Önce bizi vuracak!

Burjuva hükümet temsilcileri NATO’dan bedava patriot kopardıklarını ilan ediverdiler

GENÇLİK
Salı, 11 Aralık 2012 (13 yıl 5 ay önce)

Türkiye’nin Suriye stratejisinde nasıl bir hezimet yaşadığını hepimiz izledik. Sayısız kere efelendi, mehter marşları yankılandı! Sayısız kere NATO’nun bilmem kaçıncı maddesinin yürürlüğe girmesini istedi.. Kah saldırı kararı almasını, kah tampon bölge kurmasına onay verilmesini… Her efelenmesinin karşılığı, ayar çekmek olarak geri döndü. Bu sefer kapılar yüzüne kapatılmadı, yarım da olsa aralandı! Pat diye Patriotlandırılıverdi! Ne de olsa şamar oğlanına dönüştürülen, önemli bir stratejik müttefikti! Karizmasının bu kadar çizilmesi kendileri için de hayırlı olmayacaktı!

Burjuva hükümet temsilcilerinden herbiri farklı tellerden çalsa da sonuçta bir zafer kazanmışçasına NATO’dan patriot kopardıklarını ilan ediverdiler. Hem de parasızdı! Tabii istedikleri sayıda değildi ama olsun! Nasılsa kendileri girdikleri dev bütçeli ihalelerden aldıklarıyla gerisini tamamlayıp, tüm bir sınır boyunu patriotlayacaklar! Ellerini daha fazla cebimize sokacaklar yani!

Patriot adını yakından biliriz. Çünkü daha önce iki kere daha haşır neşir olmuşluğumuz var. Birinde, 1991 Irak Savaşı, diğerinde de 2003 Irak İşgali oldu. O nedenle patriot eşittir emperyalist işgal ve saldırganlıktır! Şimdiki gelişlerinin de bundan farklı bir anlamı olmayacak! Belki dengeler olgunlaşmadığı için ha deyince Suriye’ye saldırmayacak, işgale girişmeyecekler. Fakat burnunun dibine patriot dayamak bile bununla özdeş bir saldırganlık değil de nedir? Suriye ve İran’ın karşı hamleleriyle bölgenin gerçek bir kaosa sürüklenmesiyle birlikte ortaya çıkacak sonuçları siz düşünün! Silah tekellerine ise gün doğdu!

Suriye’deki durum emperyalistlerin bir müdahalesi için şu anda olgunlaşmamış olabilir. Çünkü henüz Esad’ın konumunu önemli ölçüde sarsamadılar. Esad gericiliğinden sonra başbaşa kalacakları güvenilir alternatif bir güç çıkaramadılar (O heterojen “muhalifleri” belli ölçütler temelinde merkezileştirip, örgütlü hale getirmek için canla başla çalışsalar da daha çok yol yürümeleri gerekiyor). Kendi emperyalist çıkarları gereği Esad’ı destekleyen Rusya ve Çin’in bu desteğini kıramadılar. Bu nedenlerle bu seferki patriotlardan hemen sonra işgale girişecekler demek çok isabetli olmaz. Nitekim Rusya “bize söz verdiler” deyip duruyor! Ama dedik ya illa işgal olması gerekmiyor. Patriot yerleştirmek bile kendi başına ciddi bir saldırganlık mesajıdır.

Türk tekelci burjuvazisi ve devletinin olası bir askeri saldırının koçbaşlığını yapacağı aşikar. Ne de olsa ABD’nin yeni savaş stratejisi de böyle buyuruyor. Öyle Irak’ta olduğu gibi askerlerini, silahlarını getirmeyi düşünmüyor. Bu işi, bölgedeki “müttefiklerine” yaptırmak istiyor. “Asker de, silah da onlardan olsun, biz destek verelim” diyor!

Türkiye bu rolü dünden benimsemiş. Ne de olsa işin ucunda yağmalanacak, belki de haritası yeniden çizilecek bölgeden nemalanma hayali var. Bölgenin Kürtlere ait parçaları üzerinde söz söyleme “olasılığı” var. Burjuvazi için yeni sermaye birikimi alanları açma zorunluluğuyla bu tarihsel fırsat arasındaki ilişkiyi kaçırmak istemiyor.

Diğer taraftan da Suriye’de işler sarpa sardıkça kontrolünden büsbütün çıkacağı korkusu yaşıyor! Kürdistan’ın oradaki parçasında PKK çizgisinde bir örgütün hakim olmasını hiç mi hiç sindiremiyor! Onun gücünü koruyup büyütmesinin buradaki Kürtler üzerinde yaratacağı moral etkiden korkuyor. O yüzden de Suriye’ye müdahaleye zorladığı emperyalist babaları onu takmasalar da, o bu korkusunu yok etmek için canla başla çalışıyor. Emperyalistlerin de onayıyla Suriyeli Kürtler’in kazandığı statüyü bozmak için çeteler örgütlüyor, Barzani’yle birlikte gelecek planları yapıyor, kapalı kapılar ardında kirli pazarlıklar döndürüyor.

Bu planlar Kürtler arası bir iç çatışmaya ve Kürtlerle Araplar arasında bir iç savaşa çıkıyor! Bu işin sonunun nereye çıkacağını belirleyeninse son noktada ABD emperyalizminin tercih ve yönelimleri olacağı açık. Türkiye stratejik konumunu onunla yaptığı pazarlıklarda sonuna kadar kullansa da son noktada belirleyici olan onun çıkar ve planları olacaktır!

Patriotların gelişinin arkasında böyle bir tablo var. Onların gelişi, tüm bir Ortadoğu’nun yeniden dizayn edileceği bu sürecin kanlı-militarist niteliğini tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Türk burjuvazisi ve devletinin belirli bölgesel hayallerle birleşik olarak (ki bu onun politikası haline gelmiştir artık) bölgedeki her türlü pis işin tam göbeğinde yer alacağı anlamına geliyor!

Tüm bir sınırın patriotlarla donatacaklar! Demek ki saldırganlıkta sınır tanımayacaklar! Demek ki bu saldırganlığın karşılığını öngörüyorlar ve onun hazırlığını yapıyorlar! Kan, kan, yine kan… Ama bu kanı bize de bulaştıracaklar! Savaşa sürülen biz olacağız!

Bu da yetmez! Dev paraların yatırılacağı bu girişimin bütçesini nasıl mı oluşturacaklar? Bizim ekmeğimizi daha bir küçülterek elbette!.. Daha fazla vergi, daha fazla zam, daha fazla kemer sıkma, daha fazla…

Burjuvazinin hayalleri, hedefleri daha fazla kar üzerinden şekillenir. O ve kapitalist sistem varoldukça işçi ve emekçilere kan, gözyaşı, yokluk ve yoksulluk… dışında bir şey düşmez. Biz bunu gözardı ederek sosyalizm yerine kapitalizmden bir medet umduğumuz sürece, “kendimizi kurtaralım” derken insanlığımızı, doğrusu koca bir insanlığı bu barbarların güdümünde parça parça kaybetmeye mahkumuz!

Sosyalizm yolu ise elbette zorludur, kimse aksini iddia edemez. Ancak yolun sonunda ödenen bedellere değecek bir güneş olarak insanca bir yaşamın doğuşunu izlemek, en kötü ihtimalle izletmek var. Hem de bu bedeller kapitalizmde ödediğimiz gibi burjuvazinin iradesiyle ödetilen bedellere benzemez! Onda bizim insanca bir yaşam için seve seve harcadığımız yoğun ve kolektif bir emek yatar.

- Emperyalist savaşı durduracağız!
- Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!


11 Aralık 2012
Devrimci Proleter Gençlik (DPG)