Cuma, 30 Kasım 2012 (13 yıl 10 ay önce)
Viyana’da ve Amsterdam’da benzer mülteci direnişleri
Amsterdam'daki mülteci direnişçiler, direnişi sürdürmek için çadırlar kurmaya çalışıyorlar. Diğer yandan
Viyana'daki direnişçi mülteciler
35 km yürüdüler. Onlar da direnişlerini benzer biçimde sürdürmeye çalışıyorlar.
Avrupa'daki mülteci kampları ve mültecilere uygulanan politikalar benzer politikalardır. Hepsinin ortak noktası izolasyon sistemi olmalarıdır. Dolayısıyla bu kapitalist izolasyon sistemine karşı direnişler de benzer özellikler taşıyor.
Tüm bu lokal direnişlerin devam etmesi önemlidir. Ancak zaman içinde bizim dünya çapındaki izolasyon karşıtı mülteci direnişlerini bir çatı altında toplamak hedefiyle hareket etmemiz bir zorunluluktur. Nasıl ki onların Frontex’leri (
Avrupa Birliği Sınır Güvenliği Birimi) varsa ve tüm ırkçı ve sömürücü politikaları ortak üretiyorlarsa, biz de direnişlerimizi ortaklaştırmak zorundayız.
Sistemli bir konum kazanmayan direnişler belli zamanlarda parlayan bir özellik gösterse de sönmeye mahkum kalıyor. Böylelikle verilen mücadele kesintiye uğruyor. Yeni direnişler oluncaya kadar bir ara boşluk dönemi yaşanıyor. Birileri iradi müdahale yapıp cesaretle mücadeleyi başlatmadan ortada bir hareket gözükmüyor.
Direnişlerin sürekliliği, hareketin sürekliliğine bağlıdır. Eğer biz lokal direnişlerin dersleri ışığında hareket eden bir merkezi mülteci direniş hareketi oluşturamazsak, büyük bir emek ve özveriyle gerçekleştirmekte olduğumuz bu direnişler sönümlenmeye mahkum olacaktır. Şimdi bunu düşünmenin zamanıdır. Kalıcı ve kapsayıcı bir devrimci mülteci hareketini nasıl oluşturabiliriz?
Sıfır noktasında değiliz.
Almanya'da onyıllardan beri mücadele ve kampanyalar yürüten belli çevrelerimiz var. Bunlar elbette ki bizim kurumlarımızdır. Bunları sahipleniyoruz. Ama ortada bir gerçek var ki, bu kurumlarımız genel hareketi kapsamakta ve genel harekete yön vermekte oldukça yetersizdir. Bu yetersizliğin nedenleri masaya yatırılmalıdır. Buradan yola çıkarak, bu kurumlarımızı nasıl kapsayıcı bir konuma yükseltebileceğimizi düşünmek zorundayız.
Dün arkadaşlar
Bielefeld'deki mülteci kampına arkadaşlar bir ziyaret düzenlediler. Çok sayıda pankart götürüldü. Bir otobüs tutuldu kimi arkadaşlarımız direniş çadırlarımızdan oraya bu otobüsle taşındı.
Yarın
Hannover'de gutschain (kupon) uygulamasına karşı bir protesto eylemi gerçekleştirilecek. Eylem merkezi tren istasyonundan başlayacak.
Bugün Hannover'de gördük ki, burada gutschainları belli kesinti karşılığında paraya çeviren marketler artık bunu yapmıyorlar. Nedenini sorduğumuzda bize "
artık bu yasaklandı" diyorlar. Böylece bizim elimizde bulunan gutschainlar Hannover dışına çıktığımızda geçersizdir ve bu bizim başka yerlere gitmemizi ve ya başka yerlerde direnişler gerçekleştirmemizi engelleyen bir özellik taşıyor. Bu da demektir ki biz direnişimizi daha kararlı ve kitlesel bir hale dönüştürmek zorundayız.
Am Seelberg'teki Hausmeister (bekçi) dün ve bugün gene gıcıklığını göstermeye devam etti. Kendisinin belirlediği saatte yerinde yoktu ve mektubu gelen insanlar bekledikleri halde mektuplarını alamadılar. Başka bir saate gelindiği zaman zaten bu kadın mektupları vermiyor. Kendisinin belirlediği saatte de yerinde bulunmuyor.
Hannover'de daha önce mülteci direnişleriyle ilgili olarak çeşitli kampanyalar ve deneyimler yaşamış bir arkadaşla daha tanıştık. Önümüzdeki yıl gerçekleştireceğimiz mülteci halk mahkemesine benzer mahkeme örnekleri daha önce
Avrupa’da gerçekleştirilmiş. Bununla ilgili deneyimler kitap haline de getirilmiş. Ama bunlar
Türkiye'deki darbe süreciyle ilgili olarak gerçekleştirilen bir kampanya. Konusu başka bir ülke de olsa, bizim hazırlanmakta olduğumuz mülteci halk mahkemesine benzer özellikleri var. Söz konusu kitaptan bu mahkeme deneyimine dair yazıları kısa vakit içinde gözden geçirmemiz iyi oldu. Onlar
12 Eylül faşist darbesini yapanların suçlarını deşifre etmek için ve onları yargılamak için böyle bir kampanya gerçekleştirmişler. Suçluları da bu mahkemede ifade vermek ve savunma haklarını kullanmak için davet etmişler.
Önümüzdeki yıl gerçekleştireceğimiz mülteci halk mahkemesinde, şu anda değişik ülkelerde sürmekte olan mülteci direnişçilerini de katabilirsek bu mahkeme zaman içinde enternasyonalist bir rol oynayabilir ve enternasyonal bir mülteci direniş hareketinin oluşturulmasında bir basamak işlevi görebilir.
Dün akşamki buluşmamızda bugüne kadar gerçekleştirilmiş mülteci örgütlenmesi deneyimleri üzerine konuştuk. Genel olarak devrimci hareketlerin içinde bulundukları durum hakkında konuştuk. Bu konularda deneyimli olan arkadaşlar, kısa süre içinde Avrupa’nın genel atmosferiyle ilgili yaptığımız gözlemlerin gerçekçi olduğu yorumunu yaptılar.
Bir dönemin örgüt modellerinin veya direniş modellerinin günümüz gerçekliğini değiştirmeye yetmediği sonucuna vardık. Önceden oluşmuş belli kalıplarla ya da başka coğrafyalarda alışılagelmiş teorik ve pratik yöntemlerle buradaki atmosfere müdahale şansı bulunmuyor.
Bu dönem kendine özgü sokak hareketleri ve örgütlenme modelleri ortaya çıkartıyor. Günümüz sokak hareketlerinin sürekli olamamak ve kalıcı olamamak gibi bir açmazı var. Günümüz sokak hareketlerinin genel görünümü protestoculukla sınırlı olmasıdır. Artık yalnızca protesto eden bir sokak hareketinin bir adım ileriye sıçrama olanağı bulunmuyor.
Kalıcı bir örgütlenme ve sürekli bir hareket için protestoculuk aşılmak zorundadır. Sadece protestoyla sınırlı kalan bir hareketin kalıcı olma şansı yoktur. Protestoyla sınırlı kalmak bir gelecek planı olmadığını gösterir.
6 Aralık'ta Hannover'de gerçekleştireceğimiz etkinlik sırasında tercümanlık yapmak için bir arkadaş gelecek, bunu ayarladık. Ayrıca film gösterimi ve direnişimizle ilgili olarak yapacağımız konuşmayı dinlemek için burada bulunan devrimci kesimlerden de katılım olacak. Bu işi süreklileştirmek bizim için önemli.
Mülteci kamplarında insanları izole etmişlerse ve bu insanlar sokağa çıkamıyorlarsa biz onların bulunduğu mekânlara gideceğiz. Onlara film göstereceğiz, direnişimizi anlatacağız. Onlar da aslında izolasyon ve ırkçılığa karşı, kapitalizme karşı mücadele etmenin mümkün olduğunu görecekler. Belki zaman içinde onlar da bu mücadeleye bir şekilde katılacaklar.
30 Kasım 2012
Turgay Ulu - Berlin