İçerisinin riski ve sokak

"Kar yağışından dolayı toplantı çadırımız başımıza da uçsa biz sokaktan çekilmemeliyiz"

GÜNCEL
Cuma, 14 Aralık 2012 (13 yıl 10 ay önce)

Bilindiği üzere, mülteci direniş hareketimiz bir işgal eylemi gerçekleştirdi. İşgalin ilk günlerinde gördük ki içeride parti, müzik, eğlence olduğu zaman çok sayıda insan geliyor. Ancak sokakta eylemler düzenlediğimiz zaman az sayıda insan geliyor. Elbette eğlenmek de bir ihtiyaçtır ve kimse eğlenmeye karşı değildir. Ancak bizim direniş hareketimizin esas özelliği bir sokak direniş hareketi olmasıdır. Bize verilen desteğin güçlü olmasının bir nedeni sokak hareketi olmasıdır.



İçeri kapanarak, hareketimizin zayıflama riskiyle karşı karşıyayız. Bu riske bir önlem olarak, bir sokak mekânı olan Oranienplatz'taki direniş çadırlarımızı korumamız zorunludur. Kar yağışından dolayı toplantı çadırımız başımıza da uçsa sokaktan çekilmemeliyiz. Sokaktan çekilmek hareketimizin geleceği için önemli bir risk oluşturuyor.

Geçmişte yaşanmış olan işgal evleri deneyimleri de bir gerçeği ortaya koyuyor: Sokaktan çekilmek direnişi zayıflatıyor ve bir rahatlama havası oluşturuyor. Destek kuvvetleri açısından da bu durum bir rehavet görüntüsü oluşturuyor. Bizim sokaklarda 600 km yürümüş olmamız destek güçlerimizi dinamize etmişti. Oranienplatz ve Branderburger Tor'daki sokak direnişi de yine destek kuvvetleri açısından bir saygınlık oluşturmuştu. Şimdi evin içine kapanmak bu duyarlılığı zayıflatan bir özellik taşıyor.

İşgal evinin ilk toplantısında da dile getirdiğimiz gibi, işgal okulu bizim mülteci direnişimizin ihtiyaçları için bir mevzidir. Başka amaçlar için kullanım kesinlikle direnişimiz açısından olumsuz bir etki yaratacaktır.

Bugün öğrendik ki bazı gazetelerde belediye başkanının "artık Oranienplatz'ın bitmesi gerektiği" yönünde açıklamaları olmuş. Ancak belediye başkanı bizimle görüşmesinde böyle bir şeyden söz etmedi. Biz de böyle bir şeyi kabul etmiyoruz. Oranienplatz bizim için bir simgedir ve esas mücadele mevzimizdir. Burayı terketmiyoruz. Hareketimizin geleceği açısından bu durum olmazsa olmaz bir şeydir. Gazeteler kendi niyetlerini de yazmış olabilir bilemiyoruz. Ama mülteci direniş hareketimiz gazetelerin haberlerine göre hareket etmedi ve bundan sonra da etmeyecektir.

İşgal okulunun kullanımı ile ilgili bir kaos oluştu. İnsanlar kendi kafalarına göre buradaki odaları paylaşma girişiminde bulundu. Bu durumu bir düzene koymamız gerekir. İşgal okulunun kullanımı mülteci direniş hareketinin ihtiyacına göre olacaktır.

İşgal okulu da elbette ki bizim mülteci direniş hareketimizin politik eylemlerinden birisidir. Burasını da en etkili bir şekilde kullanmasını bilmemiz gerekir. Aylardır sokaklarda verdiğimiz mücadele ve direniş olmasaydı bu işgalin başarılı olma şansı yoktu. Sokak direnişimiz bir meşruiyet yarattı ve bunun sayesinde işgal okulunu kazanmak kolay oldu.

Almanya'daki direniş deneyimi ile ilgili ilk kitap önümüzdeki Mart ayında yayınlanacak. Şu anda yazıları hazırlandı ve çeviriler ve gözden geçirmeler tamamlandıktan sonra Almanca olarak baskısı yapılacak. Eğer ayarlanabilirse Türkçesi de yayınlanacak. Bu kitap için kaleme alınan yazı şu ana kadar hiçbir yerde yayınlanmadı. Günlük olarak yazılan bu yazıların dışında, sadece bu kitap çalışması için hazırlanın bir yazı yer alacak bu kitapta. Birkaç yazarın kaleminden çıkmış olan bir kolektif kitap olacak bu kitap.

Film gösterimi ve sohbet toplantıları devam ediyor. Direnişimizi sadece pratik yapmakla eleştirenlere cevabımızdır: Gündüzleri sokaklarda pratik mücadele veriyoruz. Akşamları da konuşmalar, filmler yapıyoruz, kitaplar yazıyoruz. Diğerlerinden farkımız budur belki de hem yapıyoruz, hem yazıyoruz. Kimse bizim adımıza yapmıyor ve kimse bizim adımıza yazmıyor. Yapanlar yazıyor ve yapanlar konuşuyor. Sokakta dövüşüp sokakta yazıyoruz. Sırça köşklerde oturanların bizimle ilgili ahkâm kesmesini istemiyoruz.



Sokaklar soğuk ama insanı dinç tutuyor. İçeri tıkılmış kalmış olanların nasıl bir rehavet içinde yaşadıklarını görüyoruz. İçeri tıkılmak, yalnızca kendi grubunun gündemine sıkışmak ya da sokağın risklerinden çekinmek olarak da algılanabilir. Sokaktan çekildiğimiz zaman özgür olmadığımızı hemen hissetmeye başlıyoruz ve hemen sokağa geri dönüyoruz çünkü özgür olabildiğimiz tek yer sokaklardır.

Hapiste yakılarak öldürülen Oury Jalloh'nun öldürülmesini protesto eylemine hazırlanıyoruz. Bunun için pankartları hazırladık. Polis ve mahkemeler bu cinayetin üstünün kapatılması için uğraşıyorlar. Bizler de bu cinayeti ve suçluları açığa çıkarmak için uğraşıyoruz. Önümüzdeki yıl yapacağımız enternasyonal mülteci mahkemesinde de suçluları yargılamaya hazırlanıyoruz. Oury Jalloh cinayetini protesto eylemi saat 19.00'da Hemanplatz'da olacak. 12 Aralık 2012

***
OURY JALLOH DAS WAR MORD
Bugün Magdeburg mahkemesinde Oury Jalloh'nun yakılarak öldürülmesi ile ilgili duruşma vardı. Daha önce mahkeme beraat kararı vermişti. Ancak bu karar bozulmuştu ve mahkeme görülmeye devam ediyordu. Bugün mahkeme kararını verdi. Mahkeme, bilmeyerek ölüme sebebiyetten bir polis memuruna 10 bin Euro para cezası vermekle yetindi.

Oury Jalloh Afrikalı bir mülteciydi. Ülkesinde yaşanan savaştan kaçıp Almanya'ya gelmişti. Polis onu gözaltına aldı ve ellerini kelepçeleyerek bir yatağa bağladı. Ancak Oury Jallo bu yatağa bağlı halde yanarak öldü. Almanya'da polis insanları gözaltına aldığı zaman üzerindeki eşyaları alır, hele çakmak gibi bir malzemeydi gözaltında olan kişinin yanında asla bırakmaz. Ama Oury Jalloh bir çakmakla ateşlenen yangın sonunda yanarak öldü.

Oury Jalloh'nun yanarak ölmesinde birçok karanlık nokta vardı. Yangın alarmı çalmamıştı. Kamera görüntülerinin bir kısmı kayıptı. Polisin, intihar iddiasını destekleyen bir kanıt bulunmuyordu. Çakmağın gözaltındaki insanın yanında ne işinin olduğu açıklanamıyordu. Diğer yandan yangına karşı dayanıklı olan yatak bir kez çakmakla tutuşturulmaya çalışılmış ve bu denemede yatağın yanmadığı görülmüş, ancak ikinci denemede yatak tutuşmuştu.

Sabah saatlerinde Oranienplatz'daki direniş çadırlarımızda buluştuk. Grup bileti alarak Magdeburg'daki mahkemeye gittik. Mahkemenin önünde bir çadır kurduk. İçerde duruşma gerçekleşirken biz de dışarıda pankartlarımızı açtık ve sloganlarımızı attık. Mahkemenin içine yasal evrağı olanlar girebildi. Bizim yasal evrağımız olmadığı için içeri giremedik. Bir kadın yanında getirdiği haç biçimindeki mezar taşını simgeleyen tahtaları yollara koydu. Oury Jalloh'nun resimlerinin olduğu pankart ve bildiriler sergilendi. Jena, Hamburg vb. bölgelerden gelen arkadaşlarımızla karşılaştık.

Magdeburg'daki mahkeme bittikten sonra da biz Berlin Hermanplatz'daki eyleme yetişmek için aceleyle yola koyulduk. Tren istasyonuna kadar yürüyüş yaptık. Ancak tren bir saat geç kalkacaktı. Buna rağmen eylem saatine yetiştik. Alana girerken sarı özgürlük bayrağı polisin dikkatini çekti. Bu bayrağın yasadışı olduğunu düşündü herhalde, bayrağı ve elimizdeki poşeti aradılar.

Hermanplatz'da toplandık ve Oranienplatz'a kadar yürüyecektik. Ana caddelerden uzun bir yol gittikten sonra polis bizi durdurdu ve başka bir istikametten yürüttü. Oraya giden yolda çok trafik varmış. Yürüyüş Oranienplatz'a yakın bir yerde bitirildi.

Oury Jalloh davası için diğer bölgelerden gelen arkadaşlarımız işgal okulundaki ve Oranienplatz'daki durumu soruyorlardı. Onlara, iki tarafın da devam ettiğini açıkladık. Direnişimizin devam ettiğini açıkladık.

Uyarılarımızın haklı ve kritik olduğunu bugünkü Oury Jalloh davasında da gördük. Eyleme gelen insan sayısı fazla değildi. Hele mülteci sayısı çok daha azdı. Sokaktan çekilmek insanlarda bir rehavet havası yaratıyor. Şimdi bu durumu yenden düzenlememiz gerekir.

Mevcut mahkemeler sistemin devamı için çalışıyor ve suçlu olan sistemin yargılanmasını bu mahkemelerden beklemek saflık olur. Suçluları yargılamak için enternasyonal halk mahkemesi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Enternasyonal mülteci mahkemesinin hazırlıkları devam ediyor.

13 Aralık 2012
Turgay Ulu - Berlin