"Avrupa'da şiddet Afganistan gibi ülkelerden daha sinsi ve tehlikeli"
YAŞANACAK DÜNYA
Köln Yaşamevi’nde Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olan 25 Kasım vesilesiyle bir kahvaltı ve sohbet toplantısı organize edildi.
25 kasım üzerine yapılan kısa bir açılış konuşmasının ardından, toplantıya katılan kadın arkadaşlar kendi işyerleri ve yaşamlarındaki deneyimleri anlattılar. Açılış konuşmasında kısaca şunlara değinildi:
1960 yılında Dominik Cumhuriyeti‘nde diktatörlüğe karşı özgürlük mücadelesi veren Mirabel kardeşlerin diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüz edilerek katledilmelerinin ardından, Mirabel kardeşlerin katledildikleri gün olan 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan edildi. Kadına yönelik şiddet denildiğinde Avrupa’lılar genellikle Asya toplumlarını algılıyorlar ya da aşağılanmanın ve şiddetin dayak dışında başka yöntemi yokmuş algısı yaygındır. Oysa kapitalizmin merkezi Amerika’da her 7 dakikada bir, bir kadın tecavüze uğruyor, Fransa’da ve Almanya’da şiddet gören kadınların sayısı hiç de az değildir. Örneğin Almanya’da 1968 öğrenci hareketi yükselene dek kadınlarda bekaret aranıyor, evlenen kadınların eşinden ayrılmaması doğrultusunda ailesinden baskı görüyor. 1968 hareketi bunu çözüyor fakat bu kez de serbest aşk gibi bakış açıları da dahil tersten bir eğilim gelişiyor. 1960′lara kadar kadınlar bankalarda hesap dahi açamıyor, maaşı eşinin üzerine yatırılıyor. Almanya’da aynı işi yapan kadınla erkek bugün de farklı ücretler alıyorlar.Giriş konuşmasını tamamlayan diğer konuşmalarda "Kadın sorununun bir çok boyutu olmakla birlikte asıl olarak sistem sorunu olduğu; sadece dinci gerici feodal geleneklerin olduğu yerlerde değil, kapitalizmin en gelişkin merkezleri olan işyerlerinde de kadınların cinsel taciz ve tecavüze uğradıkları, şiddet gördükleri" üzerinde duruldu.
Bu kadınların çözümsüzlükten daha çok kendilerini uyuşturucuya verdikleri, yerleştirildikleri kadın sığınma evlerinin çözüm olmadığı, göçmen kadınların psikolojik destek aldıklarında dahi çevirmen olmadığı, zaten bu işin çevirmenle olamayacağı...Afganistan‘dan gelen kendisi gibi sosyal danışmanların “Ülkelerinde şiddetin açık olduğu, savaş, iç savaş, feodal dinci gerici gelenekler gibi etkenlerden dolayı bunu çıplak haliyle yaşadıkları, fakat Avrupa’da şiddetin çok daha sinsi ve tehlikeli olduğunu” söylediklerini sözlerine ekledi.