İzmir Cezaevi İnsiyatifi, dün (18 Haziran) Kemeraltı girişinde yaptığı basın açıklaması ile hem tecrit ve izolasyonu bir kez daha protesto etti, hem de hapishanelerdeki keyfi uygulama ve baskılara dikkat çekti.
Açıklamada eylemciler tecridi protesto etmek amacıyla ağızlarını siyah bantlarla kapattılar. Daha önceki haberlerimizden bildiğiniz gibi hapishanelerde artık Türkçe dışında başka bir dilde konuşmak (telefon ve görüşlerin dışında hücrelerde bile) “disiplin cezası gerektiren suç” kapsamına alındı.
Açıklama burjuvazi ve devletinin içeride dışarıda yaptığı (içeriye; operasyon, CİK, tecrit.. dışarıya; özelleştirme, TMY, İş Yasası...) saldırıların bütünlüğünün ortaya konulması ile başladı. Ve bu saldırıların tümünün toplumun bütününe yönelik olduğu vurgulandı. Tecrit saldırısının sadece içeriye değil, dışarıda örülen F tipi yaşamlarla bütüne yönelik bir saldırı olduğu ortaya konuldu.
Tecrit ve izolasyon işkencesinin her gün daha da ağrılaştığını belirten İCİ, tutsakların kişiliklerini yok etmeye yönelik sistemli saldırılara eklenen yeni keyfi uygulama ve baskıları şöyle sıraladı:
- İzole edilmiş mahpus disiplin yargılamalarında her türlü savunma ve kanıt gösterme aracından yoksundur. İnfaz ve diğer kamu görevlisinin tutacağı tek yanlı ve keyfi tutanak disiplin cezası için yeterli olmaktadır.
- Hürriyeti bağlayıcı cezanın amacı; hükmedilen süre için özgürlüğün kısıtlanması iken; mahpusun kültürel gelişimini sürdürmek için talep edeceği sosyal - psikolojik - kültürel haklar şartlara - tretmana tabi tutularak gasp edilmektedir.
- Tutuklu ve hükümlülerin bir avukat ile görüşme hakkı herhangi bir şarta bağlanamaz, geçici bir süre yasaklanamaz ve ertelenemezken, görüşler ve avukat ziyaretleri ile ilgili sürekli keyfi uygulamalarla karşılaşılmaktadır.
- Mahkumların sağlıkları 6 yıldır giderek kötüleşmekte, yetersiz beslenme, ısınma koşullarının ve temizlik koşullarının yetersizliği, havalandırma koşulları ile tedavilerin sürekli engellenmesi, revirden hastaneye sevklerin geciktirilmesi veya hiç sevk etmeme, ilaçların düzenli verilmemesi, Ölüme sebebiyet verecek düzeyde ihmaller ve tek kişilik hücrelerde kalanların özellikle bakıma muhtaç olanların ölüme terk edilir olması, idarenin bu mahkumları sistemli bir şekilde yok etme politikasının bir ürünüdür.
- Şikayet konusundaki her adım, sansür ve disiplin cezaları ile karşılanmakta ve bu durum tecridi daha da ağırlaştırmaktadır. Yıllardır her tür tecridi yaşamakta olan mahkumlara sürekli mektup, görüş yasakları ve hücre hapisleri uygulanmakta sessiz direnişte dahi bulunmak disiplin suçu sayılmaktadır.
- Ancak bu arada mahkumlardan gelir elde etme amacı da göz ardı edilemez durumdadır. Devlet F Tipi Cezaevlerini bir ticari işletme haline getirmiş, mahkumlara ailelerinin getirmiş olduğu ikinci el kitap, tv, buzdolabı vb. eşyaları cezaevine almayıp, fahiş fiyatlarla mahkumlara kendisi satmaktadır.
Basın açıklamasında sonra konuyla ilgili olarak çıkarılan bildiriler halka dağıtıldı.