Ya barbarlık ya sosyalizm!

94 yıl önce olduğu gibi bugün de tüm direnme dinamiklerini ileri çekme sorumluluğu ile karşı karşıyayız

DÜNYA
Perşembe, 10 Ocak 2013 (13 yıl 9 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA
[Elimize e-mail yoluyla ulaşan haberi güncel öneminden dolayı yayınlıyoruz]
Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in “Ya barbarlık içinde yok oluş ya sosyalizm” tanımları bugün gerçekliğin ta kendisi oldu. Sınıf mücadelesi açısından laboratuvar özelliği kazanan bölgelerin, kaynama noktalarının çoğalması bu gerçekliğin nesnel zemini durumunda.

Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, yaşamları, kendilerini sakınmasız devrime adamaları, bu uğurda ölümleriyle sınıf mücadeleleri tarihine geçtiler. Tıpkı Rosa ve Karl gibi, bugün de sınıf, emekçiler tüm direnme dinamiklerini ileri çekme sorumluluğu ile karşı karşıyayız.

Ya insanlığın kurtuluşu olan sosyalizm mücadelesini yükselteceğiz, ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı; ya barbarlık içinde yokoluşu yaşayacağız, yeryüzüne inecek ölüm!..

Böyle bir karar anındaki devrimci duruşlarından dolayı Luxemburg ve Liebknecht’in katledilme kararlarını tüm dünya gericiliği istedi. Çünkü onların şahsında proletarya ve tüm dünya emekçilerinin yanıbaşlarında yükselen sosyalizmin “güncel ve yakıcı” olduğu gerçeği somutlanmıştı.

Almanya‘da bir siyasal altüst oluş yaşanıyordu. Ülke, fabrikalar, sokaklar, limanlar, askerler devrimin diliyle konuşarak yarattıkları devrimci cangılla sarsılıyordu.
Emperyalist burjuvazi ve uşakları büyüyen devrim yangınını ancak Rosa’ların katledilmesiyle dururabileceklerini düşündüler. Çünkü Rosa’lar, sınıf işbirlikçiliğine, reformizme ve sosyal şovenizme karşı bu savaşın önderleriydiler.

19 Ocak 1919‘da sosyal demokrat hükümet tarafından alçakça katledildiler. Fakat sosyalizm ve sınıfsız toplum idealinin büyüklüğünce ölümsüzleştiler. Almanya’da devrim yenildi. Fakat Rosalar gibi proletarya kahramanlarının yarattığı devrimci miras, dünya proletaryası ve emekçilerinin kolektif belleğini güçlendirdi. Ne kadar karartılmaya çalışılırsa çalışılsın kökleşti, günümüze dek taşındı.

94 yıl önce Rosa’ları katleden emperyalist burjuvazi bugün dünya çapında yükselen ayaklanmaları bastırmaya çalışarak tüm gerici yönünü açık bir şekilde vahşet ve katliamlarla kusuyor. Öte yandan, Afganistan, Irak, Pakistan, Kuzey Kürdistan‘dan sonra Suriye’yi hedef alan yeni bir savaş cephesi açmaya hazırlanıyor.

Bizse, emperyalist kapitalizmin krizini devrimci sınıf mücadelesi ile derinleştirmenin, sosyalizmin olanaklarını büyütme sorumluluğu ve hedefiyle karşı karşıya olmayı yaşıyoruz.

Bugün burjuva sistemin kendisini devam ettirme stratejilerinin karşısında Rosa’lar gibi “Cüret ettim!” diyen atılganlıkla yürüme sorumluluğumuz var! Onlar gibi VARDIK, VARIZ, VAROLACAĞIZ diyerek savaşma, militan bir sosyalizm mücadelesi için ileri atılma sorumluluğumuz var!..

- Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht dünya proletaryasının bilincinde yaşıyor!
- Krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm!

TİKB Yurtdışı Komitesi