Öcalan’ın çağrısıyla tutsaklar sabah saatlerinde eyleme son verdiklerini duyurdu
Açlık grevi direnişi 67. Gününü geride bırakırken manşetlere Abdullah Öcalan’ın çağrısı düştü: “…Bu eylem yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır. Hiçbir tereddütte kalmadan, bir an önce açlık grevine son versinler”. Çağrı, özellikle 50’li günlerden sonra genel bir halk direnişine dönüşen eylemin kritik bir aşamasında geldi.
Müzakerelerin yeniden başlatılması hedefine odaklanan, “Öcalan üzerindeki tecride son verilmesi, anadilde eğitim ve anadilde savunma hakkı” talepleriyle yürütülen eylem henüz somut bir kazanım sağlamış değil.
Uzun süre açlık grevini görmezden gelen, karalama kampanyası yürüten devlet, sokağın hareketlenmesi, direnişin yayılmasıyla birlikte tepki vermek durumunda kaldı. Erdoğan celladı oynarken, Arınç papaz rolündeydi. BDP hedefe çakıldı, Kürt hareketi içerisinde bir ayrışma yaratılmaya çalışıldı. Tutmadı.
“Anadilde savunma” direnişin basıncıyla meclis komisyonlarının gündemine alındı. İstediği dilde savunma yapmak isteyen kişi için bulundurulacak tercümanın parasını kendisi ödemesi koşulu getirildi. Türkçe konuşmuyorsan ya da konuşamıyorsan para ödeyeceksin. Tam bir komedi.
“Anadilde eğitim” konusunda Kürtçe seçmeli ders olarak kabul gördü. Böylece Kürt halkının kendi dilinde eğitim hakkına yeni bir kota konuldu. Yani sözün özü; Kürtçe’nin kamusal alanda kullanılması engellenmeye devam edecek.
Top döndü, dolaştı Öcalan’ın önüne düştü. Avukat görüşü hakkı için dahi yeşil ışık yakılmayın Öcalan, eylemin bitirilmesi çağrısı yaptı. Taleplerden birinin doğrudan muhatabı olan Öcalan’ın çağrısı, tutsaklar tarafından da olumlu karşılanmış görünüyor.
Tutsaklarla görüşen Gültan Kışanak’ın aktardığına göre; "Açlık grevindeki tutsaklar bize şunu söyledi; 'Önderliğimizin söyledikleri bizim için esastır. Hiç tartışmasız gereğini yerine getireceğiz. Bu çağrı oldukça önemli ve değerlidir. Ancak cezaevlerinde çok sayıda arkadaşlarımız var. Henüz kendilerine ulaşamadığımız, irade beyanı alamadığımız için bu gece tartışmaya, değerlendirme yapmaya ihtiyacımız var” diyen tutsaklar adına açıklamanın sabah yapılması bekleniyor.
***
14 Temmuz direniş ruhu ile 12 Eylül 2012 tarihinde başlatmış olduğumuz süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemimiz Kemal Pir'lerin 'yaşamı uğrunda ölecek kadar seviyoruz' felsefesine dayanarak fedaice, görkemli bir direniş olarak tarihin kaydına düşmüştür. Eylemimizin amacı Kürt sorununun şiddete dayalı çözüm anlayışının ülkemizi sürüklediği trajik gidişata dur demek, yaşam ilkesini hayata geçirecek müzakere ve diyalog sürecinin başlaması için gerekirse kendimizi feda etme iradesini ortaya koymaktı. Kürt sorununun demokratik çözüm yolunu açmak için kendi bedenimizi ortaya koyduk ve çözümün en samimi deklarasyonunda bulunduk.
Kürt halkının ve demokratik kamuoyunun eylemimiz süresince ortaya koyduğu direnişi selamlıyor ve direnişimize büyük moral ve güç kattıklarını belirtmek istiyoruz. Milyonların onbinlerin direnişi ile bütünleşmiş olması an itibarı ile devletin şiddete dayalı çözüm sürecini anlamsızlaştırmıştır. Halkımıza ve demokratik kamuoyuna bu anlamda teşekkür ediyoruz.
Kamuoyunun da bildiği gibi Önderliğimizin yaptığı 'Bu eylem yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır. Hiçbir tereddütte kalmadan, bir an önce açlık grevine son versinler' çağrısını esas alıyor ve 18 Kasım 2012 tarihinden itibaren eylemimizi sonlandırıyoruz. Önümüzdeki süreç içinde Önderliğimize gösterilecek yaklaşım ve müzakere sürecinin somutluk kazanması takipçisi olacağımız temel konulardır.
Halkımıza ve demokratik kamuoyuna çağrımızdır; bu direnişin ortaya çıkardığı süreci Önderliğimizin özgürlüğü ve Kürdistan'a demokratik özerklik sağlanıncaya kadar büyütmeleri ve direnişi daha ileri bir aşamaya taşırmalarıdır. Cefakar ve fedakar halkımız tarifsiz direniş ve bedellerle özgürlük iradesini ortaya koymuştur. Halkımız ile ortaya konulacak güçlü öncülüğün aşamayacağı engel yoktur."