"Yarış atı olmayı reddediyoruz"

Emekçiler güvencesiz çalışmaya, ücretli köleliğe karşı kurultay yaptı

GÜNCEL
Cumartesi, 23 Şubat 2013 (13 yıl 8 ay önce)

Kamu emekçileri ücretli köleliğe, güvencesiz çalışmaya ve performans sistemine karşı kurultay gerçekleştirdi.

“Kamuda güvencesizlik, performans sistemi ve mücadele yolları” başlıklı kurultayı BES, BTS, DİVES, EĞİTİM-SEN, ESM, HABER-SEN, KÜLTÜR SANAT-SEN, SES, TARIM ORKAM-SEN, TÜM BEL-SEN, YAPI YOL-SEN düzenledi.

Kurultaya katılan eğitim emekçileri, sağlık emekçileri, büro emekçileri, 4C'li ve 50D'li emekçiler kamuda yaşanan dönüşümü ve güvencesizliği tartıştılar.

Etkinlik başlarken yapılan konuşmada KESK'e yapılan operasyonun özellikle kampanya çalışmasının başlayacağı ilk günde yapıldığı söylendi. Ve tutuklanan KESK'li emekçilerin serbest bırakılması istendi.

Performans sistemi ve güvencesizlik üzerine hazırlanan bir sinevizyon gösterisi yapıldı. Ardından Eğitim-Sen'in, BTS'nın, TÜİK'nun, 50D'li asistanların, SES'nın ve BES'nın hazırladığı tebliğler sunuldu.

Yeni kuşak parça başı iş


İlk tebliği sunan Eğitim-Sen'li Aydın Ağlamaz, GATS(Hizmet ticareti genel anlaşması) ve kamuda güvencesizlik üzerine konuştu.

Ağlamaz, GATS'ın uygulanmaya başlanmasından sonra kuralsız ve esnek çalışmanın yaygınlaştığını, işgücünün parçalı, emekçilerin birbirine rakip hale getirldiğini söyledi.

Eğitim sistemi yeni kuşak parçabaşı iş haline getirildiğini ve her geçen gün yaygınlaştırıldığını ifade etti.

Ağlamaz sermayenin saldırılarına karşı ne yapılması noktasında ise ücretli ve dersane öğretmenlerine karşı sendikal politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini, sendikaların bürokratizmin etkisinden kurtulması gerektiğini söyledi. Devamında “Epey süredir terkettiğimiz fiili, militan ve birleşik mücadele yürütmeliyiz” dedi.

Ağlamaz'ın ardından tebliğ sunan Eğitim-Sen 2 No'lu şubeden Hamdi Çelik de MİGA(Çokuluslu yatırımlar garanti kuruluşu)'dan sözetti.

MİGA'nın, sermayedarların az gelişmiş ülkelerde yatırım garantisi sağlayan bir dünya bankası kuruluşu olduğunu söyledi.

Çelik sunduğu tebliğde, bu şirketlerin yatırım yaptıkları ülkedeki devletten sigorta istediklerini söyledi. Yapılan bu anlaşmaya göre ülkede bir isyan çıktığında devletin bu şirketlere tazminat ödemesi gerekiyor. Bu durumda yatırım yapan şirketler ülkede siyasi istikrar olmasını bekliyorlar. Şu an içinde Türkiye'de siyasi istikrarın olduğunu söyleyen Çelik, hükümetin bu şirketlerin isteklerine göre ülkeyi şekillendireceğini ifade etti.

Performans sistemi, emekçilerin yarış atı muamelesi görmesidir


TÜİK emekçileri adına tebliğ okuyan TÜİKk.jpgDerya Evcil de TÜİK'de ki çalışma koşullarından bahsetti. İş güvencesi olmadan çalıştıklarını söyleyen Evcil, performasn sisteminin iş güvencelerini ellerinden aldığını ve iş yükünü arttırdığını ifade etti.

Evcil, sunduğu tebliğ için iş yerinde anket çalışması yaptıklarını söyledi. Anket çalışmasında emekçilere performans sisteminin ne olduğunu sorduklarını ve “çalışanların makine gibi çalıştırılmasıdır”, “performans uygulaması, yarış atı uygulaması görmektir”, “çalışanın güvencesiz çalıştırılmasıdır” gibi cevaplar aldıklarını anlattı.

Derya Evcil, iş güvenliğinin yanı sıra can güvenliklerinin sağlanması gerektiğini vurguladı.

İTÜasistankİTÜ'de 50D'li araştırma görevlileri adına Sema Alaçam, “iş güvenliği olmadan akademik özgürlük olmaz” başlıklı tebliği sundu.

Alaçam konuşmasında bireysel özgürlüğün sökülüp atıldığını, üniversite ile toplum arasındaki iletişimin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını vurguladı. Ayrıca eğitim sürecinin yüksek lisansla sınırlandırıldığını çünkü yüksek lisans yaptıktan sonra veya doktora tezini sunduktan sonra araştırma görevlilerinin işten atıldığını ifade etti.

Alaçam konuşmasının sonunda emekçileri direnişlerine destek olmaya çağırdı.

Sermayedarlar için dikensiz sömürü bahçesidir


kurultay kazıSon olarak tebliğ sunan BES 3 No'lu şube adına Kazım Doğan da özel istihdam bürolarının(ÖİB) tarihi gelişiminden bahsederek emekçiler için nasıl bir tehlike oluşturduğu anlattı.

Avrupa'da özel istihdam bürolarına ilk başvuranların mühendisler ve akademisyenler olduğunu söyleyen Doğan, Türkiye'de de sağlık ve hizmet başta olmak üzere kamu emekçilerinin ilerleyen süreçte bu bürolara üye olacağını ifade etti.

Doğan, Türkiye'de ÖİB'nın olmasını isteyen üç sendika; Hak-İş, Türk-İş ve DİSK olduğunu vurguladı.
Doğan konuşmasının devamında kaç saat, kaç gün çalıştırılırsa o kadar ücret verilen ÖİB'nda güvencesizliğin, esnek çalışmanın had safhada olduğunu söyledi.

Tebliğlerin sunulmasının ardından mücadele yolları üzerine tartışıldı.