Ajanlık teklifine yanıt

İHD Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Mendillioğlu'na ajanlık teklif edildi

GÜNCEL
Cuma, 14 Aralık 2012 (13 yıl 10 ay önce)

Ankara Mülkiyeliler Birliği'nde, bugün sabah saatlerinde İHD Ankara Şube bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında şunlar dile getirildi:Basının ve kamuoyunun gerek tarihten gerek güncelden, çok iyi bildiği bir devlet geleneği ve yöntemidir, muhalifleri ajanlaştırma.

Yabancısı olmadığımız bu yöntemin yeni bir örneğini de Ankara’da yaşadık.

Derneğimiz Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Mendillioğlu’na ajanlık teklif edildi. Telefonla yapılan teklif sırasında kullanılan ibarelerden, ortam dinlemesi ve benzeri yöntemlerle yakınen izlendiğimizi bir kez daha gördük. Ama “ne yazık ki (!)” hiç şaşırmadık, şaşıramadık. Demokrasi, açılım, şeffaflık, hak arama özgürlüğü laflarının havada uçuştuğu, ama kırıntısının dahi olmadığı bir ülkede yaşadığımızı bildiğimiz için şaşırmadık, şaşıramadık.

Bu, egemen devlet geleneğidir. Biliyoruz, tanıyoruz.

Derneğimiz şubelerine yapılan başvurulardan ve basına yansıyan haberlerden bilmekteyiz ki, işçilere, memurlara, öğrencilere, öğretmenlere, basın mensuplarına, avukatlara toplumun tüm kesimlerinden muhalif ve hak arayanlarına muhbirlik ve ajanlaştıma dayatılmaktadır.

Toplumu, muhalifleri ispiyonculukla, jurnalcilikle güvenilmez hale getirip çürütmek, tüketmek istiyorlar. Birbirine güvensiz, birbirinin sırtına basarak yaşayan, sadece kendi bireysel çıkarları ve sorunları içinde boğuşan ve orada boğulan, kendilerine bile güvensiz, iradesiz insanlardan oluşan birf toplum arzusudur.

Yaratılmak istenen bu durumu dernek olarak her alanda reddettik ve bunun, bırakın İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi'ne, Avrupa Konseyi Statüsüne aykırı olmasını, insan olmanın en asgari şartlarına bile aykırı olduğunu haykırdık. İnsan olmanın insan kalmanın vazgeçilmez ilkesi tüm sorun ve sıkıntılara bakış ve yaklaşımdır. Üyelerimiz insan kalmanın ve insan olmamın vazgeçilmez ilkelerini iyi bilip sahiplenirler.

Evet korktuk ve tedirgin olduk; çünkü acı vermek, teslim almak, değerlerimizden soyundurmak için yapacakları zalimliklerin sınırı yokmuş bir daha gördük. Derneğimiz ve üyelerimiz bunları yaşayarak gördü ve öğrendi. Derneğimizin ve yöneticimizin yaşadığı bu saldırı ne bir ilk ne de sonuncu saldırılar. Ama bu saldırıyı yöneltme cüretini gösteren muhataplarımızın da bilmesi gereken şudur; Bizler insanlığın aydınlık yüzünün temsilcileriyiz. Bu tür saldırılarla ne bize geri adım attırabilirler ne de kanıksamamızı sağlayabilirler.

Saldırı bir araya gelişimize, haksızlığa birlikte karşı durup vicdanların sözcüsü temsilcisi olmamıza dönüktür. Derneğimizin, vicdanları yaralayan meselelerde son dönemde yaptığı çalışmalar ve bu meselelerdeki aktifliği, Ankara’daki duyarlı, muhalif tüm kesimlerle yan yana gelişi görülüyor ki rahatsız etmiş. Bu nedenle yapılan saldırı sadece derneğimize ve dernek yöneticimize değil, Ankara’da son dönemde tüm kurum ve kişilerce ortaya çıkartılan olumlu mücadele tablosuna bir saldırıdır. Bu saldırıyı Ankara’daki muhalif ve duyarlı tüm kesimlere yapılmış olarak görüyor ve değerlendiriyoruz.

Bu nedenle, bu tür saldırılara karşı toplumun tüm kesimlerini duyarlı ve dikkatli olmaya, gerekli tepkisini göstermeye çağırıyoruz.

Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da, bu ve bu tür saldırıların takipçisi olacak ve insani tepkimizi her yerde sergileyeceğiz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ANKARA ŞUBESİ