Bugün Kuzey Kürdistan, Türkiye ve birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Paris’te de eylem vardı
Bugün Kuzey Kürdistan, Türkiye ve birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Paris’te de eylem vardı. Açlık grevi direnişine omuz vermek kapsamında yapılan eylem saat 15.00’de Gare de l’est postanesi önünde başladı.
Eyleme Kürt emekçiler "Süresiz açlık grevi direnişindeki tutsaklarla dayanışmayı büyüt" pankartı arkasında toplu geldiler. Postane önünde önceden toplanan kitle alana gelenleri sloganlarla karşıladı.
Burada yapılan mitingde ortak açıklama Türkçe ve Fransızca okundu. Eylemi örgütleyen, Paris Demokratik Kitle Örgütleri Platformu (ALINTERİ, ACTİT, ATİK-Paris, BİR-KAR, Dersim Kültür Araştırma Merkezi, Kürdistan Kültür Sanat Akademisi, ODAK) adına okunan açıklamada şunlara yer verildi:
Tecrit ve izolasyon zulmüne karşı tutsakları sahiplen, süresiz-dönüşümsüz açlık grevinin kazanması için omuz ver.Mitingde çeşitli marşlar söylendi. Şiirler okundu. Kürtçe, Türkçe Fransızca sloganlar atıldı. Eylem sırasında Paris’te bulunan HDK Yürütme Kurulu üyesi Ender İmrek’de bir konuşma yaptı. İmrek konuşmasında gün içinde Türkiye’de yaşanan gelişmelere değindi.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan hapishanelerinde hücre hücre eriyen insan bedenleri var. Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi direnişi 70’li günlere dayandı. Kritik eşik aşıldı, direnişçiler ölüm sınırında.
Bir film karesi ya da seyirlik bir oyun değil sahnedeki. T.C’nin yürüttüğü kirli savaşın her türlü vahşetini yaşamış 7’den 70’e bir halk boyun eğmiyor. Diz çöküp aman dilemiyor. Örgütlü bir toplum olmanın gücüyle dağda, ovada, hapiste birbirine kenetlenmiş olarak özgürlük savaşı veriyor. Kendisine çektirilmiş tarihsel acılardan damıtılmış direnci bayrak yapmış elinde, ölümün üstüne yürüyor.
Aklı ve vicdanı yoktur sermayenin. Nasıl ki F Tipi hapishaneler sürecinde, 19 Aralık 2000 Katliamı’yla birlikte Türkiye Devrimci Hareketi şahsında, toplumsal muhalefetin belini kırmayı hedeflediler. 122 devrimci öldü, 500′ün üzerinde devrimci zorla/kasti müdahale sonucu sakat kaldı.
Direniş, rejimin sınırlarını ele veriyor. Rejimin katı-merkeziyetçi yapısıyla birleşik, Türk-İslam sentezine dayalı tekçi anlayışın sınırlarının patlatılması gerekir.
Toplumun bütününü korku duvarının içine hapsetmeye soyunmuş bir iktidarın, o duvarda gedikler açılması anlamına gelecek adımlar atması kolay olmayacak. Bu savaşım, sadece eylemin taleplerinin kabul edilmesiyle sınırlı değil, topluma giydirilmiş deli gömleğinin parçalanması yönüyle de önemlidir.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan hapishanelerinde devam eden Açlık Grevi direnişini selamlıyor, sahipleniyor ve direnişin taleplerinin kabul edilmesi için her alanda mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.