım 2012 (13 yıl 11 ay önce)

Hapishanelerde yurtsever Kürt tutsakların 12 Eylül günü başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi direnişi 2 ayı geride bıraktı, 70’li günlere dayandı.

Tarih boyunca Kürt halkını kırımdan geçirmiş, asimile etmeye çalışmış, haklarını gasp etmiş Türk tekelci burjuvazisi, insan iradesine dayalı bu görkemli direnişi başlarda yok saymaya, karalamaya, görmezden gelmeğe çalıştı. Zalim Dehak’lardan bu yana, özgürlük mücadelesinde onbinlerce kurban vermiş bir halkı, ölümle sınamaya kalktı. Yeniden idam sehpaları kurmakla tehdit etti. Mazlum’ların yaktığı özgürlük ateşinin bilinçleri aydınlattığı bir halkın iradesiyle alay etmeye çalıştı.

Zindanlardaki açlık grevi direnişi onbin tutsağı kapsayan düzeyde genişledi. Kuzey Kürdistan başta olmak üzere, Türkiye coğrafyasının dörtbir yanında sokaklar isyana durdu. Açlık grevi direnişi BDP’li vekillere, Avrupa’daki Kürt siyasetçilere doğru genişledi. Eylem bir genel direnişe dönüştü. Herkesin kabul ettiği üzere “atla-deve” olmayan “Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, anadilde savunma ve eğitim hakkı” talepleri faşist rejimin sınırlarına çarptı. Bir irade savaşına dönüştü.

Faşist rejim, özgürlükler mücadelesinde kendi sınırlarını zorlayan bir genel direnişe dönüşmüş Açlık Grevi’ni çeşitli biçimler kullanarak kırmaya oynuyor. İlk başlamış ve ölüm sınırına ulaşmış olanları etkisizleştirmenin, zorla müdahalelerle Wernicke-Korsakoff Sendromu’nu derinleştirmenin peşindeler. “Ölümlerin önüne geçmek” pozlarında yapılacak bu müdahaleler, asıl olarak, yaşanabilecek ölümlerin yaratacağı etkinin önüne geçmeyi esas alacaktır. Bunun yanında müdahalelerle benliksizleştirilip, sakat bırakılacak politik bir duruşa sahip insanlar aracılığıyla, en başta toplumu benliksizleştirmeyi hedeflemektedirler. Tıpkı 19 Aralık 2000 “Hayata Dönüş” katliamı ve sonrasında gerçekleştirilen zorla/kasti müdahalelerin yarattığı sonuçlar gibi. Bu oyunu bozmak, ölümlerin önüne geçmek her biçimiyle sokak direnişini büyütmekten geçiyor!..

Bu irade savaşında hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan, koşul sıralamadan Kürt halkının yanında durmak, öne atılmak işçi sınıfı devrimcilerinin, öncü işçilerin temel sorumluluklarındandır. İşçi sınıfı ve emekçiler, ezen ulus şovenizmiyle arasına net sınırlar çekmelidir. Faşist rejimin onyıllara yayılan kirli savaşının faturasını Kürt halkı çektiği tarifsiz acılarla ve bir bütün olarak yaşamıyla ödediyse, Türk işçi ve emekçilerinin çocukları da asker olarak sürüldükleri mevzilerde can verdi. Kirli savaşın sonuçları bir bütün olarak işçi sınıfını ve emekçileri vurdu.

Karşımızdaki durum, bölgesel gelişmelerle birlikte rejimin köklü tarihsel fobilerinin harekete geçmesi ya da Erdoğan’ın despotluğu sorunu değil sadece. İşbirlikçi kapitalizmin kendi kapasitesinin sınırlarını aşan bir sıçrama yapma arzusuna, önündeki bütün engelleri yıkıp geçmesiyle ulaşacağı hesabıdır. Tüm toplumsal muhalefet dinamiklerinin zor yoluyla kontrol altına alınması çabasıdır.

Sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda neoliberal yeniden yapılandırma kapsamında eğitimden, sağlığa, barınmadan, çalışma yaşamına toplumun baştan aşağı yeni bir kalıba dökülmesi saldırganlığıdır. Bu 4+4+4, sağlıkta dönüşüm, kentsel yıkım, Ulusal İstihdam Stratejisi’nin zeminini güçlendirme harekâtıdır. Emek-sermaye çatışmasında, emeğin tarihsel kazanımlarının bastırılması, sendikal düzeyde bile örgütlülüklerinin yok edilmek istenmesidir.

Bu tablo içerisinde en örgütlü ve diri demokratik muhalefet dinamiği Kürt hareketidir. Kürt direniş hareketi işte bu yüzden boyun eğdirilmek, diz çöktürülmek isteniyor. Açlık grevi direnişinin, öne sürdüğü taleplerin ötesinde bir karaktere sahip olmasının nedeni budur.

Direnişin kazanması ya da kaybetmesi bunun içerisinde bir yere oturmaktadır. Direnişin kaybetmesi, katı-merkeziyetçi yapıya sahip, Türk-İslam Sentezi'ne dayalı faşist rejimin elini güçlendirecek, saldırganlığını bileyecektir. Kazanmasıysa özgürlük alanlarının büyütülmesinin yanında, ezilenlerin ve emek hareketinin elini güçlendirecek, sınıf savaşının ve sosyalizm mücadelesinin önünü açacaktır.

- Sokağa, eyleme, özgürleşmeye!
- Biji bıratiya gelan!..
- Kapitalizm öldürür, kapitalizme ölüm!..
- Kurtuluş devrimde, kurtuluş sosyalizmde!..


17 Kasım 2012
Alınteri