Bölgenin dinsel demografik yapısı çatışmanın tarafları elinde bir silaha dönüştürüldü
Emperyalist-kapitalist dünyadaki egemenlik çatışması, birbirlerinin nüfuz alanlarını daraltma kavgası bugün Genişletilmiş Ortadoğu düzleminde yeni biçimler kazanmış durumda. “Amerikan yüzyılı”, “tek kutuplu dünya” rüyası çöktü. Rusya-Çin emperyalist bloku İran, Suriye, giderek -yakın dönemin savaş yıkıntıları içinden çıkmış- Irak ve Afganistan üzerindeki nüfuzunu artırdı.
Bölgenin dinsel demografik yapısı bu çatışmanın taraflarının elinde bir silaha dönüştürüldü. Rusya ve Çin’in arkasında durduğu 'Şii yayı'nın karşısına, ABD ve Avrupa’nın arkasında durduğu 'Sünni yayı' konuşlandırıldı. İşbirlikçi Türk rejiminin atraksiyonları, kendi hesaplarıyla birleşik bu çatışmanın içerisinde bir yere oturuyor.
Kürecik'e yerleştirilen füze kalkanı, şimdi gündemde olan patriot bataryaları bu büyük resmin bir parçası olarak varlık gösteriyor. Davutoğlu’nun “NATO sınırları boylarında Türkiye'nin de şu ana kadar üstlendiği roller dikkate alındığında tedbirin alınması zaruret halini almıştır” demeci, bu gerçeğin itirafıdır. Hangi rolleri üstlenmiştir Türkiye? Bu itirafın da bir kez daha ispatladığı gibi, “büyük bölgesel güç” edalarıyla dillendirilen “komşularla sıfır sorun” belirlemesi büyük bir gümbürtüyle çökmüştür.
Tüm esip-gürleme, beylik böbürlenme söylemleri boşa düşmüştür. Kendi bağımsız tutum ve politikasını yürütme şansı olmamıştır, olmayacaktır da... Patriot üzerinden gündeme geldiği gibi tetik Türkiye’de komuta emperyalistlerdedir. Ekonomik bağımlılık ilişkisi doğal olarak onun siyasi, askeri yörüngesini de belirliyor. Bu bağımlılık ilişkisinin dışında hareket etme şansı yoktur. Bu ilişkinin gerekleri dışında hareket etmeye kalktığı noktada da burnu sürtülmektedir, sürtülecektir.
Türkiye’nin bölgede emperyalist askeri üslerin merkezi haline gelmekte bu kadar hevesli davranmasını tetikleyen nedenlerden biri de, onun tarihsel fobilerinin hortlamasıdır. Kendisinin müdahil olduğu Suriye’ye yönelik savaş politikasının dört parçada Kürt sorununun yeni bir düzleme oturmasına dönük direnişi büyütmesi bu korkunun daha örtüsüz bir şekilde dışavurmasına neden oldu.
Bölgesel çatışma ve savaş konsepti içerisinde Türkiye adeta bir emperyalist savaş üssüne dönüştü. İşçi sınıfı ve emekçilerin sağlığından, eğitiminden, sosyal yaşamından hortumlanan paralar giderek büyüyen miktarlarda emperyalist silah tekellerine peşkeş çekilmeye devam ediyor. Fatura işçi sınıfı ve emekçilerin iş ve yaşam koşullarının daha fazla ağırlaşmasını getirecek. Buna izin verilemez!..
Olası bir gelişmede bölge halklarına kan kusturmanın enstrümanı haline dönüştürülecek olan patriotların Türkiye’ye yerleştirilmesinin önüne geçilmesi, tüm emperyalist savaş üslerinin dağıtılması işçi sınıfı ve emekçilerin kitlesel, birleşik, militan mücadelesiyle mümkün olacaktır.