Kriz Papa’yı da vurur!

"Resmi İngiliz Kilisesi, 39 kuralın 38′ine karşı yapılan saldırıyı, gelirinin 1/39’una yapılan saldırıdan daha kolay bağışlar" der Marks

GÜNCEL
Çarşamba, 13 Şubat 2013 (13 yıl 8 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA
Katolik Kilisesi‘nin bugüne kadar emekliye ayrılmış bir Papa’sı yoktu. Artık var. Kapitalizmin kendisi gibi, kendi söylemleriyle “Katolik Kilisesi’nin ruhanî lideri de kendi sınırlarına dayanabilir”miş! 85 yaşındaki Joseph Ratzinge, “Non possum” yani ‘Artık yapamıyorum‘ dedi ve 28 Şubat’ta görevini bırakacak. “Papa 16′ncı Benedikt, 12 havariden biri olan Petrus’tan sonra, yüksek sesle ve açık bir biçimde, ‘artık yapamıyorum’ diyen ilk kişi“ imiş!

Kilise’nin krizi
“Resmi İngiliz Kilisesi, 39 kuralın 38′ine karşı yapılan saldırıyı, gelirinin 1/39’una yapılan saldırıdan daha kolay bağışlar. Mevcut mülkiyet ilişkilerinin eleştirisi ile karşılaştırıldığında, bugün bizzat ateizm culpa levis’tir. (alelade kusurdur)” der Marks.

Burjuva gazeteler kilisenin krizini “Reformlar yapamaması, yenilenememesi” olarak sunarak “Alelade kusur”lardan sadece birini öne çıkarıyorlar. "Yenilikçi Papa’yı” kutsuyorlar. İspanya‘dan El Pais gazetesi “Papa yenilenme sinyali veriyor” başlıklı yorumunda şu satırlara yer veriyor:

Bu durum bazen en sıkı tutuculuktan gelen ve prensiplere dönüldüğünü gösteren bir yenilenme gücünün kanıtı. Beklenenden önce gelen görevden ayrılma haberinin kendisi bile, modası geçmiş papalık makamına gönderilen bir sorumluluk mesajı… Burada, günümüzde krizde olan ve ilerlemeye düşmanca yaklaşmakta ısrar eden bir Kilise’nin geleceği sözkonusu.
Sorunu “yenilenme” sorunu olarak sunanlardan bir başkası Katolik yazar Christiane Florin ise, “Katolik Kilisesi bütünlük oluşturamadı, aksine hasta ve bölünmüş bir halde. Aynı zamanda da hem içeride hem de dışarıda iletişim sorunu yaşıyor. Tepedekilerin bütünlük ideolojisi ile tabandakilerin çeşitliliği büyük bir tezat oluşturuyor” diyor.

“Alelade kusurları” açığa çıkaran ise “Gelirinin 1/39’una yapılan saldırıdır”. Bu kurumun aynı zamanda bir tekel gibi çalıştığı, birçok işletmesi olduğu düşünüldüğünde bu daha çıplak bir biçimde çıkar karşımıza. Vatikan’ın banka ve yolsuzluk olayları ile sıkı sık anılması istifanın nedenlerinden önde geleni.
4550 küçük çocuğa papaz ve piskoposlar tarafından taciz rezaletinin açığa çıkması, Papa’nın bunları örtbas etmeyi başaramaması bardağı taşıran son damla oldu.

Eskiden davalara Vatikan’ın kendi mahkemesi bakıyordu, gizlenebiliyordu. 2006 yılından beri sivil mahkemeler kuruldu. Bu davalara artık bu sivil mahkemeler bakıyor. Açılan davalarda kilise 580 milyon dolar tazminat ödemek zorunda kaldı. Bunların üstüne binen kilisenin Hitler ve Nazilerle ilişkilerinin sorgulanması oldu.

Krizden çıkış yolu arıyorlardı
Aslında cinsel taciz skandalı öncesinde de gerek Katolik, gerekse Protestan kiliseleri yıllardır küçülüyordu. İki kilise her 4 yılda ortalama bir milyon üye kaybediyor, Katolik Kilisesi ise kan kaybını durdurmaya çalışıyordu. Vatikan üye kaybını önlemek ve kaybettiği üyeleri geri kazanabilmek için yeni bir kurum dahi oluşturdu. Çocuklara cinsel taciz skandalının ardından üyeliğini feshedenlerin sayısı iki, hatta üçe katlandı.

Alman Katolikleri Merkez Komitesi Başkan Yardımcısı Karin Kortmann, “Rakamlar dehşet verici. Bu yılın sonuna kadar muhtemelen 400 bin Katolik daha Kilise’den ayrılacak” diyor ve Katolik Kilisesi’nin yıkılıp gitmemesi için tüm Katoliklerin birlikte çalışması gerektiğini belirtiyordu.

Kapitalizmin ideolojik krizi en sarsılmaz gözüken kaleleri dahi krize ve yeniden yapılanma ihtiyacına sürüklüyor. “Reform”, “yenilenme” çığlıkları da bunun bir sonucu.