Rojava'yı izlemek

Uzaktan gazel okuyan değil, yanında olduğunu pratiğiyle de gösteren bir yaklaşım yaşamsal önemdedir

DÜNYA
Cumartesi, 2 Şubat 2013 (13 yıl 8 ay önce)

Batı Kürdistan’ın (Rojava) Serekaniye kentinde son 2 haftadır olup bitenler rejimin “entegre strateji”sinin açık ifadesidir. Ceylanpınar’la arasında bir yürüyüş mesafesi bile olmayan bu kent, 2 haftadır Türkiye’nin silahlandırdığı çeteler tarafından cehenneme dönüştürülmeye çalışılıyor. Kent bu saldırıların hemen öncesinde gerici Esad rejiminin askerlerince ablukaya alınmış, bu abluka YPG’nin direnişiyle püskürtülmüştü. Aynı anda da içlerinde Türkiye’nin kontrgerilla devşirmelerinin de olduğu yüzlerce kişilik çeteler tarafından işgal edilmeye girişilmişti.

Bu çetelerin Türkiye tarafından alenen silahlandırıldığı, yaralılarının ambulanslarla Ceylanpınar’a taşındığı, Devlet Hastanesi’nde bakıma alındıkları, ambulanslarla silah taşındığı artık alenileşti.

Suriye’deki karmaşa yaklaşık 2 yıldır zamana yayılmış bir şekilde sürüyor. Bu 2 yılda Rojava’da halk içinde azımsanmayacak bir örgütlülük ağına sahip olan PYD, ortaya çıkan boşluğu fiili özerklik ilan ederek değerlendirdi. Bunu, savunma da dahil aklımıza gelebilecek tüm toplumsal ihtiyaçları halk inisiyatifine dayanan örgütlü bir ağla çözme yoluna giderek somutlaştırdı.

Onun toplumsal temele dayanan bu başarıları, Türkiye başta olmak üzere onunla birlikte hareket eden Barzani ve diğer emperyalist güçlerle bölgesel gericilikleri rahatsız etti. Keza Suriye’nin tek istikrarlı bölgesi olan Rojava’da konulan özerklik inisiyatifi, bölgesel hesap ve planlara aykırı bir yerde duruyor.

Çünkü PKK’ye yakınlığı ile bilinen PYD, varolan kamplardan birine yaslanmak yerine asıl olarak halk gücüne yaslanma yolunu izledi. O nedenle de PYD’nin geliştirdiği inisiyatif iç karmaşalar, sıkıntılar -ambargolar eliyle-, fiili saldırılarla çözülmek isteniyor. PYD’nin gücü, ABD-AB-Türkiye ve diğer gerici güçlerin oluşturduğu kampın önünde engel olmaktan çıkarılıp, etkisizleştirilmek isteniyor. İnisiyatifin Barzani gibi açık işbirlikçilerin eline geçmesi hedefleniyor. PYD’nin iradesi kırılıp bu eksene dahil olması zorlanıyor. Onun halk içindeki örgütlü gücü Irak petrollerinin Akdeniz’e taşınması için kullanılması düşünülen güzergahın istikrarının sağlanmasında kullanılmak isteniyor. Suriye konusunda daha yüksek perdeden konuşulduğuna göre olası bir operasyonda yolların engelsiz hale getirilmek istendiği de aşikar.

Bu gücün çözülmesi, Kürt sorununda başlayan “yeni” sürecin sistemin istediği çizgide yol almasında belirleyici bir öneme sahip. Bu sadece Türkiye’nin değil, birlikte hareket ettiği uluslararası blokun da amacı olduğu için kartların açıktan oynanmasında sakınca görülmüyor! Gelecek planıysa, bölgenin -hatta Kürdistan’ın diğer parçalarının da- Barzani üzerinden Türkiye’ye entegre edilmesi!

Kürt hareketi cephesinden yapılan, “Rojava Esed’e karşı savaşırken Türkiye neden çeteleri üstüne salıyor” gibi açıklamalarsa içaçıcı değil. O nedenle de Rojava’da olup bitenlere seyirci kalmak tam da bu kritik evrede Kürt hareketinin yaşayabileceği olası kırılmalara kan taşımak anlamına geliyor. Kürt hareketinin Türkiye komünist, devrimci hareketi ve tüm ilerici kesimlerce desteklenmesi, oluşturulan ablukanın kırılması için daha aktif bir mücadele hattının örülmesi bu dönemde önemli bir tarihsel görev olarak duruyor! Uzaktan gazel okuyan, akıl veren değil; onun yanında olduğunu pratiğiyle de gösteren bir yaklaşımın sergilenmesi bugün için yaşamsal önemdedir. Uluslararası güçlerce desteklenip güçlendirilen bu saldırı konsepti karşısında yalnız olmadığı duygu ve güveni yaratmak bugün devrimciliğin sınandığı nirengi noktalarından biridir. Bir halk bu denli kapsamlı bir saldırıyla çözülmek, iradesizleştirilmek, sisteme dahil edilmek isteniyor! Seyretmek, akıl vermek en büyük vebaldir.

[Alınteri'nin Şubat 2013 tarihli sayısından alınmıştır]