Hesap sormaya!..

Bese’lerden, Zarife’lerden, Leyla’lardan; Beritan’lara, Zilan’lara, Sema’lara, Nuda’lara, Şilan’lara…

GÜNCEL
Cuma, 11 Ocak 2013 (13 yıl 9 ay önce)

Kürt halkı bu sefer en hassas, en duyarlı yerinden namertçe hançerlendi! Bu hançerin kanattığı yerde tüm Kürdistan ağlıyor, kanıyor! Acıyla, öfke ve kararlılıkla… Çünkü bu sefer on yıllara yayılan özgürlük savaşının başeğmez dinamiği, yapıcısı, kurucusu, harcı olan Kürt kadını, hem de en namert biçimiyle vuruldu, katledildi! Kürdistan özgürlük mücadelesine çocuğunu, canını, maddi-manevi tüm varlığını sakınmasızca sunmuş Kürt kadınının ifade ettiği tüm anlamlara suikast kurşunları yağdırıldı!

O Kürt kadını ki, özgürlüğün zorunluluğuna en içten inançla bağlanmış, bağlandıkça hem kendisinin hem de toplumun kölelik zincirlerini kırmak için devasa bir savaşın yorulmaz ustası haline gelmiş! İfade ettiği bu değerlerle, özgürlüğe gözünü dikmiş her Kürdün, her ilerici insanın, devrimci ve komünistin yüreğinde özel bir yer edinmiş!

Onlar, Bese’lerden, Zarife’lerden, Leyla’lardan; Beritan’lara, Zilan’lara, Sema’lara, Nuda’lara, Şilan’lara… ismini saymakla bitiremeyeceğimiz binlerce savaşçı Kürt kadınına uzanan direngen ve başeğmez geleneğin kuşaksal halkalarıydılar!

Onlar, Kürt özgürlük direnişinin, her türlü gericilik ablukasından kopararak özgürleştirdiği, yaşamın her alanında dünüştürüp-militanlaştırdığı Kürt kadın savaşçılarıydılar! Kürdistan’da onyıllardır ödenen bedellerle örülen toplumsal devrimin en somut ifadesiydiler! Kürdün özgürlük bilinciyle her türlü gerici niteliklerinden arındırarak yıkadığı “namusuydular”! Bu namert kurşunlar, 21. yüzyılda Kürdün kadınla kavgayı özdeşleştiren “namusuna” sıkıldı!

O namert kurşunlar, katledilen üç Kürt kadın savaşçısı şahsında tüm bu anlamların toplamına sıkıldı! Hem de dağda, herhangi bir çatışmada, tenha bir muhitte değil; emperyalist metropolün göbeğinde, son derece profesyonel bir sinsilikle!.. Silahsız, savunmasız bir halde!

Sayısız senaryo üretilebilir!


Ortadoğu’nun emperyalistler arasındaki hegemonya ve güç mücadelesinin kalbi haline geldiği; çelişki ve çatışmaların bölgesel bir savaşa açık potansiyeller taşıdığı bu koşullarda Paris’teki bu namertçe saldırıya dair pekçok senaryo üretilebilir. Çünkü Kürtlerin, özelde de PKK’nin Ortadoğu’daki varlığı bu denklem içinde son derece özel bir yere oturuyor. Özellikle Suriye Kürdistan’ında (Rojava) PYD denetiminde oluşturulan fiili özerklik durumu, bölgesel dengeler içinde hem emperyalist kamplar, hem de bu kamplara entegre olmuş bölge gericilikleri açısından hassas bir anlam taşıyor. Yani olası bir bölgesel savaşın karşıt cepheleri açısından Kürtlerin konumu giderek kilit bir anlam kazanıyor.

Bu noktadan bakınca bu vahşetin, burjuva devletle İmralı arasında başlayan yeni görüşme sürecinin dört parçada etkin olan PKK’nin bugüne kadar sürdürdüğü bağımsız çizgisini etkileyebileceği (özellikle Rojava’da) potansiyeli taşıdığını düşünen bölge gericilikleri ve entegre oldukları emperyalist kampın işi olabileceği olasılığı yabana atılamaz! Bunu özellikle Rusya-Suriye-İran bağlantısı üzerinden söylüyoruz. Bu güçlerin, açılan görüşme masasında PKK üzerinde güçlü bir basınç oluşturmak için bu denli hunharca bir girişimde bulunmaları bir olasılıktır.

Aynı şekilde MGK’da kararlaştırılıp, Tayyip Hükümetince hayata geçirilen İmralı görüşmelerinden rahatsızlık duyan kliklerin işi olabileceği de söylenebilir. Hani o tasfiye edildiği söylenerek demokrasicilik oyunu oynanan kesimlerin… Kökü kazındığı söylenen eski kontrgerilladan kalan artıkların bu süreci baltalamak için provokatif girişimlerde bulunması üzerinden kurulacak bir senaryo da pekala mümkün olabilir!

Ama adres belli!


Bu olasılıklara rağmen aslında adres belli! Namertçe işlenen bu siyasi cinayetin hemen akabinde “örgüt içi infaz” açıklamalarıyla üstünü kapatmaya ya da bilinç bulandırmaya çalışan burjuva devlet temsilcileri ve medyası bu tavırlarıyla cinayete dair önemli ipuçları veriyor! Tam da bu noktada, Erdoğan’ın bir sömürgeci edasıyla çıktığı Afrika gezisinin her gününde Kürt halkına tehdit üstüne tehdit yağdırması bu kalleşliğin direktifi anlamı kazanıyor! Cinayetin kendisiyse, onca saldırıya rağmen Kürt halkının örgütlü gücünü kıramayınca yeni “görüşme masaları” açanların o masalarda aslında neyin peşinde olduklarının deşifrasyonu oluyor!

Bu deşifrasyonun karşılığı bellidir: Masayı, bölgesel bir güç haline gelerek kurulan denklemleri fiilen etkileyen PKK’nin tasfiyesini hızlandırmanın arenasına dönüştürmektir!

Böylesine bir kalleşlik üzerinden verilen mesajla, masadaki marj alanlarını alabildiğine genişletmektir. Kısacası, “Yola gelmezseniz sizin en hassas noktalarınıza saldırmaktan, oluk oluk kan dökmekten geri durmayacağız!”demektir!

Bu mesaj, hem görüşmelerin fiili yürütücüsü Abdullah Öcalan’a, hem de örgütün bütününe verilmiştir: Kürt özgürlük mücadelesini etkisiz hale getirmezseniz aklınızın almayacağı şeyler yaparız denilmektedir!

Bölgesel güç olma hayalini, ortaya çıkan kaos içinde gerçeğe dönüştürmeye çalışan burjuva devlet, burnu sürttükçe daha bir pervasızlaşıyor. Bu hayallerinin önündeki tüm engellerden, ayak bağlarından kurtularak, özellikle Kürdistan’ın 4 parçası üzerinde denetim kuracak en önemli aktör olmayı merkeze koyuyor. Bu hayalini gerçekleştirmekte Barzani gibi Kürt burjuvalarının önemli bir yeri var! Onlarla elbirliği içinde ciddi bir engel olarak gördüğü PKK’nin örgütlü gücünü çözmeyi merkeze koyuyor. Gelecek hayali, Barzani’ler üzerinden kendi hamiliğinde bir Kürt federasyonu kurmaktır! Bu planı, bu hayali giderek netleşiyor! İmralı’yla açılan masa da bunun içerisinde bir anlam kazanıyor.

Paris’te, Kürt özgürlük savaşı ve genelde Kürt halkı için özel bir yerde duran kadın savaşçıların bu denli namertçe bir saldırıyla katledilmesi ve hemen ardından bir tekerleme gibi tekrarlanan “örgüt içi infaz” demagojileriyle “görüşme”, “çözüm” söyleminin kesiştiği noktada yaratılan bulanıklıkla, Kürt hareketinin sınıfsal temelde bölünmesi, ayrıştırılması, sindirilmesi… hedeflenmektedir.

Bu amaçlardan baktığımızda cinayetin faili T.C. devletinin yeniden örgütlediği kontrgerilladır demek için ayrıntılı bilgiye sahip olmak gerekmiyor! Bu, kontrgerillayla birlikte faşist rejimle halvet olmuş işbirlikçi Kürtlerin ortak icraatı demeye dilimiz varmasa da bu olasılığın da yabana atılamayacağını belirtmek gerektiğini düşünüyoruz!

Paris’in en merkezi yerinde sessiz sedasız işlenen bu cinayet, Farnsa devleti başta olmak üzere ABD ve diğer AB emperyalistlerinin desteğini de akla getiriyor! Keza Kürt hareketinin çözülüp, etkisizleştirilmesi şu anki bölgesel planlar içinde hepsinin ortak muradıdır!

Tutmayacak!


Kürt halkı, onun siyasal temsilcileri rejimin karakterini çok iyi bilirler. Başladığı açıklanan “İmralı görüşmeleri” karşısındaki temkinlilikleri bunun açık ifadesidir. Aynı zamanda öyle kolay lokma olmadıklarının da… Rejimi çıldırtan da bu duruştur. Bu duruşun sarsılması için benzer namertliklerin artacağını söylemek abes olmayacaktır!

Fakat ne olursa olsun Kürt halkının ulaştığı siyasal bilincin, bu tehditlere, saldırı ve çemberlere pabuç bırakmayacağı açıktır. Paris’teki hunharlık karşısındaki tutum bunun açık deklarasyonudur! Kürt halkı bölgesel dengeler içinde kazandığı avantajlı ve bir o kadar da riskli konumu özgürlük taleplerini gerçekleştirmek yönünde kullanacağını göstermiştir, gösterecektir! Onun bu onurlu duruşu, komünistler başta olmak üzere tüm devrimciler ve ilerici-demokratik kamuoyunca desteklenmeli, büyütülmelidir! Tasfiye planının bozulması için Kürt halkıyla birlikte alanlara! Paris’teki namertliğin ipliğini pazara çıkartacak bir hesap sorma ruhuyla Kürt halkının yanında saf tutmaya!