Hem suçlu hem de utanmazsınız!

Bizlere KESK’in tarihini ve sokakta kurulduğunu “hatırlatan” yaklaşım bunu önce kendisi hatırlamalıdır!

GÜNCEL
Salı, 5 Mart 2013 (13 yıl 8 ay önce)

3 Mart Pazar günü Ankara Yüksel Cadddesi’nde zabıtaların faşist bir güruh ve coplarla Tiyatroj oyuncularına ve Yapı Sanatevi çalışanına dönük gerçekleştirdiği saldırının ardından konuyla ilgili KESK Ankara Şubeler Platformu adına İsmail Kaygusuz bir açıklama yaptı.

Olayı kısaca bir hatırlatırsak, zabıtaların sokak sanatçılarına dönük saldırısı üzerine 3 Mart günü Yapı Sanatevi ve Tiyatroj Yüksel Caddesi’nde bir eylem örgütledi. Eyleme zabıtalar coplarla saldırarak Tiyatroj oyuncularını yaraladı.

Olay üzerine aynı günün akşamı belediyede örgütlü olan KESK’e bağlı Tüm Bel Sen 2 nolu şube başkanı Devrim Kahraman’ı arayan ve konuyla ilgili bilgilendiren Yapı Sanatevi çalışanı, Kahraman tarafından “gerizekalı”, “soytarı” “sizin mekanınıza gelirim, sizin gibisini cebimden çıkarırım” gibi olmadık hakaretlere uğradı.

Olayın bir sendika yöneticisi tarafından bu boyuta getirilmesi üzerine kendisiyle bizzat görüştüğümüz Devrim Kahraman bu üslubu kullandığını ve bu hakaretlerde bulunduğunu büyük bir yüzsüzlükle kabul etti.

Bugün (5 Mart) KESK Ankara Şubeler Platformu adına İsmail Kaygusuz’un yaptığı açıklamada ise, coplarla saldıran zabıtalara önce Yapı Sanatevi ve Tiyatroj’un saldırdığı iddia ediliyor ve hatta “emekçi” zabıtaların yaralandığından şikayet ediliyor, Kaygusuz’a soruyoruz: Suçluluk telaşıyla sarıldığınız şu zavallı bahanenin ve gerçekdışı iddianın, polisin ortalığı terörize ettiği eylemlerin ya da karakollardaki işkencelerin ardından Emniyet müdürlüklerinin “önce onlar polise saldırdı” şeklindeki açıklamalarından ne farkı var? Bu açıklamayı kaleme alırken Kaygusuz buralardan feyz aldı zannederiz.

Şimdi esas sorun, KESK Ankara Şubeler Platformu adına yapılan açıklamada da, birebir yaptığımız görüşmelerde de bizlere, valiliğin olayın geçtiği yer olan Yüksel Caddesi’nde eylem ya da sokak oyunu vs. yapılmasını yasakladığı, saldırıya uğrayanın zabıtalar olduğu belirtiliyor. Israrla özür dilemekten kaçınan ve hatasını kabul etmeyen bu yaklaşım, neresinden tutsan elde kalacak bahanelerle kendini aklamaya çalışıyor!

Bizlere KESK’in tarihini ve sokata kurulduğunu “hatırlatan” ve saldırıya uğrayan Yapı Sanatevi ve Tiyatroj’u provokatif davranmakla suçlayan bu yaklaşım, KESK’in nasıl kurulduğunu önce kendisi hatırlamalıdır! Bizler bu tarihi çok iyi biliyoruz! KESK’in ne bedellerle ve “izinsiz” eylemlerle sokaklarda kurulduğunu çok iyi bildiğimiz gibi, haklarımızın hiçbirini bundan böyle de sokakta bedel ödemeden kazanamayacağımızı biliyoruz!

Bizlere KESK’in tarihini hatırlatan yaklaşım, zabıtaların devrimci demokrat sokak sanatçılarına dönük saldırısını da “valiliğin o bölgede eylem yapılmasına izin vermemesiyle” açıklamaya çalışıyor! O zaman kendilerine birebir görüştüğümüz an sorduğumuz gibi şimdi de soruyoruz: Ne zamandan beri bizim eylemlerimizi valilik ya da başka bir kurumun verdiği ya da vermediği izinler belirliyor?..

İkincisi, açıklamada daha da utanmaz bir şekilde, elinde demir sopalarla saldıran zabıtalara sahip çıkıyor, hatta neredeyse “ama onlar emir kulu” demeye getiriliyor! Yine soruyoruz, devrimci, ilerici ve emekten yana kurumlar ne zamandan beri, devletin verdiği emirlerle emek mücadelesine saldıranları “emir kulu” diye niteleyip bu ölçüde sahipleniyor? Kendisiyle böyle çelişkiye düşüyor?

Bizler açısından bir kişi ya da kurumun saygınlığı, adının başına “sendikacı” ya da “sendika” sıfatının gelmesiyle belirlenmedi şimdiye kadar. Bundan sonra da belirlenmeyecek! Zaten olayla ilgili fotoğraflar, KESK Ankara Şubeler Platformu’nun sahiplendiği “emekçi” zabıtaların saldırganlığını ve saldırıyı net bir şekilde göstermeye yetiyor!

Yapılan yanlışların ve aymazlıkların ardından bir sendikanın ya da kurumun tarihinin arkasına saklanarak kimse kendisini aklayamaz! Kimse de bundan medet ummasın! Çabanız nafiledir!

Alınteri