İstanbul'da yaşayanlar daha iyi bilir, şu eski, körüklü/uzun otobüslerde geçti olay..
Şişli'den “başı dik çıkılan savaşların Gazi'si”ne gidiyordu otobüs. Akşam üstüydü, tıklım tıklımdı...
Mecidiyeköy'den kısa boylu, zayıf, baş örtülü, orta yaşın üzerinde bir kadın yanında 10 yaşını geçmemiş bir kız çocuğuyla bindi otobüse.
7 yaşından büyük her çocuğun bilet atması buyrulmuştu, o atmadı.
Şoförün itirazlarını duymayarak / duymamaya çalışarak kendine ve kızına yol açıp arkalara doğru ilerledi.
Gitmedi otobüs, durdu. Şoför, ya kıza bilet atmasını ya da inmelerini buyurdu.
Bir işçidir şoför, kendisine buyrulan. Ama şimdi ona buyuranların bekçiliği ile ona buyrulanları buyuruyordu başka emekçilere.
Bir iki belli belirsiz ses “Hadi git işimiz var” diyordu, şoförün bağırtıları çınlıyordu, kız çocuğunun “Anne atalım gitsin” türünden korku ve utanç dolu gözleri seçiliyordu.
Emekçi kadın sonunda kızıyla gönderdi şoföre, kızının bilet parasını...
Yokluk ve yoksunluk, ezilmişlik ağır bir duygudur. Küçücük yüreklerde daha ağırdır. Bir otobüs dolusu insanın bakışları altında daha da ağırdır. Taşımaz..
O otobüste o kız çocuğu, ezilmişliği öğrendi, sindirilmişliği, duyarsızlığı ve topluma güvensizliği...
Karşı çıkmamayı öğrendi...
Hepimiz gibi bilinçaltına yer etti tüm bunlar, içerden üretimle içerdenleşti...
Yarın bir fabrikada çalışırken başka işçiler ücretlerini alamadıklarında bilinçaltı (öğrenilmiş çaresizlik) onlar da sana yardım etmemişlerdi diyecek.
Bir işçi arkadaşı iş cinayetine kurban gittiğinde ya da kendi elini silindir kaptığında bilinçaltı (öğrenilmiş çaresizlik) hiçbir şey yapamazsın diyecek.
Bu sistemin sefasını sürenler, o bir avuç asalak suçlu onlar tamam da...
Asıl biz üretiyoruz duyarsızlığı...
İşçilerin ürettiği yeni otobüsler alınır ve zengin semtlerinde çalıştırılır. İşçilerin oturduğu semtlere eski otobüsler konulur.
İşçiler hem lanet okur bu sisteme hem üretir..
Biz üretiyoruz otobüsleri eskisini de yenisini de.... Biz üretiyoruz hususi arabaları....
Gecekondudan bozma derme çatma binaları da villaları da biz üretiyoruz.
Hapishaneleri de F tipi yaşamları da biz.
Biz üretiyoruz duyarsızlığı...
Biz üretiyoruz....