Bu sefer sokak direnişimizi gerekçe göstererek sınır dışı etmeleri gündeme getirdiler
Almanya'da uzun süreye yayılmış sokak direnişimiz sürüyor.
Şimdiye kadar devlet toplu olarak bizi cezalandırma yöntemini pratik olarak kullanmadı. Ancak yakın zaman önce kayıtlı bulunduğu mülteci kampına giden bir arkadaşımız kendisine bir mektup gönderildiğini gördü. Mahkemeden gelen bu mektupta, sokak direnişi hareketimiz "tehlikeli" olarak değerlendirildi. Arkadaşımızın kurallara uygun davranmadığını, devletin mülteci yasalarına karşı çıktığını evraklarını zamanında doldurup göndermediğini, randevularına gitmediğini vb. şeyleri söyleyerek arkadaşımızı sınır dışı etmek istediklerini bildirdiler.
Her direniş ve eylemin bir karşılığı ve bedeli vardır. Bizim direnişimize karşı da devletin bir refleks göstereceğini biliyorduk. Şimdiye kadar devlet daha çok pratik şiddet yöntemini kullanarak bize karşılık vermişti. Ancak bundan sonra kendisine göre düzenlemiş olduğu yasaları devreye sokarak bize bir yanıt veriyor. Bu sefer sokak direnişimizi gerekçe göstererek sınırdışı etmeleri gündeme getirdi.
Devletin sokak direnişimizi "tehlikeli" ilan etmesi direnişimizin politik etkisinin güçlü olduğunun bir kanıtıdır. Almanya devletinin kuralların dışına çıkanlara karşı nasıl hızla yok edici faaliyete giriştiğini biliyoruz. Meşru sokak direnişi hareketimize karşı da benzer bir yöntemi izlemekte gecikmedi. Şimdiye kadar, "size niye bir şey yapmıyorlar" diyenlere, bizim cevap vermemize gerek kalmadı. Devlet böyle diyenleri cevaplamış oldu.
Şimdi bu saldırıya, karşı saldırıyla cevap vermemiz gerekir. Tüm sınır dışı etme yasa ve uygulamalarını karşıya alan kampanyalar başlatacağız. “Dublin 2” (mültecilerin ilk giriş ülkelerine geri gönderilmesi), “Duldung” (geçici oturum) ve Interpol aramalarına karşı direnişler örgütleyeceğiz.
İşte Almanya muhalefetinin sınırı. Onlar en küçük bir cezayı göze alamıyorlar. Herhangi bir bedel ödemeyi göze almadan özgürlüklerin önü nasıl açılabilir ki? Tarihteki tüm isyanlarda olduğu gibi en alttakiler, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlar ancak bedel ödemeyi göze alabilen mücadelelere girişiyorlar. Geriye kalanlar da bunun üzerinden kampanyalar yapıyorlar. Ekonomik ve politik olarak çıkar ve rant sağlıyorlar.
Bu düzeneği bozmak gerekir. Mücadele yürütenlerin emek ve bedelleri üzerinden, mücadelenin dışındakilerin yaptığı kampanyaların çoğu rant sağlama amacı taşımaktadır. Mücadele edenlerin karşı karşıya kaldıkları mağduriyet durumları kampanya grupları tarafından istismar edilmektedir. Özellikle Almanya coğrafyasındaki muhalefet grupları adeta birer kampanya gruplarına dönüşmüş durumda.
Öte yandan, bu tip kampanyalar sorunlara karşı ciddi bir mücadelenin gelişmesinin de önünü kesmektedir. Kampanya yürüten sivil toplum kuruluşları devlet uzantılı kurumlar tarafından finanse edilmektedir. Böylece bütün yönleriyle kontrol altında bir muhalefet hareketi oluşmuş oluyor.
Devleti ve muhalefeti ile, bu düzeneği bozan sokak hareketleri hemen boğulmaya çalışılmaktadır. Bunun için doğrudan şiddet yöntemlerinden tutun da inceltilmiş yasalarla sokak hareketlerinin önü alınmaya çalışılmaktadır.
Bugün bilgilendirme çadırımızda çok güzel bir an yaşadık. İki tane çocuk geldi çadırımıza ve ellerinde broşür gibi bir şey vardı. Biri 8, biri de 9 yaşlarında olan bu çocuklar bizimle dayanışmak için bir broşür yazmışlar. Bizim direniş kampımızın resmini çizmişler ve bizim sloganlarımızı yazmışlar. Kendi el yazılarıyla ve kendi çizimleriyle yapmışlar bunu. Ellerindeki broşürleri bizim tanıtma masamıza hediye ettiler. Biri sarı uzun saçlı ve biri de kısa saçlı olan bu çocuklar çok tatlıydılar ve insanı gelecekle ilgili umutlandırıyorlardı.
Direnişimizin kesintisiz devam etmesi çocuk, yaşlı, genç tüm kesimleri politikleştiriyor.
24 Şubat 2013
Turgay Ulu - Berlin