Prangaların farklı olmasından ziyade prangaların olmadığı bir dünya yaratmalıyız
Ankara'daki KAOS GL Derneği örgütlenme sorumlusuyla çeşitli konularda konuştuk.
Alınteri: İsminizi öğrenebilir miyiz?
Evren E Çakmak benim adım. Burada örgütlenme sekreteri olarak çalışıyorum, 7 yıldan beri KAOS-GL’deyim, 1,5 yıldan beri de çalışan olarak bulunuyorum.
Alınteri: Ailenizin size karşı ilk tutumu ne oldu?
Evren E Çakmak: 2008 de aileme açıldım, annem köylü kadınıdır; okur-yazarlığı var, bilinç olarak daha başlangıç seviyesindedir. İlk olarak annemi Ankara’ya getirdim, burada kadın çalışmasına ve eğitime dahil ettim annemi ve daha sonra anneme açıldım. Tabii ilk başta çok anlam veremedi. Babama ise 2-3 ay sonra açıldım. Daha doğrusu, eylemlerde, televizyonlarda ve farklı yerlerde görüyor, eylemlerde görüyor falan... Babam anneme, “Bizim oğlan marjinal devrimci oldu” diyormuş, ben de onlara marjinal devrimci olmadığımı söyledim. Benim durumumun daha farklı olduğunu anlattım. İlk başta algılayamadı ama daha sonra destek oldu. Şimdi babam dergimizi okur, bizi destekler, eylem olduğunda telefon eder arar, sorar...
Alınteri: Aileniz eylemlerinize gelirler mi?
Evren E Çakmak: Ankara olsalar gelirler, bir keresinde annem Ankara'ya geldiğinde eyleme gelip bizimle yürümüştü. Ailelerin örgütleri de var onlar da örgütleniyorlar. İstanbul'da İSTAK var, Ankara’da Gökkuşağı var, İzmir'de İzmir aile grupları var. Çocuklarını destekleyen aileler bu gruplarda örgütleniyorlar.
LGBT’nin ilk çıkışı Ankara’dır. Güçlü olduğu yerde Ankara’dır ancak İstanbul’daki aile örgütlenmesi Ankara’dan önce başlamıştır. Aile örgütlenmeleri LGBT örgütlenmesinden daha güçlüdür. Tabii çocuğunun durumunu kabullenmeyen, dışlayan, öldüren aileler de var. Boyalı basından da bahsedilir ancak kötü yönde olur. Caydırıcı olsun diye, “Ailenize söylerseniz kendinizi açık ederseniz öldürülürsünüz" gibi şeyler söylenir ve asla dönüşüm olayı sunulmaz. Caydırıcı bir baskı mekanizması oluşturmak için ön plana çıkarılmaz bu.
Alınteri: LGBT‘lerin aldığı eğitimden toplumdaki gerici algıdan kaynaklı iş bulma imkanları nedir?
Evren E Çakmak: Kimlikler arasındaki sıkıntılar daha keskin. Kadınlar ve erkekler arasında işin görünürlüğü ön plana çıkıyor. Mesela, farklı yerlerde çalıştım ama hep kendimi saklayarak çalıştım. Çünkü ekmek mevzuu kritiktir, riske atamazsın. Ya kazanırsın, ya kazanamazsın; ya evin kirasını ödersin ya da ödeyemezsin. Çalışma alanı çok sıkıntılı bir alan; dışarda aktivist olan, yani mücadele içinde olan bir insan çalıştığı alana bunu yansıtamayabiliyor. Sendikalar içerisinde verilen mücadeleler de daha yeni yeni ilerliyor ama önceleri çok sıkıntılıydı. Mesela bir öğretmen mezun olmuş ama öğretmen olamıyor, devlet kabul etmiyor. Eğitim göremeyenler de var çünkü çok sıkıntılar yaşıyor. Toplum baskısı, aile baskısı... sınavı kazanmak için çalışacak psikolojisi kalmıyor. İnsani hakkımız gaspediliyor. Bunlara karşı direnme gücünü herkes her zaman bulamayabiliyor. Bu hem politik bilinç gerektiriyor, politik bilinci geçtim asıl olarak güç gerektiriyor. Maddi-manevi güç gerekiyor. Trans kadın ve erkek yüzde 99.9 dokuz seks işçiliği yapmak zorunda kalıyor. Bunun dışında kalan ise üç beş örnek vardır; seks işçiliği yapmamış gazeteci stand-upcı arkadaşımız Esmeray, belki duymuşsunuzdur. Bedensel geçiş sürecini devlet desteklemediği için -sigorta v.s devletin bütçe ayırdığı şeyler değil bunlar-, geçiş süreci için bile zorunlu seks işçiliği yapmak zorunda kalıyorsun. Öğretmen, elinde diploması var ama trans kimliğiyle çalışabilmesi uzun hukuki, psikolojik mücadeleler sonucunda kazanılabiliyor, bunlar belki çok küçük kazanımlar ama çok önemli kazanımlar.
Kadınlar için ayrıca zor çalışma hayatı. Kadınlar öyle bir görünmezliğe itilmişler ki, toplumda o kadınlara ulaşmak zor. Kadınların kamusal alana çıkışı baştan kısıtlanmış, örgüte ulaşma olanakları yok denecek kadar az. Ankara’nın Ege Mahallesi'ndeki bir erkeğin ulaşmasından, Çankaya'daki bir kadının ulaşması daha imkansız. Bir kadının cinselliği var sayılmazken o kadının cinsel yönelimi hiç var sayılmıyor. Kabul edildiği ölçüde de tecavüze uğrama olasılığı çok yüksek.
Güney Afrika eşcinsel evliliği kabul eder ama “düzeltici tecavüz” denilen bir olay da vardır ve bunun cezası yok denecek kadar azdır. Çünkü, “kadının cinsel yönelimini düzeltmek için tecavüz ettim” dersen komik bir ceza alırsın. Mesela Türkiye’de trans bir kadın öldürüldüğünde katil mahkemede “'erkekliğime' küfür etti” gibi bir savunma yaptığında “ağır tahrik indirimi”nden yararlanır ve çok az bir cezayla kurtulur. Bu tür olaylar da tecavüzlerin önünü açıp yaygınlaşmasını sağlamakta. Bu söylemler yeni yeni biraz daha azaldı.
Alınteri: Son zamanlarda artan kadın cinayetlerine baktığımızda da birçoğunda ağır tahrik indirimi uygulanmakta iken cinsel yönelimlerden kaynaklı işlenen cinayetlerde “ağır tahrik indirimi” uygulamasından vazgeçmeleri beklenebilir mi sizce?
Evren E Çakmak: Bunu geçtik, biz anayasal güvence istiyoruz. Anayasal olarak güvencenin çözüm olacağını düşünmüyoruz, çözüm olacağını düşünürsek biteriz. İktidarın kafasına taş düştü kabul etti diyelim, bu cinayetlerin biteceğini kesinlikle düşünmüyorum; çünkü uygulamalar yasalarda olduğu gibi olmuyor. Gerçek yaşamda, çok acil durumlar da söz konusu. Mesela 2006'da Eryaman olayları oldu. Ankara'da birçok trans kadının evleri yakıldı, evlerden atıldılar, gaspedildiler, malları talan edildi, öldürüldüler, üzerlerine ütüler, sigaralar basıldı, kızgın yağ döküldü. Suç duyurusunda bulunanlar arkadaşlarımız mahkeme süreçlerinde katledildiler, kaybedildiler; dava başlarken tanık arkadaşlarımız mahkeme salonlarına alınmadılar trans kimlikleri yüzünden. Ama şimdi mahkeme salonlarına girebiliyoruz ve birçok trans arkadaşımız hala buna inanmıyor çünkü kanıksamışlar; “aaa trans mahkemeye alınır mı” diye soruyorlar, şaşırıyorlar. Durum o kadar vahimken böyle küçük şeyler çok acil ihtiyaçları karşılayabiliyor. Mesela eğitim alanında da biz eğitimin başlı başına sistemin en büyük insan yetiştirme aracı olduğunu düşünüyoruz. Ortaokulda bir sürü çocuk sıkıntı yaşıyor, öğretmenlerin bu konuda bir bilgileri yok. Biz 3 seneden beri Eğitim-Sen'le ortak çalışıyoruz; rehber öğretmen, psikoloji, psikiyatr, branş öğretmenleriyle ikişer günlük eğitimler yapıyoruz. 2 günde hiçbir şey öğrenilemez normalde ama bu 2 günlük eğitimler birçok kişinin hayatını kurtaracak -intihardan kurtaracak-, birçok kişinin hayatını etkileyecek. İhtiyaç çok büyük olduğu için böylesi küçük şeyler bile çok kıymetli oluyor.
Alınteri: Maalesef böyle gerici ve çürütülmüş bir toplumda farklı olmak çok zor bir şey siz de bahsettiniz Avcılar'da yaşanan olaylardan bu tür faşist baskılara karşı ne gibi bir örgütlenme düşünüyorsunuz?
Evren E Çakmak: Cevabı da sorunun içinde aslında, buna karşı en büyük yol örgütlenmektir. Sadece mağdur olan kesimlerin değil, topyekun olarak örgütlenmektir. Çünkü bizi bizden başka -hepimiz için söylüyorum- koruyacak güç yok dünyada. Biz birkaç kanaldan örgütlenmeye çalışıyoruz. 1) Bireylerin hakları için örgütlenme çalışmaları yapıyoruz, 2) Mevcut yasalara karşı mücadele ediyoruz, varolan yasaları devreye sokabilmeye çalışıyoruz. Yasalara göre insanların evlerine girmek ve onları evlerinden atmak suçtur; bunu işlevlendirecek bir baskı kurmaya çalışıyoruz, 3) Kamuoyunu harekete geçirmeye çalışıyoruz. Duyarlılık yaratmaya çalışıyoruz. Bir insan komşusuna saldırılırken rahat uyumamalı! Tabii Türkiye bu konuda çok sicili bozuk bir ülke; yakılarak, linç edilerek, öldürülerek, Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta, Dersim'de ve en son Roboski'de yaşananlar örnektir bize. Vicdan hakikaten artık rafa kaldırılmış. Vicdanı tekrardan masaya koymak, cüzdanlarından çıkartıp yüreklerine değilse bile yüreklerinin ön cebine koymalarını, yüreklerine yaklaştırmalarını sağlayabilmek gerekli.
Eryaman'daki, Avcılar'daki olaylar... Eryaman, kimsenin umurunda olmayan bir yerdi. Kiracı bulunamazken translara evler 700 liraya kiraya veriliyordu. Daha sonra rant yükseldi ve transları temizlediler, boşalttılar ve o evlere daha çok para verenlere pazarladılar.
Avcılar'daki evler yıkık dökük, insanın oturamayacağı, deprem bölgesindeki evlerdi. Tehlikeli olduğu için translara kiralandı; imar rantı için bir şekilde çıkarılmaları gerekiyordu ve yok edildi. Bakıyorsun başka bir politikanın ürünü kentleşme. Başka taraftan baktığımızda da eline Türk bayrağı alıp peşine 500 kişiyi takıp saldırması ayrı bir ideolojinin ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Bunları birbirinden ayırdetmeden, bir mermer gibi, grup gibi davranmadan hepsine karşı bir mücadele vermek gereklidir. Bizlere ayrı ayrı kollardan saldırıyor ama saldıran aynı sistem, sistem militarizmle, kapitalizmle, patriyarkayla, cinsiyetçilikle, homofobiyle, her şeyle bana saldırıyor. Aynı şekilde sana, ona saldırmaktadır. Sistemin yapısı değişmiyor. Araçlara bakıyorsun beş koldan saldırıyor. Bu bir kentsel dönüşüm politikası olur, kriz politikası olur, köylülerin topraklarını kamulaştırırlar, hepimiz aynı baskı mekanizmasının muhataplarıyız. Aslında biraz bunu söylemek lazım, bizi ezen gücü bilmek ayrı ayrı olmadığını söylemek lazım.
Alınteri: Şöyle söylemek daha doğru değil mi; devlet ayrı ayrı araçlarla saldırırken saldıranın kapitalist devlet olduğunu ve bizler de karşı koyarken bunu bilerek birlikte topyekun bir karşı koyuş sergilemek, örgütlenmek gerekli öyle değil mi?
Evren E Çakmak: Tam da öyle yapmalıyız; kimin kurtuluşu olacaksa o kurtuluş herkes için kurtuluş olacaktır. Prangaların farklı olmasından ziyade prangaların olmadığı bir dünya yaratmalıyız. Aslında çok basit kandırılıyoruz. "Vatan millet Sakarya" söylemleriyle yıllardan beri kandırılıyoruz. Birçok aile bu söylemle çocuklarını askere gönderdi ne oldu o çocuklara, kimin için ölüyorlar, kimin için savaşıyorlar, bunun dışında 18 ay boşu boşuna askerde geçiyor, heba oluyor bir hiç için ama hiçbir maddi gideri olmadan iki nutuk bir söylemle davul-zurnalarla analar babalar çocuklarını askere gönderiyorlar. Vatana asker yetiştirmek için üç-dört çocuk doğuruyorlar, bütün bunlar kandırılmışlığın sonucu. Aslında her şey bizim elimizde; önümüzde ince bir perde var onu göremiyoruz asıl mesele burada yatıyor. Perdeyi yırtmak, yırtmak için mücadele etmek gerekiyor. Perdeyi yırtmak da yeterli değil duvarı aşağıya indirmek, sınırları kaldırmak gerekli. Perdeyi yırtmak için ok yaydan çıktı diyebiliyoruz biz, çünkü 90’lı yıllarda beş transın başlattığı mücadele bugün bu seviyede.
Son olarak Anadolu'nun tanınmayan, bilineyen, görünmeyen son tutsakları LGBT'lerden tüm tutsaklığa karşı mücadele edenlere selam gönderiyoruz.
Alınteri: Teşekkür ederiz.