"İnsanların kafalarında yarattığı korkular eylem kılıcıyla bir anda kesilip atılabiliyor"
Kamplarda insanlık dışı koşullara boyun eğmeyen bir grup mültecinin Almanya’nın Würzburg kentinden 8 Eylül’de başlayıp, 7 Ekim’de Berlin’e varan yürüyüş sonrası eylemleri sürüyor. Direnişçi mülteciler bugüne kadar Berlin’de kurdukları direniş çadırlarında kalarak sokak gösterileri, işgaller gibi bir dizi eylem gerçekleştirdiler.
Şimdi de okul işgal ederek direnişi yeni bir aşamaya taşıdılar. “Mülteci direnişini somut bir güce dönüştürme aşamasındayız. İşgal okulunu almak için daha fazla dayanışmaya ve güce ihtiyacımız var.” diyorlar. Onlara kulak verelim:
OHLAUER STRAßE/ REICHENBERGER STRAßE, İŞGAL EVİNİ KORUMAYA GELİN
8.12.2012 tarihinde Ohlauer Str/Reichenmerger Str. de bulunan büyük bir okulu işgal ettik. Mülteci direnişçiler olarak aylardır sokaklarda verdiğimiz mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıdık. Würzburg'tan Berlin'e yürüdükten sonra, Oranienplatz'da direniş çadırları kurduk. Yürüyüş, bildiri dağıtma, mülteci kamplarını ziyaret etme ve işgal eylemlerimizle direnişimizi devam ettiriyoruz.
Mülteci direniş hareketimizin bir merkeze ihtiyacı vardı ve bu amaçla büyük okulu işgal ettik.
Almanya'da çok sayıda mülteci var. İzolasyon özelliği taşıyan mevcut mülteci kamplarının kapatılması temel taleplerimizden biridir. Bu anlamda işgal ettiğimiz bu okul bir simgesel özellik de taşıyor.
Diğer yandan bizim haklı taleplerle yürüttüğümüz direnişe yeni mültecilerin katılması ve kışı geçirmeleri için bu okul bizim pratik ihtiyacımızdır.
İşgal okulunun durumuyla ilgili olarak Kreuzberg Belediye Başkanı bizimle bir görüşme yaptı. 3 gün içinde belediye yetkilileri kendi aralarında görüşmeler yapacak ve bizimle yeniden buluşacaklar. Şu anda pazarlık aşamasındayız. Bize daha küçük bir yer vermeyi düşünüyorlar. Ancak küçük mekanlar bizim direniş hareketimizin ihtiyacını karşılamaya yetmez.
Aylardır sokaklarda yürüttüğümüz mücadele ile meşru bir zemin kazandık. Şimdi mülteci direnişini somut bir güce dönüştürme aşamasındayız. İşgal okulunu almak için daha fazla dayanışmaya ve güce ihtiyacımız var. Tüm antikapitalist ve antifaşist güçleri işgal okulunu korumaya çağırıyoruz.
Kapitalist izolasyon sistemine karşı mücadele yalnızca mültecilerin sorunu değildir. Tüm toplum izolasyon içinde yaşamaya mahkum ediliyor.
Belediyenin evi bize vermesi, bizim sayımıza ve kararlılığımıza bağlıdır. Bu anlamda hem Berlin'de bulunan mülteci kamplarından ve hem de Almanya'nın diğer bölgelerinde bulunan mülteci kamplarından daha fazla mültecinin işgal evine gelmesi gerekir. Bunun için herkes inisiyatif kullanarak bu işi organize etmelidir.
Meşru bir ortamda gerçekleştirdiğimiz ev işgaline herkesin destek vermesini bekliyoruz. Bizi desteklediklerini söz ile ifade edenlerin şimdi pratik olarak harekete geçmesi gerekir. Tüm aydınlara, sanatçılara ve muhalif organizasyonlara ya da kişilere çağrımızdır; gelin işgal evini koruyalım ve sokaklarda aylardır sürdürdüğümüz direnişi somut bir kazanıma dönüştürelim.
- Tüm mülteci kampları kapatılsın
- Eyalet dışına çıkma yasağı kaldırılsın
- Sınırdışı etmeler durdurulsun
Mülteci Direnişçiler
ÜÇÜNÇÜ İŞGAL
Evet bundan kısa süre önce kaleme aldığımız yazılarımızda "1, 2, 3 daha fazla işgal" demiştik ve bu sözümüze uygun eylemleri gerçekleştiriyoruz. Bugün büyük bir okulu işgal ettik. Bu yazı işgal merkezinden kaleme alınıyor.
Yaklaşık bir aydan beridir bu eyleme hazırlanıyorduk. Buradaki aktivistler bu büyük ve eski bir yapı olan okulun bilgisini bize önceden iletmişlerdi.
Bir aylık bir süre içinde binanın yeri ve konumu ile ilgili hazırlıklar yaptık. Aramızda gerçekleştirdiğimiz kapalı toplantılarda bu durumu değerlendirdik.
Almanya'da daha önce de çok sayıda işgal eylemi gerçekleşmişti. Ama bu işgal evleri polisin yaptığı kapsamlı operasyonlarla tasfiye edilmişti. Bugüne kadar da bu tip işgal eylemleri pek olmuyordu.
Okulun kapılarının açılması çok zor olmadı, bizi destekleyenlerin bu konuda bilgileri ve yetenekleri bu iş için yeterli oldu. Ardından çok sayıda aktivist okul bahçesine toplandılar. Yanımızda getirdiğimiz büyükçe pankartı, okulun üst camlarından sarkıttık. Binayı işgal ettiğimizi ilan eden bir pankarttı bu. Biz pankartı bağlayıp sabitledikten sonra, polis aracının sirenleri duyuldu. Hepimiz aşağıdaki arkadaşların yanına indik. Bahçede bir ateş yaktık. Okulun etrafını çevreleyen demir parmaklıklara pankartlarımızı astık. Ancak polis bize müdehale etmedi, öbür sokaktan devam edip gitti.
İşgalden kısa bir süre sonra, belediye başkanı okulun bahçesine geldi. Biz bahçede çay içip yaktığımız ateşin etrafında sohbet ediyorduk. Belediye başkanı bizimle kısa bir görüşme yaptı. Bu görüşmede belediye başkanı üç gün boyunca burada herhangi bir sorun olmadan kalabileceğimizi söyledi. 3 gün sonra bu okul alanından sorumlu olan belediye yetkilileri aralarında bir toplantı yapacaklar ve daha sonra bizimle tekrar görüşecekler.
Belediye başkanı burasının bir sosyal alan haline getirilmesi fikrine sıcak bakmadığını, ancak biz mültecilerin kışı geçirmesi için kapalı bir alanın gerekli olduğunu söyledi.
Biz mülteci direnişçiler olarak, direnişimizin geldiği bu aşamada bir merkeze ihtiyaç duyuyoruz. Mülteci kamplarında kalan diğer mültecilerin sorunlarını danışabileceği, tüm mültecilerin örgütlenme sorunlarını ve örgütlenme haklarını kullanabilmeleri için böylesi bir merkeze ihtiyacı var.
Biz sürece uzun vadeli olarak bakıyoruz. Bu güne kadar gerçekleştirdiğimiz mülteci direnişi belli bir zemine oturdu. Şimdi bunu bir yere bağlama ihtiyacı duyuyoruz ki arada bir kesinti oluşmasın. Süreklilik ve düzene ihtiyacımız var. Direnişimizi bundan sonra devam ettirebilmemiz buna bağlıdır.
Sarı özgürlük bayrağımız şu anda işgal ettiğimiz okulun tiyatro salonunun kürsüsünde dalgalanıyor.
Bu büyük okulu rahat bir şekilde işgal etmiş olmamızın bir nedeni var. Bir yıla yakın bir süredir sokaklarda gerçekleştirmekte olduğumuz direniş bir meşruiyet kazanmış bulunuyor. Bu nedenle yaptığımız eylemlere müdahale etmek artık çok kolay ve hızlı olmuyor. Müdahale edecek olanlar biraz düşünmek zorunda kalıyorlar. Şu anda işgal ettiğimiz okulun içinde rahat bir şekilde toplantı yapabilmemizin nedeni, sokak direnişimizin yarattığı meşruiyettir.
Somut bir mülteci direniş hareketi olarak sahnede yer alabilmemiz için, gerçekleştirmiş olduğumuz bu işgal eylemi bir ilk kalıcı adımdır. Mülteci direniş hareketimizin somutluk kazanmaya ihtiyacı var. Bunun olabilmesi için de bir irtibat merkezine ve bir mekana ihtiyacımız var.
Mülteci direniş hareketimizin varlığı geçici bir şey değildir. Üstelik Almanya'da bulunan mültecilerin başvurabilecekleri bir merkeze ihtiyaçları var. Önümüzdeki günlerde mülteci kamplarına düzenleyeceğimiz ziyaretlerde direnişimize katılmak isteyen mültecilerin kalabilecekleri bir yere ihtiyaçları var. İşgal ettiğimiz bu bina aynı zamanda buraya gelecek olan diğer mültecilerin yaşayabilecekleri bir alan olacak.
İşgal eylemimizi, yanımızda getirdiğimiz büyük pankartı okulun üst pencerelerinden sarkıttıktan sonra tüm kamuoyuna ilan ettik. İşgalimizi duyanlardan bir kısmı direnişimizi desteklemek için işgal merkezine geldiler. Sayımız epeyce çoğaldı. Bir süre sonra işgal merkezinde bulunan insan sayısı yüzü geçmiş oldu.
Bu işgal eylemine mülteci arkadaşlarımızdan bir kısmı sıcak bakmıyorlardı ve bu eylemde en başta yer almadılar. Ancak biz eylemi başarıyla gerçekleştirdikten sonra, işgal eylemine değişik nedenlerle katılmayan insanlar işgal ettiğimiz okulun içine geldiler. Böylece insanların kafalarında yarattığı korkular eylem kılıcıyla bir anda kesilip atılabiliyor. İşgali gerçekleştirmeden önce, doğal olarak insanlar bu eylemde yer alırlarsa başlarına kötü işlerin gelebileceğini düşündüler. Ama biz eylemi gerçekleştirdikten sonra aslında korkulacak fazla bir şeyin olmadığını gördüler ve gelip bizim eylemimize katıldılar. Şimdi hep birlikte gelecek planlamalarımızı yapmaya devam ediyoruz.
Bazı arkadaşların bu işgal eylemine katılmamasının başka bir nedeni de yakın bir mesafede bulunan bir yerde yeni bir mülteci kampı açılıyor. Arkadaşların oraya karşı bir planlama yapmanın daha isabetli olduğunu düşünüyorlardı. Ama bizim bu işgal eylemimiz diğer alternatifleri engelleyen bir şey değil. Tek bir alternatife kendimizi sıkıştırmak zorunda değiliz.
Yolumuz eylemle açılıyor. Eylemi yapıyoruz, daha sonra ortaya çıkan duruma bakarak gelecek planlamaları yapıyoruz. Eylem yapmadan, gerçekleşen tartışmaların fazla bir anlamı olmuyor. Ne zaman ki eylemi gerçekleştiriyoruz, o zaman geleceğin nasıl şekilleneceği de ortaya çıkmış oluyor. Eylem, geleceği aydınlatan bir fener işlevi görüyor. Eylem, arızaları tamir ediyor, belirsizlikleri ortadan kaldırıyor, yıpranmış ve yorgun düşmüş insanlara güç veriyor.
İşgal eylemini planlarken bazı arkadaşlar bizim gelecek planlamalarımızın ütopik olduğunu düşünüyorlardı. İşgalden sonra da gerçekleştirmekte olduğumuz toplantıda işgalin nedeni ve gelecekte göreceği işlevleri biz tanımlarken görüşlerimizi ütopik olarak değerlenediriyorlar. Ama biz fikri eyleme döktüğümüz zaman aslında görüşlerimizin gerçekleşmeyecek ütopyalar olmadığını anlamış oluyorlar. Eylem kılıcı aynı zamanda bir eğitici işlevi de görmüş oluyor.
Önümüzde henüz yürünmemiş bir yol duruyorken, o yoldan nasıl yürüneceğini tespit etmek pek kolay olmuyor. Ancak biz daha önce gidilmemiş o yola adım attığımız zaman, nasıl yürüneceği konusunda bir fikir oluşuyor. Çünkü yol yürünerek açılıyor. Yürüyoruz ve yol bu yürüyüş sayesinde oluşuyor. Yürümeden yol açılmıyor. Yürünmediği zaman bir belirsizlik oluşuyor. Belirsizlik içinde beklemek ise bazı arkadaşlarımızı yıpratıp zayıf düşürebiliyor.
Gazetelerden, Türkiyeli göçmenlerin "12 Eylül Sürgünleri Buluşuyor" başlıklı bir etkinlik düzenlediklerini okuyoruz. Etkinliği duyuran bildiride, göçmenlerin ve politik sürgünlerin yaşadıkları sorunlar dile getiriliyor. Avrupa'ya gelmek zorunda kaldığımız ilk günden bu yana sokaklarda mücadele yürüten direnişçiler olarak bu buluşma bize bir salon hareketi gibi görünüyor. Aylardır sürdürmekte olduğumuz; yürüyüş, işgal, isyan ve diğer eylemlerimizde bu buluşma için imza verenleri yanımızda göremedik.
Biz direnişçiler olarak her türlü hava koşulu ve baskıya rağmen sokaklarda mücadeleye ısrarla devam ederken, buluşacak olan arkadaşlar ya derneklerde ya da bizim direniş sahamıza yakın mesafede bulunan kafelerde oturuyorlar. Sokak hareketimiz tüm dünyanın gündemine oturdu ama öncü, önder iddasında olan arkadaşlarımızın gündemine gelmedi. Onlara işgal merkezimizden sesleniyoruz: Gelin buluşmalarınızı direniş sahalarımızda gerçekleştirin. Belki biraz üşüyeceksiniz ama bir günlük bir buluşmada üşümeyi göze almak o kadar zor olmasa gerek.
8 Aralık 2012