KESK'in tarihini unutanlar

Sanatçılara saldıran zabıtaları koruyan KESK Ankara Şubeler Platformu'nun açıklaması

GÜNCEL
Salı, 5 Mart 2013 (13 yıl 8 ay önce)

Ankara'da sanatçılara saldıran faşistleri ve zabıtaları, "onlar emekçi" diye sahiplenen KESK Ankara Şubeler Platformu'nun yaptığı açıklamayı aynen yayınlıyoruz:

Birkaç gündür bu sokakta bir şeyler oluyor ve biz tüm bu olup bitenleri ve yapılan açıklamaları hayret ve büyük bir üzüntüyle izliyoruz.

Yaklaşık 1,5 yıl önce bu sokaklar yine benzeri olaylara sahne olmuş, yine benzeri gelişmeler yaşanmıştı. Öncelikle belirtelim ki, biz burada yaşanan bu olayları asla ve asla tasvip etmiyoruz. Zabıta emekçileri ile devrimci demokrat kurumların karşı karşıya getirilmesini üzüntüyle karşılıyoruz. Bu olayların gelişmesinin ardından yapılan açıklamaları ise en hafif deyimle sorumsuz ve şımarıkça buluyoruz. Yüksel caddesinde neler oluyor?

Burada olan şudur: Ankara Valiliğinin belediyeye yazdığı bir yazı üzerine Çankaya zabıta çalışanları bu sokakta bulunan sanatçılarına burada değil, Sakarya caddesinde sanatlarını icraa edebileceklerini söylüyor. Ardından aynı günün gecesi Konur Sokak’ta bulunan zabıta noktasının cam ve çerçeveleri indiriliyor. Ertesi gün yani 3 Mart 2013 günü bununla ilgili sokak sanatçıları tarafından yapılan basın açıklamasının ardından zabıta emekçilerine yönelik sözlü ve fiziki saldırı yapılmış, çıkan olaylarda 3’ü zabıta emekçisi olmak üzere 10’un üzerinde kişi yaralanmıştır.

Öncelikle belirtelim ki bu yaşanan olayları üzüntüyle karşılıyoruz. Biz belediye emekçileri içerisinde 23 yıldır örgütlü bir sendika olarak, bu sokakların tüm halkın olduğunu biliyoruz. Bu sokakların halktan, emekten, özgürlüklerden yana her türlü sanatsal etkinliklere açık olması gerektiğine inanıyoruz. Hele de devrimci-demokrat tüm etkinliklere daha fazla açık olması gerektiğini savunuyoruz.

Biz gücünü sokaklardan alan, sokaklarda örgütlenen ve bu uğurda sayısız bedel ödeyen bir sendika olarak bu yaşananlarda büyük rahatsızlık duymaktayız.
Tüm-Bel-Sen sokaklarda fiili mücadele ile kurulan, belediye çalışanlarını örgütleme hedefi olan, hem emek hareketi açısından hem de demokrasi mücadelesi açısından fiili mücadele hattını belirlemiş, “hak verilmez alınır zafer sokakta kazanılır!” şiarı ile bugünlere gelen birsendikadır.

Yukarıda da anlaşıldığı gibi Tüm-Bel-Sen de örgütlü bulunan zabıta arkadaşlarımıza bir saldırıda bulunulmuştur. Tüm-Bel-Sen üyesi hiçbir arkadaşımız bilerek ya da isteyerek bu sürecin içerisinde değildir. Kaldı ki biz sanatın ücretsiz ve sokakta, halka açık yapılan her dalının her zaman destekçisi olmuş mücadele geleneğinden gelen bir sendikayız. Devrimci sanatın parayla satın alınamaz olduğunun farkında, bilincinde ve her zaman yanındayız. Ayrıca, zaman zaman yaşanan bu tür olaylarda belediye çalışanı olup, sokak emekçilerine linç uygulayanları da tasvip etmediğimizi bir kez daha belirtiyoruz.

Bu gelişmelerin akabinde bir siyasi anlayışın, Şube başkanımız Devrim Kahramanı ve üyemiz olan zabıta emekçilerini hedef göstermelerini de devrimci ahlaka uygun bulmuyoruz. Aynı zamanda KESK Şubeler platformu dönem sözcülüğünü yürüten şube başkanımız bu olaylar sonrası telefonla aranarak provakatif sorularla yönlendirilmeye çalışılmış, kimsenin haddine olmayan sorularla sıkıştırılmış, bu gelişmenin hemen ardından söz konusu anlayış görüşmeyi çarpıtarak, hakaret içeren kendi sitelerinde yayınlamıştır. Bu açıdan dost bildiğimiz kurum bu tutumundan vazgeçmeli söz konusu yazıyı sitelerinden derhal kaldırmalıdır. Devrimcilere düşen sokakta sanatı da, eylemi de devrimci tarzda örgütlemektir.

Tüm-Bel-Sen yöneticileri ve üyeleri olarak tekrarlıyoruz. Bu güne kadar ne herhangi bir belediyenin ne de valiliğin aldığı karar devrimci sendikacılık anlayışımızı belirlemedi, belirleyemez.

Bizler biliyoruz ki birleşik bir emek cephesinin içinde yer alan ve alması gereken tüm yapılar aklı selim davranmalıdır.

Kurtuluşun hep beraber olacağını ifade eden tüm emek dostlarının kanımızla bedel ödeyerek kazandığımız sendikalarımızın, emeğinden başka bir şeyi olmayan zabıta arkadaşlarımızın yanında olması bu provakatif düzlemin başarısız olmasını sağlayacaktır.

Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz
Yaşasın Tüm-Bel-Sen Yaşasın KESK
Zabıta Emekçisi Yalnız Değildir!

KESK Ankara Şubeler Platformu Adına
İsmail Kaygusuz
05 Mart 2013

3 Mart Pazar akşamı bir Yapı Sanatevi ve yedi Tiyat-Roj aktivistinin saldırıya uğradığını ve karakolda olduklarını öğrendikten sonra, zabıtaların Tüm-Bel-Sen’de örgütlü olduğunu bildiğimden ve daha önce benimde benzeri bir saldırıya uğramamdan ötürü Tüm-Bel-Sen 2 No'lu Şube başkanına cep telefonundan ulaştım. Konuşmayı aktarıyorum:

Ben: Merhaba Tüm-Bel-Sen Ankara 2 No'lu Şube Başkanı Devrim Kahraman ile mi görüşüyorum?
D.K: Evet, buyurun.
Ben: Devrim abi ben Ankara Yapı Sanatevi çalışanı ve Alınteri gazetesinin Ankara temsilcisiyim. Bugün Konur Sokak'ta yaşanan olaylardan ötürü sekiz arkadaşımız yaralı bir durumda karakoldalar. Bu zabıta arkadaşlar senin şube başkanı olduğun Tüm Bel-Sen’e üyeler. Ben olayda yoktum. Olay ilgili bilginiz var mıdır?
D.K: Şimdi valiliğin bir belediyeye yolladığı bir kararname var. Konur Sokak'ta santur çalınmayacağına dair.
Ben: Devrim abi sen de çok iyi biliyorsun ki devlette anayasayı değiştirerek grev hakkını elinizden almaya çalışıyor ancak siz yine sokaklara çıkıp bu hakkınızı kullanıyorsunuz değil mi? Yani bizlerin yapacağı edeceğini devletin getirdiği dayatmalar belirlemiyor.
D.K: Aynı şey değil soytarılık ediyorsunuz. Üç tane zabıta arkadaş komalık edilmiş.
Ben: Yalan söylüyorsunuz. Bir tane zabıtanın başında darp var. Otuz tane elleri sopalı, demir çubuk taşıyan faşist güruh sekiz on gencin üzerinde yürüyor. Bir tanesinin burnunda 3 tane kırık var. Bir tanesinin iki dişi kırık. Biri fena halde ayakta dengede bile duramıyor. Onlar saldırınca arkadaşlarda can havliyle kendilerini savunmak için birkaç tane vurmuşlar.
D.K: Hayır. Hayır yok öyle bir şey. Saçmalıyosunuz.
Ben: Devrim abi söze önce bir özür dileyerek başlamanız gerekmez mi? Siz bu adamların üye olduğu sendikanın başkanısınız. Sizin bu adamları eğitmek gibi bir misyonunuz var. Sizin bu insanlara birazcık kültür vermek gibi bir misyonunuz var. Üyeniz olan bu adamlar sekiz gencin üzerinde tepiniyorlar. Buna karşın en azından söze bir özür dileyerek başlamanız gerekmez mi?
D.K: Haddinizi bilin. Siz kimsiniz sizden özür dileyeceğim. Geri zekalı
Ben: Sen haddini bil. Sen nasıl böyle konuşursun. Sana telefon açtığımda kurumsal kimliklerimin altını çizerek söze başladım. Nasıl böyle konuşabilirsin?
Bunun üzerine telefonu kapatıyor.
Beş dakika sonra tekrar arayarak şunları söylüyor.
D.K: Sizin yeriniz mithatpaşa 39/2 değil mi?
Ben: Evet, Yapı sanat evi o adreste.
D.K: Yarın sabah gelip orayı dağıtacağım. Ben sizin gibileri çok katlayıp, arka cebimize koyduk. Seni de katlayıp arka cebime koyacağım. Yarın sabah geleceğim. Gelmeyen şerefsizdir.
Ben: O kelimeyi ağzından sen çıkardın. Gelmeyen şerefsizdir! Bekleriz. Hodri meydan. Sana ağzından çıkan bütün hakaretleri, bütün tehditleri tek tek yedireceğim. Gel Bekleriz. Sen gelmezsen ben geleceğim.