Bu döküntüler mücadeleye devam etseydiler, bugün devrim mücadelesi bir başka noktada olurdu
/Sitemizin iletişim adresine gönderilen aşağıdaki mektubu orijinal haliyle yayınlıyoruz/:
Size bu yazıyı gönderiyorum umarım yayınlarsınız. Gerçi neden yayınlamayasınız, İşçi bir kadının “Merkel'e açık mektup”a itirazı var -Z. Rençber, imzalı, devrimci örgütlere küfür ve hakaret savuran bir yazıyı yayınladığınıza göre bunu da yayınlarsınız.
Size böyle bir yazıyı neden kaleme alma ihtiyacı duydum. Ankara da zabıtaların uyguladığı şiddeti videodan izledim devrimci öfkem kabardı ve internette bir tarama yaptım bu saldırıya kimler yer vermiş diye. Medya da epey bir yer bulmuş bu saldırı. Hemen bir çok haber sitesi saldırının muhatabının Tiyatroj ve Ankara yapı sanat evi olduğunu söylemiş bunu söylemeyenler arasında siz ve evrensel gazetesi varsınız. Ankara yapı sanat evi adını sansürleyip sadece Tiyatroj’a saldırı olduğunu yazmışsınız. Bu benzerlik birazda olsa moralimi bozdu. Nende olsa sitenize girince evrensele göre daha devrimci bir hava esiyor. Kızıl 8 Mart’a çağrı gibi başlıklar ve daha bir çok göz dolduran başlık. Siz şimdi bu yazdıklarımdan benim siyasal bir hasmınız olduğumu düşünüyorsunuzdur. Değilim! Devrimcilerin bedel ödemesine şahit olan biriyim. Onların her ileri doğru gelişmesini ilgiyle takip ediyorum. Ve her ileriye doğru bir gidiş beni heyecanlandırıyor ve umutlandırıyor. Devrimci harekete karşı asla umudumu yitirmedim.
Biliyorum devrimci hareket çok zor bir zamandan geçiyor. İnanıyorum ki herkes bu noktaya nasıl gelindi oturup doğru sonuçlar çıkarmaya çalışıyordur. Sakın ola ki kimse başkasının kendisinden daha kötü olmasına bakarak biz ilerliyoruz aldanmasına kapılmasın. Ölçü kapitalizmin saltanatına son vermekse bu konuda herkes şuan sınıfta kalır. İşçi emekçilerden kopukluğumuz, siyaset sahnesinde güç olamayışımız bunları açıktan gösteriyor. Daha bir çok şeyden bunları görebiliriz ama bunların tümünü saymak gerekli değil. Biz işçiler için iyi bir şey olacaksa bunu ancak devrimci örgütler sağlar bunun farkındayım. Umudum bundadır. Devrimci örgütlere saygım ve onların yanında ısrarla durmaya çalışmam bundandır. Yoksa zayıf eksiklikler öyle yazmakla bitmeyecek kadar çoktur.
Öte yandan devrimci hareket gördüğüm kısır dar çekişmeler de bir o kadar umudumu karartıyor. İnsan bunları gördükçe yahu bunlar hiç düzelmeyecek diyor. İnsanın içi karardıkça kararıyor. Tarihten yaşananlardan hiç ders çıkarılmaz mı? Bu kadar mı bir körlük içindeyiz. Devrimci bir kurumun içinde olduğu bir saldırıyı nasıl ambargo uygularsınız? Bu nasıl bir zihniyetin ürünüdür? Bu kadar bir düşmanlaşma olur mu? Yok bu sorularım yersizse bunu açıklayın bende bileyim. Ne de olsa sitenizi düzenli takip ediyorum. Oysa olayı yansıtan video görüntüleri göstermektedir ki, devrimci dostlar nasıl bir faşist güruh tarafından linç edilmeye çalışılmaktadır. O görüntüleri izleyince insanın kanı donuyor! Kan beynine sıçrıyor. Haberde sansür uyguladığınıza göre orada siz olsaydınız, devrimci dostlara gerçekleşen bu saldırıyı izleyecek miydiniz?.. Oysa çok şahit olduk devrimcilerin yan yana çarpıştığına… İyi şeyler çabuk unutulur…
Yukarıda andığım bir işçinin mektubuna da değinmeden geçemeyeceğim. Bu mektup başka devrimci sitelerde çıktımı bilmiyorum. İşçi demişken ben de küçük yaşta işçiliğe başlamış biriyim ve halende işçiyim. Ama örgütsüzken aptalın tekiydim örgütlenince işçi olduğumu anladım. Çok geç oldu ama anladım. Bu yüzden büyük başlıklarla bilmem ne işçisi popülizmi yapmaya gerek yok diye düşünüyorum.
Siz nasıl bir dünyada yaşıyorsunuz. Devrimci örgütlere küfür ve hakaretlerle dolu bir mektubu hangi zihniyetle sitenize bu biçimde taşıyorsunuz? Bundan nasıl bir sonuç bekliyorsunuz? Üstelik adı geçen devrimci kurumlar bahsedilen Merkel’e mektuba imza atmadıklarını kamuoyuna ilan ettiler. Alınterinin sitesinde bu dair bir açıklama var. Bunu kaçırmış olmanız imkansız. Sizden mücadeleden düşmüş olanlar sizin hakkınızda ne söylüyorlar acaba? Biliyor musunuz? Herkes bir başkasının döküntüsünü hasmına karşı kullanacak mı? Yok kullanmayacak bunu yapmayacak olanlar var henüz Türkiye devrimci hareketi içinde… En azından ben böyle olmasını diliyorum. Çünkü hepimizde biliyoruz ki bu döküntüler mücadeleye devam etseydiler, başladıklarını yarım bırakmasaydılar bu gün devrim mücadelesi bir başka noktada olurdu. Onların sayısı devrimcilerin katbe kat üstündedir. Bu döküntülerin yönelimleri devrimci olsaydı adı geçen tasfiyeci örgütler tarih denen mezarlıkta çoktan yerini almışlardı. Ama bunu en az sizde benim kadar biliyorsunuz. Sizden dökülenlerin sayısı yazılarınızda epey bir işliyorsunuz. Kuşkusuz bunların tümünde kusurlu siz değilsiniz herhal.
Şunu söylemeliyim sizi düzenli olarak takip ediyorum. TDKP’inin başka bir versiyonu olarak değerlendiriyordum. Ama anladığım kadarıyla bu yöntemlerle EMEP’in başka bir versiyonu olmaya adaysınız. Umarım o noktaya kadar gitmezsiniz bunu hiç istemem…
Bu yazıyı size ve alınteri.net’e gönderiyorum. Umarım yer verirsiniz. Bunu önemsiyorum. Özellikle Z. Rençber adlı işçi arkadaşa yanıt olsun diye. Yayınlama talebimi alınterine de ileteceğim.
Kolay gelsin…
Rojilat