Uluslararası sermayeyle dengelerin, dünya işçi sınıfı ve emekçileri lehine değişmeye başladığı 2012‘yi geride bıraktık
Uluslararası sermaye ile aramızdaki sınıfsal dengelerin, dünya işçi sınıfı ve emekçileri lehine değişmeye başladığı 2012‘yi geride bıraktık. 2013 umudumuzu, kavgayı, sosyalizm ütopyamızı büyütmenin rüzgarını arkamıza alacağımız bir yıl olacak demek rüya görmek değildir.
2012 yılı çelişkilerin keskinleştiği, patlama öğelerinin üst üste binerek biriktiği bir yıl oldu. Avrupa‘da yıkım bütçeleri ve buna karşı grev ve militan yöntemlerle yürütülen genel grevler, yer yer kapatılacak fabrikaların işgali gibi geleceği bu günden görmemizi sağlayan direniş ögeleri ile geçti. Emperyalist kapitalizmin derinleşen krizinin vurduğu geleceksiz bırakılan gençler giderek artan eylemlerle sisteme isyan etti.
Halk ayaklanmalarını yaşamış, emperyalist müdahalelerle “Devrimi çalınan” Tunus ve Mısır, yeniden alevlenen politik gelişmelerde, son noktayı işçi sınıfın koyduğu alt üst oluşlara sahne oldu.
Ortadoğu kaynamaya devam etti. Bölge emperyalist savaş ve iç çatışmalar tehdidi altında. Emperyalistler, Suriye üzerinden savaşı yaygınlaştırmak, giderek İran’ı da içine alacak şekilde doğrudan işgal alanlarını genişletmek istiyorlar.
Direnişlerin yanısıra, 2012′de, Rusya, Türkiye, Güney Afrika ve Asya’da işçi ve göçmen işçi katliamlarının keskin acısı yüreğimizi bir burgu gibi deldi.
Gençlik gelecek
Emperyalist kapitalizmin diplerde dolaşan krizinin vurduğu geleceksiz bırakılan gençler, giderek artan eylemlerle sisteme isyan ettiler. Gelecek içerisinde söz sahibi olduklarını, yer yer sermayeye geri adım attırarak kanıtladılar. Yapılan kesintilere ve eğitimin özelleştirilmesine karşı nitelikli, bilimsel ve ücretsiz eğitim talep eden öğrenciler, başta Şili olmak üzere Kanada, İtalya, İspanya, İngiltere gibi birçok ülkede isyan ve işgaller gerçekleştirdi.
“Yeni baharlar gelecek”
Mısır’da bir senelik İhvan liderliğindeki meclis ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin bütün yetkileri elinde toplayan merkezileşme hamlelerine karşı Mısır halkı yeniden Tahrir’e inerek devrimin taleplerinin yerine getirilmesini istedi. Anayasa taslağını geri çektirdi ve bunda noktayı bir kez daha Mahla’da şartelleri indiren sınıf koydu. Tarihinin en kitlesel gösterilerinden biri gerçekleştirildi, egemenlerin sarayları basıldı. Grevlerle desteklenen gösterilerin gösterdiği bir şey varki; Mısır’da Anayasa referandumu ve anayasanın kabulü ile devam eden gelişmeler yeni başkaldırıları tetikleyecek gibi.
Tunus’ta iktidara gelen Ennahda hareketinin devrimin taleplerini yerine getirmemesi, halk tarafından eylemlerle ve grevlerle yanıtlanmaya devam etti. Ülke genelinde süren grevler olmasa da, geniş katılımlı tekil grevler sürüyor.
İsrail hapishanelerindeki 2 bin Filistinli tutsağın “Filistin Tutsaklar Günü” olan 17 Nisan’dan başlatıp 14 Mayıs’a kadar süren açlık grevinin kazanımı başarı hanemizin artılarından bir başkası oldu. Kitlesel açlık greviyle Filistinli tutsaklar, İsrail’e geri adım attırdı. İdari tutuklamaya, hücre cezalarına karşı ve eğitim ile sağlık hakkı zaferi kazandı.
Afrika kıtasının en fazla nüfusa ve petrol rezervlerine sahip ülkesi Nijerya’da bedeli ağır direnişlerle zamların bir kısım geri çektirildi. Nijerya’da, 1 Ocak’ta petrole uygulanan sübvansiyon kesildi ve petrol fiyatları yaklaşık iki kat arttı. Fiyat artışlarına karşı 2012′ye süresiz genel grevle giren halk, ülke genelinde sokağa çıktı. Genel greve onbinlerce kişi katıldı ve ülkede üretim durdu.
Nijerya Hükümeti'nin yüzde 30 civarında indirim yapmasına rağmen sokakları terketmeyen halk, tehditlere rağmen mücadeleyi sürdürdü. Ülkenin ticaret merkezi olan Lagos şehrinde sokağa çıkanlara, askerler zırhlı araçlarla saldırdı ve ateş açtı. Nijerya halkının mücadelesi sonucu, zamların yarısından fazlası geri alındı.
Yunanistan’daki mücadele araçlarının zenginliğini takip eden İspanya maden işçilerinin, kendi sloganlarında olduğu gibi “Madencilerin kavgası, yolumuzu aydınlattı”. İspanya devletinin madencilik sektöründe devlet sübvansiyonlarını kesmesi ve maden ocaklarının kapatılmak istenmesine karşı greve çıkan madenciler, 18 gün boyunca başkente yürüdü. Binlerce madenci Madrid’in direniş simgesi Sol Meydanı’na yürüyüşleri sırasında el yapımı roket, sapan ve kalkan kullanarak polisle çatıştılar.
Avrupa
İrlanda, Yunanistan, Portekiz, İspanya’yı kuşatan borç krizi İtalya’yı da sardı. Almanya ve Fransa öncülüğünde, Avrupa Birliği’ni yeniden yapılandırma arayışları sürerken, Yunanistan’ı birlikten atma tehditleri ile yıkım politikalarını sürdürebilecek Samaras’ın seçilmesi için ne gerekiyorsa yapılması atbaşı gitti. Merkez emperyalist ülkeler tarafından adeta atanan Monti eliyle İtalya’da, ayrıca Yunanistan’da yıkım politikalarını meclislerden geçirdiler. Yasalar, artan saldırganlık, peşpeşe yürürlüğe konan faşist yasalar, kısıtlanan demokratik haklarla paralel yürütüldü.
Emperyalistlerin AB’nin krizini yapılandırmak isteyen nafile çırpınışları ise sürüyor. Hükümet değişiklikleri, seçimlerde yapılan demagojiler esneme payı kalmamış sermayenin yapısal krizin derinliğine çarpıyor.
Fransa’da Sarkozy’nin yerini alan Hollande örneklerden biri. Gerçek şu ki, iktidara hangi parti gelirse gelsin, gidiş daha saldırgan ve açgözlü politikalar ihtiyacındaki büyümeyle birleşik olarak ırkçılık ve faşizm eğilimlerinin güçlenmesini beraberinde getirmekte.
“Ulus devlet yapılanmasının geçmişte kaldığı”, “Ulus devlet üstü yeni egemenlik yapılanması” savunularına kaynaklık eden AB, bütün ülkelerini kesen bütünsel kriz koşullarında, ilk sınavında dağılmanın eşiğine gelip, parçalanma eğilimlerine girdi. İki büyük Avrupa ekonomisi olan Almanya ve Fransa’nın uyumu ilk çatırdamalardan birisi oldu.
AB ülkeleri tarafından dayatılan yıkıma karşı emekçiler Avrupa genelinde genel grevlerle ve işgallerle direnişini sürdürdü. Yunanistan’dan İspanya’ya, Portekiz’den İtalya’ya, Belçika’ya ve daha birçok ülkede gerçekleştirilen genel grevlerle ve sokak eylemleriyle hayat durma noktasına geldi. Özellikle yıkım bütçelerinin geçirildiği dönemlerde tüm toplumsal kesimleri kapsayan eylemler, milyonları sokağa döktü ve artık sistemden umutlarını kesmeye başlayan emekçileri artık başka arayışlara yöneltiyor.
Bunların başına mücadele ve arayışlarda prototip özelliği kazanan Yunanistan’ı yazmak gerekiyor. Hükümet kurulamamasından kaynaklı bir ay içerisinde iki kez yapılan seçimlerinden, yıkım politika yanlısı Yeni Demokrasi Partisi, birinci çıktı. Ancak Radikal Sol Koalisyon SYRIZA’nın oylarını yüksek oranda artırdığı seçimlerde, genel olarak AB politikalarına karşıtlık ön plana çıktı. Uçlarda birikimin göstergesi Haziran ayında yapılan seçimde yüzde 20.7 oy alan SYRIZA, oy oranını yüzde 23.1′e yükseltirken, faşist Altın Şafak Partisine de destek artmış görünüyor. Haziran’da yüzde 7.5 oy alan Altın Şafak desteğini yüzde 10′a çıkarmış durumda.
Ortadoğu
Ortadoğu’da emperyalist-kapitalist dünyadaki egemenlik çatışması, emperyalist güçler birbirlerinin nüfuz alanlarını daraltma kavgası sürdü. Bu kavga bugün Genişletilmiş Ortadoğu düzleminde yeni biçimler kazanmış durumda. “Amerikan yüzyılı“, “tek kutuplu dünya” rüyası çoktan çöktü. Rusya-Çin emperyalist bloku İran, Suriye, giderek -yakın dönemin savaş yıkıntıları içinden çıkmış- Irak ve Afganistan üzerindeki nüfuzunu artırdı.
Siyonist İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’deki ve işgal ettiği Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik saldırılarını arttırarak sürdürdü. Gazze’ye Kasım ayında düzenlenen sekiz günlük bombardımanda, 165′ten fazla Filistinliyi katleden İsrail, yüzlerce Filistinlinin de yaralanmasına neden oldu. Gazze’nin direnişi, İsrail’in bombardımanı daha uzun sürdürmesinin önüne geçti. Bir yandan katliam yapan siyonist yönetim, diğer taraftan Batı Şeria’da sürdürdüğü işgal politikalarına yenisini ekledi. Filistin’in BM’de “üye olmayan gözlemci devlet” statüsü kazanmasının ardından İsrail, yüzlerce yeni yerleşim kararını açıkladı.
Rusya
Rusya’da yapılan devlet başkanlığı seçiminde Vladimir Putin, oy kaybederek de olsa üçüncü kez ülkenin liderlik koltuğuna oturdu. Putin’in en yakın rakibi ise Rusya Komünist Partisi oldu. 6 yıl boyunca devlet başkanlığı görevini yürütecek olan Putin, seçim propaganda süresince büyük Rus şovenizmini hortlatan milliyetçi söylemlerle oy topladı. Rusya’da seçim görünümü altında devletin merkezileşmesine hız verilirken, büyük emperyalist yarışta son yıllarda yüksek sesli varlığını konuşturma hamlelerinde, milliyetçi saldırgan bir hat izlenmeye devam edileceği sinyalleri verildi.
Katliamlar
2012′nin akıllara durgunluk veren iki katliam karesi var. Birincisi kendi coğrafyamızda 34 Kürdün kaledilmesi ile faşist devletin "aileleriniz korucu da gerici de olsa Kürt'sünüz" nafile mesajını Kürt Halkı'na verdiği Roboski. İkincisi, Güney Afrika polisinin madencileri kurşuna dizmesi oldu. 16 Ağustos’ta insanca yaşamak için greve giden madencilere otomatik silahlarla ateş açan polisler, 34 madenciyi katletti. Bu katliam Apartheid yönetiminin bitmesinden bu yana Apertheid’i akıllara getiren ilk büyük katliam olarak tarihe geçti.
Daha sonra grevdeki madencileri otomatik silahlarla tarayan Güney Afrika polisinin, katlettikleri 34 madencinin yanına silah bıraktığı ortaya çıktı. Madencilerin öldürülmesinin ardından çekilen fotoğraflarda ellerinde büyük satırların olduğunun görüldüğünü belirten avukatlar, daha sonraki fotoğraflarda satırların yerinde silahların olduğunu belirtti.
Göçmen işçi cinayetleri
İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle bir katliamda Moskova’nın güneyinde pazarcıların kaldığı bir depoda meydana gelen yangında yaşandı. 17 göçmen işçi hayatını kaybetti. Depoyu küle çeviren yangın, bina içindekileri uykuda yakaladı. Ölenlerin hepsi, Moskova’ya çalışmaya gelen göçmen işçilerdi. Başkent Moskova’nın güneyinde bulunan Yegoryevsk kasabasındaki bir giysi fabrikasında çıkan yangında ise yine tamamı göçmen olan 14 işçi hayatını kaybetti.
Resmi rakamlara göre 2011 yılında 50 bin işçinin öldüğü Çin’in güneyindeki Shantou kentinde bir giyim fabrikasında çıkan yangında ise en az 14 işçi yanarak can verdi.
Bangladeş’in başkenti Dakka’da bir tekstil fabrikasında çıkan yangında ise, 120 işçi yanarak yaşamını yitirdi. Çokuluslu şirketlere mal üreten Tazreen Moda fabrikasında ölenlerin çoğu üst katlarda mahsur kalan işçilerdi. Ölümlerin sebebi ise fabrikada yangın çıkışı bulunmaması! Kötü güvenlik koşuları, altyapı eksikliği ve çok fazla sayıda işçinin dar alanlarda çalıştırılmasından dolayı her yıl onlarca işçinin iş cinayetlerine kurban gittiği ülkede, işçi katliamının ardından Dakka’da adalet isteyen binlerce işçi sokaklara döküldü. Fabrikalara taş atan ve yollara barikat kuran işçiler, yangının çıktığı Savar bölgesinde yaklaşık 200 fabrikada üretimi durdurdu. Binlerce tekstil işçisi daha iyi çalışma ve güvenlik koşulları talep etti.
ABD
2008′de büyük bir umut olarak gösterilen ve seçimi kazanan Obama yeniden seçildi. Ancak bir önceki döneme göre güç kaybeden ve önceki dönemden aldıkları üzerinde bir değişiklik yapmayarak “beyazlığını” koruyan Obama, şimdiye kadar ne yaptıysa ve nasıl yaptıysa onları yapmaya devam edeceğinin mesajlarını verdi. Irkçılık, militarizm, kadın haklarına saldırı, emperyalist uygulamalar, atom ve nükleer çalışmalar, çevrenin bozulması bir önceki dönemden farksız olarak yürütücülüğünü yapan Obama, ilk yönetime geldiğinde umuda kapılan bölge halklarını nezdinde eski inandırıcılığını yitirdi.
Çin
Çin Komünist Partisi kongresi, dünyanın ucuz emek cenneti ülkede, sömürünün derinleştirilmesinde sınır tanınmamasını isteyen burjuva kliğin galip çıkmasıyla karakterize oldu. Toplumsal kutuplaşma ve sınfsal çelişkilerin bıçak sırtı keskinleştiği Çin düşünüldüğünde vahşi kapitalizmin doğası ile uyumlu bir gelişim yaşandı.
Çin Komünist Partisi (ÇKP) yeni bir kongre yaptı. Sınıfların içinde temsil edildiği tek parti rejimi olan Çin Halk Cumhuriyeti’ni yöneten ÇKP’nin 18. Kongresi, bir hafta sürdü. İki burjuva klik arasındaki gerginlikle girilen bu kongrede, burjuvazinin neoliberalizme daha yakın duran fraksiyonlarını temsil eden daha fazla özelleştirme yapılmasını ve sosyal harcamaların belirli bir düzeyde tutulmasını savunan Guangdong Modeli savunucuları zaferle çıktı.
Latin Amerika
Latin Amerika’da Chavez, Morales ve iktidara gelen “sol” partilerin “sosyalizm” denemeleri, bir dönem “heyecan” yaratmıştı. Pratikte ise sosyal liberal devlet uygulamaları yer yer duvara tosladı. Buna rağmen emekçilerin yaşamını kolaylaştıran reformların yapılandırıldığı Venezüella’da devlet başkanlığı ve eyalet meclisi seçimlerinde halk, yine Chavez ve dostlarını seçti.
14 yıldır ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Hugo Chavez, oyların yüzde 54′ünü aldı. Yeniden seçilmesi halinde ülkede sosyalist devrimi gerçekleştireceği sözü veren Hugo Chavez’in zaferi sokaklarda bayram havası yarattı. Devlet Başkanı Hugo Chavez liderliğindeki Birleşik Sosyalist Parti (PSUV), eyalet başkanlığı seçimlerinden de zaferle çıktı. PSUV, ülkedeki 23 eyaletin 20’sinde sanıklardan birinci parti olarak çıktı.