YÖK kaldırılsın!

Üniversite kapıları emekçilere ve çocuklarına kapatılmaktadır. Üniversiteler arasında eşitsizlik inşa edilmektedir

GENÇLİK
Salı, 25 Aralık 2012 (13 yıl 5 ay önce)

Eğitim-Sen 5 nolu şube bugün Ankara Üniversitesi Cembeci Kampüsü'nden Sarkarya Caddesi'ne bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Yürüyüş saat 16:30'da başladı. Yürüyüş boyunca, “Sermaye defol üniversiteler bizimdir!”, “AKP defol üniversiteler bizimdir!”, “YÖK'te reform olmaz YÖK kaldırılsın!” sloganları sık sık atıldı.

Sakarya Caddesi'ne gelindiğinde basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında şunlara değinildi:

Bir süredir yükseköğretimle ilgili bir reform önerisi tartışılmaktadır. Bu öneride demokratik ve katılımcı bir yapı kurarak eski YÖK rejimini ortadan kaldırma amacı vurgulansa da önerilen, eskisine kıyasla daha da merkezi ve anti-demokratik bir yükseköğretim yapısıdır.

Öneri öngörülen katılımcılık ve özerklik, üniversitelerin karar organlarına,sermayenin ve siyasal iktidarın unsurlarını yerleştirme, üniversitelerin asli unsurları olan öğrencileri, idari ve akademik personeli etkisiz ve sermayeye bağımlı kılmaktır. Öğrencileri müşteriye, akademik ve idari personeli ise parça başı üretim yapan vasıfsız bireylere dönüştürmektedir.

Öneride, kısmen kaldırılan harçlara, özel ve yabancı üniversitelerin kurulması hedefi eşlik etmekte. Üniversite kapıları emekçilere ve çocuklarına kapatılmaktadır. Üniversiteler arasında eşitsizlik inşa edilmektedir.

Yeni yükseköğretim önerisiyle:
*YÖK kaldırılarak TYK adı altında daha güçlü bir baskı ve denetleme aracı kurulmaktadır.
*Her üniversitede yeni küçük YÖK'ler yaratılmakta ve siyasal iktidarın çeşitli kanatları ve sermaye temsilcileri doğrudan üniversite yönetimine dahil edilmektedir.
*Yüksek öğretimin bir kar kapısı olarak görülmesinde vakıf üniversiteler yetersiz bulunup özel üniversiteler ve yabancı yükseköğretim şirketlerine kapı açılmaktadır.
*Yeni YÖK yasası'nın asistanlara tanıdığı sözde iş güvencesi, İTÜ, Ankara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde başlatılan ve diğer üniversiteleri de tehdit eden asistan kıyımından tek kurtuluş yolu olarak gösterilmektedir.
*Bilim insanları rekabet ve performans değerlendirmesi üzerinden, birbirinin kurdu haline getirilmek ve baskı altına alınmak istenmektedir.
*Öğrenciler müşteri olarak görülmekte, düşünceleri, eylemleri disiplin hükümleriyle baskı altına alınmaktadır.

Yasa yapma sürecini katılımcı ya da demokratik olarak nitelemek mümküm değildir. Üniversiteler görünürde temsil ediliyor olsalarda temsil mekanizması etkisizdir, var olan öneriyi onaylamaktan başka bir işlev görmemektedir.
Basın açıklamasının ardından eylem sonlandırıldı.

Eğitim-Sen
Ankara Üniversiteler Şubesi