Kürkçü Roboski'nin Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı'nın bilgi ve talimatıyla yapıldığını düşündüğünü açıkladı
...Boşuna geçtiğini söylüyorum, çünkü hiçbir yol alınmadı. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu açısından söylüyorum... Resmi makamların verdikleriyle yetinildi. Bu makamlar Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi Savcılığı. Bunların verdikleri sıradan bilgiler dışında bir adım atılmadı. Araştırma yapılmadı, engellerin aşılmasına çalışılmadı.Kürkçü, Genelkurmay Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın komisyona katliamın aydınlatılmasına yönelik bir bilgi aktarmadıklarına dikkat çekti:
Aydınlatılması için bir malumat aktarmadoğı gibi, kimi bilgileri de gizledi. Olayla ilgisiz çok bilgi aktardı ama olayın özüyle ilgili hiçbir şey sunmadı. Siyasi amaç, dayandığı istihbarat, karar mercisine ilişkin hiçbir şey gelmedi, Genelkurmay'dan. İçişleri Bakanlığı da farklı değildi. Bakanlık da gerekli bilgileri aktarmadı. Yerel askeri birimlerle soruşturma yürüttü ve bu soruşturmayı gizli rapor çeşitli birimlere olduğu gibi, komisyona da aktardı. Bunlara baktığımızda özellikle Roboski katliamının oluşu açısından herhangi bilgi edinemiyor, sonuçlarını göremiyoruz. Bakanlığın raporunda bizi ilgilendiren tek şey, yani katliamla ilgili olan şey; askeri birliklerin herhangi kurtarma girişiminde bulunmadıkları, kışlalarına kapandıkları yönünde.Savcılığın da Genelkurmay Başkanlığı'ndan kendilerine intikal eden dosyayı aktardığını açıklayan Kürkçü, "Temel bilgi içermiyordu. Komisyona verilen raporun ayrıntılarıydı. Bu açıdan, yine olayın meydana gelmesiyle ilgili bilgi elde etmiş sayılmayız" dedi.

Roboski'de gerçekleşen katliamın, aslında bir sınırötesi harekat olduğunu düşünüyorum. Sınırötesi harekat meclisin hükümete verdiği, sınırötesine asker gönderme yetkisine dayandırılarak yapılmıştır. Karar merci olarak Genelkurmay'ı göstermek gerek. Bu kararın, askeri kararın verilmesinde siyasi otorite ile kesin olarak işbirliği yapıldığı mantıken gerekir. Çünkü o tarihte sınırötesi operasyonların başlaması ve bitirilmesi Genelkurmay'a devredilmiş değildir. Kesin olarak görüş birliğine varılmıştır. Zaten Tayyip Erdoğan'ın da katliamdan sonra Genelkurmay'ı kutlamasından, eleştirilere karşı tavrından açıkça anlıyoruz.'Örtbas etmeleri kendilerini ele veriyor'
Katliamın failleri bellidir. Hükümet ve Genelkurmay'ın ortak operasyonudur. Hem siyasi olarak hükümet, hem de askeri olarak Genelkurmay hesap vermelidir. Elleri şimdilik hesap vermeme noktasında güçlü görünmektedir ama bunun ortaya çıkması için uğraşacağız. Ayrıca yargı sürecinin işlememesi de bir örtbas ediş olacaktır. Örtbas etme faillerin en üst düzeyde olduklarını açıklamış olur.Kürkçü, katliamın faillerinin bilindiğini ancak gizlenmeye çalışıldığını ifade ederek, gizleme rolünü Uludere Alt Komisyonu'ndaki AKP'li üyelerin üstlendiğini açıkladı:
Aslında bir yıllık süre sonunda, en başta yapılması gereken hâlâ yapılmadı. Çünkü olayın nasıl olduğu, nasıl yapıldığı biliniyor. Bu bilgi bize verilmiyor. Bu makamlar üzerine hiçbir tetkik yapılmadı. Neden? Çünkü komisyonumuzun AKP'li üyeleri çoğunluğu oluşturuyor! Hem Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nda hem de alt komisyonda bu yönlü taleplerimiz genelde savuşturuldu, karşılanmadı. Yaz başında önerdiğimiz şey şuydu; Genelkurmay ve Başbakanlık'tan alamadığımız bilgileri, sınırötesinden isteyelim; yani, Irak Kürdistanı'ndan ve ABD'den isteyelim. Ama bu talebimiz de reddedildi; rıza gösterilmedi. 'Kendi devletimizin vermediği bilgiyi başka devletten almamız olmaz' dediler. Oysa biz ele geçen her kanıtı ele almak zorundaydık.Komisyondaki çoğunluğun, askeri ve sivil mahkemelerin katliamı 'koordinasyon eksikliğine bağlı bir uyumsuzluk' olarak ele alma eğiliminde olduklarını vurgulayan Kürkçü, "Ortada bir uyumsuzluk yok. Kendine güvenen, kibirli, halkı hor görme durumu var" dedi.
Çocuklarıyla ilgili kan parasını, sus payını kabul etmediler. Katiller ortaya çıkarılana kadar tazminatı reddettiler. Ağır baskılarla da karşı karşıya kaldılar. Katliamın ertesindeki protestolarda cezaevine alınanları oldu. Evlatlarını kaybettiler ve buna sessiz kalmadıkları için yine horlandılar. Gerçek ödeşme ortaya çıkmadı. Çocuklarının katillerini biliyorlar ama bilmiyorlar! Geçen bir yıl, katliamdan sonra bir kez daha uğramış oldukları hakaretin sindirilerek yayıldığını ve uzayan azap halinde yaşatıldığını düşünüyorum.'Komisyonda tek bir oylarının bulunduğunu ve karşılarındaki mekanizmayı yerinden oynatmanın böylece mümkün olmadığını' anlatan Kürkçü, rapor yazımında vicdan ve akıllarını dinleyerek hareket edeceklerini söyledi.