Kitlelerde: Çelişki, karmaşa, gelgit, hoşnutsuzluk, şükrediş, umutsuzluk, karamsarlık. Kitlelerde: Mücadele potansiyeli..
Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Ersin Kalaycıoğlu ile Sabancı Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Doçent Ali Çarkoğlu “Türkiye'de Sosyal Tercihler Araştırması” başlıklı bir çalışmaya imza attılar. Araştırma çerçevesinde toplam 23 ilde, yüzde 44'ü köy doğumlu olan 18 yaş ve üzerindeki 1846 kişiyle yüz yüze görüşmeler yapıldı.
Araştırma sonucunda, hayat pahalılığı, işsizlik, sosyal güvenlik ve sağlık sorunları kişisel düzeydeki en büyük üç sorun olarak kendini ortaya koydu:
Enflasyon ve hayat pahalılığı: yüzde 25.7
İşsizlik: yüzde 18.3
Sağlık ve sosyal güvenlik: yüzde 9.2
Ekonomik istikrarsızlık: yüzde 8.3
Eğitim: yüzde 6.6
Kişisel aile içi ilişkiler: yüzde 5.3
Artan şovenizm pompalamasına rağmen, “terör ve ulusal güvenlik”, yüzde 4.3'lük oranıyla kişisel düzeydeki sorun listesinin 6. sırasında yer aldı. Listenin bir sonraki basamağını yüzde 2.7 oranıyla “konut, çevre, alt yapı” sorunu oluşturdu. Listenin son iki sırasında yüzde 0.7 ve 0.6'lık oranlarıyla siyasal istikrarsızlık ile rüşvet ve yolsuzluk yer aldı.
Kapitalizmin öz evlatları olan hayat pahalılığı, işsizlik, güvencesizlik ve yoz ilişkiler kitlelerin yakıcılaşan sorunları olarak ortaya çıksa da, bu potansiyel, sendikal-siyasal mücadelede karşılığını bulamıyor.
Araştırmada iş, sorunlardan çözümlere geldiği vakit kitlelerdeki bilinç bulanıklığı kendini tüm çıplaklığı ile ortaya koydu. Kitlelerin dağınıklığı, örgütsüzlüğü, iç rekabeti, sendikal-siyasal önderlik yoksunluğu, “gemisini kurtaran kaptancılık” anlayışına yol açıyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 64'ü hem “Ankara'daki hükümete başvurmanın bir anlamı yok, çünkü onlar yalnızca kendilerini düşünüyor” önergesini, hem de “İnsan amacına ulaşmak için her yola başvurabilir” önergesini onayladılar.
Araştırmaya katılanların yüzde 64'ü şeçilmiş hükümetlere güvenini yitirse de yine araştırmaya katılanların yüzde 40'ı alternatif olarak orduyu koyuyor.
Araştırmanın “Devlet Merkezci Otariter Tutumlar” başlığı altındaki aşağıdaki önermeleri, araştırmaya katılanların yarısı ve yarısından fazlası tarafından onaylandı.
- Okullar çocuklara itaatkar olmalarını öğretmeli
- Ülkeyi yönetenler güçlü, zeki olmalı ve gerektiğinde ülkeyi güç kullanarak tek başlarına yönetmeli
- Ülkenin çıkarları büyük tehlike altında olduğu zaman insan hakları ihlalleri yaşanabilir
Araştırmaya katılanların çelişkili tutumları kendini, hayattan memnuniyet kısmında da gösterdi. Aşağıdaki yüzdelik oranlardan birinciler 2002 yılına ait, ikinciler ise 2006 yılına. Burada tabi birinci oranların 2001 krizinin hemen ardındaki bir ortamı, ikincilerin ise 2006 sarsıntısının öncesindeki bir ortamı temsil ettiğini de unutmamak gerekir:
Hiç memnun değilim:...33.6 .....17.3
Pek memnun değilim:..22.7......19.0
Memnunum:.................38.7......35.2
Çok memnunum:...........5.4.......28.4
[foto]umut.jpg[/foto]
Bu tür araştırmalar kuşkusuz bilimsellikten uzaktır. Ancak kitlelerin nabzı konusunda da belli bir fikir verirler. Bu araştırmada da, kitlelerin -siyasal, ekonomik konjonktürden de etkilenen- bilinç ve psikolojilerindeki çelişkiler, karmaşa, gelgitler, büyüyen hoşnutsuzluk ile asgari ücretten geçici bir iş sahibi olmaya şükrediş, düzenden umutsuzluk ve karamsarlık ile kurtarıcı beklentisi, mücadele potansiyeli ile bunun zorlukları karşısında geriye dönük reaksiyonlar iç içe kendini göstermektedir.
Kitlelerin bilinç durumunun, günümüzdeki oldukça parçalı, karmaşık, bulanık, çelişkili yapısı; geleneksel dar, düz, süreksiz, tek biçimli, dışsal ve genel geçer ajitasyon-propagandanın etkisiz kalmasının önemli nedenlerinden biridir. Kitlelerin bilinci, algısı ve psikolojisi ile bunlardaki konjonktürel değişiklikler, talep ve ihtiyaçlardaki farklılaşmalar, boyun eğişin nedenleri kadar hoşnutsuzluklar ve mücadele potansiyelleri somut olarak çözümlenmeden devrimci kitle çalışması yürütülemez.