"İsterse çok ateşli -ve samimi- bir yeraltı taraftarlığı şeklinde olsun dogmatik tutuculuğun bütün biçimleri, devrimci yeraltının ölümü demektir"
Elimize e-posta yoluyla ulaşan haberi güncel öneminden kaynaklı yayınlıyoruz.
TİKB Merkezi Yayın Organı Orak Çekiç’in 116. sayısı çıktı.
Değişik konulara yer verilen Şubat 2013 tarihli sayının ‘Devrimci yeraltı inşası’ başlıklı yazı dizisinin ‘Gizlilik sanatı yaratıcılık ister’ ara başlığından kısa bir bölüm aktarıyoruz:
(…)
Gizlilik sanatı yaratıcılık ister
Leninist parti öğretisinin bütünü gibi onun temel öğelerinden biri olarak devrimci yeraltının örgütlenişi de mutlak sabitlere dayalı statik bir konumlanma değildir. Tam tersine, sadece araç ve yöntemlerle de sınırlı kalmayacak şekilde sürekli yenilenmeyi gerektiren dinamik bir karaktere sahiptir. Öyle ki, Leninist bir partinin (ve devrimcilik anlayışının) temel öğeleri içerisinde dogmatik tutum ve yaklaşımlara en tahammülsüz alanların başında gizlilik sanatının geldiğini söylemek abartı olmaz. Bu gerçeği tersten şöyle de ifade edebiliriz: İsterse çok ateşli -ve samimi- bir yeraltı taraftarlığı şeklinde olsun dogmatik tutuculuğun bütün biçimleri, devrimci yeraltının ölümü demektir.
Kendini sürekli yenileme zorunluluğunu doğuran etkenlerin başında, sınıf mücadelesinin koşulları ve sınıfsal dengelerin hiçbir zaman sabit kalmayıp kesintisiz değişmesi gelir. Herbiri devrimci bir illegalitenin imkan ve sınırları üzerinde belirleyici rollere sahip etkenler olarak: İşçi sınıfı ve emekçi kitle hareketinin eylemlilik ve militanlık düzeyi, komünist öncünün sınıf ve kitlelerle olan ilişkilerinin yaygınlık ve derinliğiyle burjuvazinin egemenlik yöntemlerindeki değişme, burjuva devletin güvenlik örgütlenmesinin teknik temel, araç, yöntem ve deneyim bakımından kaydettiği gelişmeler tarafından belirlenen bu değişim karşımıza 'dönemler arasındaki fark' olarak çıkar.
Bu fark, pratikte kendisini en başta belirli bir dönemde geçerli ve etkili olan biçim ve yöntemlerin koşulların artık farklılaştığı bir başka dönemde işe yaramak şurada dursun büyük güvenlik açıkları doğuran bir ilkellik ve zayıflık etkenine dönüşmesi şeklinde gösterir.
(…)