Çarşamba, 21 Kasım 2012 (13 yıl 11 ay önce)
Devletin hapishanelerde yeni konsepti: Mektup yasağı
Adil OkaySevgili Adil, 24 Eylül’de postaladığın mektup ve kartı bu gün (9 kasım) aldım. İki aylık mektup yasağı bugün bitti. Mektuba hemen cevap yazmak zorundayım çünkü yeni bir ceza başlayacak. Üstüste 20-30 ayı bulan mektup cezaları var ve durmadan 3’er aylık yeni cezalar ekleniyor. Yeni konsept bu…
Erol Zavar, 1 No’lu F tipi hapishane
Sevgili Adil,
Bu fakstan önce de bir faks yollamıştım. Şimdi de 24 Eylül tarihli kartına kısaca cevap yazarak durumuma açıklık getirmek istiyorum. İletişim (mektup) yasağım 15 şubat 2013 tarihine kadar kalkmış bulunuyor…
Naci Güner 2 No’lu F tipi hapishane
Tekirdağ
Yukarıda mektup ve fakslardan alıntı yaptığım tutsaklardan 2 aydır haber alamıyor ve endişeleniyordum. Eylül ayında yolladığım mektuplar -iletişim yasağından dolayı yeni ellerine geçmiş. Yani 2 ay sonra. Ve yakında yeni mektup yasakları başlıyor. Aynı şekilde gazeteci
Füsun Erdoğan da aylardır iletişim yasaklı. Mektup alma, yollama, hatta telefon hakları gaspedilmiş durumda. Bu yasaklar binlerce politik mahpusu kapsıyor.
Devletin politik tutsakları yıldırma amaçlı yeni konsepti bu. Bu eskiden de vardı diyeceksiniz. Doğru ama bu kadar keyfi ve alçakça değildi. İdare birçok cezaevinde yönetmeliği tavandan değil tabandan uygulardı. Ne demek açıklayayım. Adalet Bakanlığı hapishane idarelerine yetki vermiş. Örneğin yüksek sesle türkü söylemenin, slogan atmanın cezası 1 aydan 3 aya kadar iletişim cezası. İdare 1 ay ceza verebildiği gibi 2-3 ay ceza verme yetki ve inisiyatifine sahip. 2 yıl kadar önce Mersin Cezaevi müdürü Kemal Karkajir’le randevu alıp heyet olarak görüşülmüştü. Heyette ben de yer almıştım. Sorduğum sorulardan biri de idarenin bu yetkiyi tabandan mı tavandan mı uyguladığıydı. Müdür genellikle alt cezayı verdiklerini söylemişti. Bugün ise ne tabanı, ne tavanı. Aklın sınırlarını zorlayan iletişim cezaları var. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum tutsaklara bu 20-30 aylık (çoğu keyfi) iletişim cezalarının verildiğini duyuyorduk. Ancak bu kez bu bir devlet politikası haline geldi. Ve idareye 40 aya kadar iletişim yasağı verme yetkisi verildi. Ya da biz yeni öğrendik. İnfaz savcılığına itiraz hakkı var ama sonucu tahmin edersiniz. Mühür zebanilerin elinde.
AKP Hükümeti'nin “
demokratikleşme” palavrası artık iyice deşifre oldu. Bu ülkede 141-142 kalkıyor ama yerine 301 geliyor. Bir madde kalkıyor yerine diğeri geliyor. Bir yasak kalkıyor diğeri konuluyor. Basın açıklamalarında megafon yasağı da yeni geldi duydunuz mu? Hatırlarsınız eskiden hücre cezası vardı. Hücre cezası sözümona kalktı. Şimdi hemen herkes hücrede olduğu için bu ceza yerine dış dünyayla tek irtibat yolu olan telefon ve mektup yasakları uygulanmaya sokuldu. Politik tutsakların eşleriyle, çocuklarıyla, yoldaşlarıyla mektuplaşması, moral almaları ve hatta moral vermeleri engellenmek isteniyor. Kimi cezaevlerinde mektuba yapıştırılmış kurtulmuş bir çiçek bile yasak sayılıyor. Hatırlarsanız Çocuk Öykü’nün balonlarının yasaklanma nedenine adalet bakanı “
sakıncalı ve tehlikeli” diyerek yanıt vermişti. Bunu duyan küçük amirler, müdür ve gardiyanlar bakandan cesaret aldılar. Hep beraber keyfi yasakların ve cezaların alanını genişlettiler. Tutsak Ressam
Nurettin Erenler son yolladığı mektubunda eskiden hakları olan boyalı kalemlerin yasaklandığını yazıyor. Yine tutsak karikatürist
Barış İnan, renklerin yasaklandığından sözediyor.
Ya sürgünler. Politik tutsaklar apar topar sürgüne yollanıyor. Ailelerinden uzaklara. Ziyaret yasağı olmasa bile fiili olarak dar gelirli bir ailenin ulaşamayacağı kentlere sürgün ediliyor politik tutsaklar. Örneğin 20 yıldır tutsak olan
Kasım Karataş ailesine yakın
Gaziantep Cezaevi'ndeydi. Bir gece apar topar eşyalarını bile alamadan
Karabük Cezaevi'ne sürgün edildi. Onunla birlikte 35 tutsak Karabük’e yollandı.
Ama sonuç itibariyle o zor koşullarda da olsa politik tutsaklar direniyor.
Biz de onları yalnız bırakmayalım.
Bir adres alıp bir mektup da biz yazalım.