Kurultay sonuç bildirgesi

Kamuda Güvencesizlik, Performans Sistemi ve Mücadele Yolları Kurultayı'nın sonuç bildirgesi açıklandı

GÜNCEL
Pazartesi, 11 Mart 2013 (13 yıl 7 ay önce)

“Kamuda Güvencesizlik, Performans Sistemi ve Mücadele Yolları Kurultayı”
Sonuç Bildirgesi


KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun desteği ile BES İstanbul 2 ve 3 Nolu Şubeler tarafından çalışmaları yürütülen “Kamuda Güvencesizlik, Performans Sistemi ve Mücadele Yolları Kurultayı” 23 Şubat Cumartesi günü Petrol İş Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. KESK’e dönük gözaltı ve tutuklama saldırılarının yaşandığı bir dönemde toplanan Kurultay’a, çeşitli işkollarından 130 kamu emekçisi katıldı.

BES İstanbul 3 Nolu Şube Hukuk Sekreteri Kazım DOĞAN, BES İstanbul 3 Nolu Şube Basın Yayın Sekreteri Esma BEKTAŞ ve Türkiye İstatistik Kurumu İşyeri Temsilcisi Derya EVCİL’in divanda yer aldığı Kurultay, saygı duruşu ile başladı. Divan adına yapılan açılış konuşması ve sinevizyon gösterimi sonrasında, BES Merkez Basın Yayın Sekreteri Ahmet ACAR konuşma yapmak üzere kürsüye davet edildi.

Kurultay’da emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasına başlayan ACAR, “Ne zaman mücadeleyi yükseltsek bir operasyonla karşı karşıya kalıyoruz” diyerek 27 Şubat grevi öncesinde KESK’e dönük operasyonlara vurgu yaptı ve hükümetin emellerine ulaşamayacağını söyledi. Bugüne kadar hiçbir hükümetin birçok kez gündeme gelmesine karşın Personel Rejimi yasasını meclise getirme cesareti gösteremediğini, ancak, kamuda güvencesizliğin ve taşeronluğun her geçen gün oransal olarak büyüdüğünü söyleyen ACAR, bugüne kadarki en temel eksikliğin işkollarında gündeme gelen saldırılar karşısında bütünlüklü bir duruş sergilenememesi olduğunu dile getirdi. “Performans saldırısını püskürtemezsek sendikalarımızın da anlamı kalmayacak” diyen ACAR, BES olarak Kasım ayından Şubat sonuna kadar belirlenen programı hayata geçirdiklerini, 27 Şubat’ta ise 23 Mayıs grevini aratmayacak bir grev hayata geçireceklerini, KESK’in, emek örgütlerinin ve emekten yana sol kesimlerin daha büyük projeleriyle bu saldırıların karşısında durabileceklerini söyledi.

Kurultay’a çeşitli işkollarından 9 ayrı tebliğ sunuldu. Eğitim Sen İstanbul 5 Nolu Şube üyesi bir grup eğitim emekçisi adına Aydın AĞLAMAZ tarafından sunulan “GATS ve Kamuda Güvencesizlik” başlıklı ilk tebliğde liberal politikaların tarihsel gelişimi, bu politikalar çerçevesinde imzalanan uluslararası sözleşmelere ve yapılanmalara değinildi. Esnek ve güvencesiz çalışmaya dönük politikaların kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine dönük politikalarla ilişkisine vurgu yapılarak “AKP hükümeti, geçtiğimiz 10 yıl içinde kamu hizmetlerini bir taraftan ticarileştirip, tasfiye etmenin planlarını yaparken, diğer taraftan görece güvenceli olan kamu istihdam yapılarını esnekleştirip, daha güvencesiz hale getirmek için yasal düzenlemeler ve fiili adımlar atmaktadır” denildi. Tebliğin sonunda “Sermayenin bu kapsamlı saldırılarını püskürtmenin yolu, öncelikle yüzümüzü, bir süredir unuttuğumuz güvenlerini kaybettiğimiz iş yerlerimize yeniden dönmek olmalıdır” denilerek ortak bir mücadele programının oluşturulması, fiili-meşru-militan mücadele hattının ve birleşik mücadelenin örülmesi çağrısı yapıldı.

Eğitim Sen İstanbul 2 Nolu Şube adına “Dünyada Ekonomik Yeniden Yapılanma Süreçlerine Genel Bakış” başlıklı tebliğ Hamdi ÇALIK tarafından sunuldu. KESK’in mücadele tarihi boyunca faşizmden nasibini aldığını söyleyen ÇALIK, KESK’e dönük operasyonları kınayarak konuşmasına başladı ve bu operasyonların sonuç vermeyeceğini dile getirdi. Kurultay’ın çok isabetli bir çalışma olduğunu vurgulayan ÇALIK, kamuda yapılanma süreçlerinin tarihsel arka planını görme ihtiyacı hissettiklerini belirterek, kamu sektörüne dönük sermayenin anayasası olarak nitelendirdiği uluslararası düzenleme, yapılanma ve uygulamaların gelişimini ele aldı. Konuşmasının sonunda “ne yapmalı?” sorusuna da değinen ÇALIK, güvenceli istihdama dayalı örgütlenme alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini vurguladı. Laiklik sorununun yalnız eğitim emekçilerinin sorunu olmadığını söyleyen ÇALIK, laikliğin bilimsel eğitimin olmazsa olmazı olduğunu ve bunun arkasında toplumun tüm kesimlerinin güçlü bir şekilde durması gerektiğini söyledi.

BTS İstanbul 1 ve 2 Nolu Şubeler adına “Ulaşım İşkolu ve Güvencesizlik” başlıklı tebliğ Alaettin KERKUT tarafından okundu. BTS’nin demiryolları, havayolları ve limanlarda örgütlü olduğu, 657’ye bağlı kadrolu çalışmanın yanı sıra kamu işçisi, sözleşmeli, mevsimlik, taşeron çalışmanın da bulunduğu vurgulandı. Hava meydanlarında THY A.O. hariç kamuya ait havayolu kuruluşu bulunmadığı, yer hizmet kuruluşlarının özel sektöre ait olduğu, ülkedeki havalimanlarında terminal, seyrüsefer ve işletme hizmetleri veren havaalanı işleticisi Devlet Hava Meydanları İşletmesi(DHMİ)’nin bu alanda tek kamu kuruluşu olduğu, DHMİ’de seyrüsefer hizmetleri hariç, kuruma ait havaalanlarında işlerin büyük çoğunluğu nitelikli ve niteliksiz taşeron işçiler eliyle yürütüldüğü belirtilen tebliğde “Kurumlarda Taşeronlaşma Özelleştirme ile paralel götürülmektedir. Demiryollarında Gişelerin çoğu, Güvenlik, Temizlik işleri taşeronlaşmıştır. Diğer yandan Vagon tamir ve imalat, yol yapım ve yenileme gibi nitelikli birçok iş de taşeron firmalara yaptırılmaya başlanmıştır Hava meydanlarında da durum benzerdir, temizlik, güvenlik, elektrik, makine, inşaat birimlerindeki işlerde taşeron işler çalıştırılmaktadır” denilerek özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarına değinildi.

Eğitim Sen İstanbul 6 Nolu Şube adına “Yeni YÖK Yasa Tasarısı Ve Güvencesizlik” başlıklı tebliğ Kaya AYDOĞAN tarafından okundu. YÖK Yasa Tasarısı’nın bilimi bir metaya dönüştürmeyi, eğitim emekçilerini ise birer ücretli köle haline getirmeyi hedeflediği, tasarıda geçen kavramların özünde bu amaca yönelik olduğu belirtilerek “Yeni yasa taslağında eğitim bir “sektör” olarak tanımlanmakta, yabancı yükseköğretim kurumlarının açılması, var olan kamu üniversitelerinin ise paralı olması ve gelir getirici etkinliklere yönelmesi amaçlanmakta, eğitimin tümüyle sermayenin denetimine açılarak metalaşması öngörülmektedir” denildi. Yasa tasarısının akademik özgürlüğü ayaklar altına aldığı, eğitim ve bilim emekçilerine performans sistemi dayatıldığı dile getirildi. Saldırılar karşısında ancak ortak mücadele ile yanıt verileceği belirtilerek sermayenin personel rejimi saldırısına karşı KESK’e çağrı yapılarak, “kamu hizmetlerinin tasfiyesine dönük liberal saldırılar karşısında kapsamlı bir mücadele programı ile yanıt verebileceğine inanıyor, KESK’i ve bağlı sendikaları bu tarihsel sorumluluğu omuzlamaya çağırıyoruz” denildi.

BES üyesi 4/C’li TÜİK çalışanları adına “İş Güvencesi En Önemli Talebimiz” başlıklı tebliğ Derya EVCİL tarafından okundu. TÜİK çalışanlarının çalışma koşullarının ele alındığı tebliğde, 4/C’li çalışmanın düşük ücret, mesai kavramının yitirilmesi, ekonomik ve sosyal haklardan, güvenli çalışma koşullarından yoksunluk olduğu dile getirildi ve TÜİK’te performans sistemi ve esnek çalışma uygulamaları ele alındı. Performans düşüklüğü nedeniyle İzmir’de yaşanan işten çıkarma yapıldığı vurgulanarak, “iş güvencesine dokunmayacağız fakat performansa dayalı esnek çalışma modellerini oluşturacağız’” söyleminin aslında iş güvencesine dokunmak olduğu vurgulandı. Anket yaparak performans uygulamasının ne anlama geldiğinin TÜİK çalışanlarına sorulduğu belirtilerek, alınan cevaplar paylaşıldı. “Yaşanan deneyimler günü kurtarmaya yönelik, yasak savma kabilinden reflekslerin hak kayıplarını engellemediğini ortaya koymuştur. Bu nedenle, iş yerlerinden yükselen ve işkolu ayrımı olmaksızın, kadrolu-geçici, sendikalı-sendikasız tüm işçi sınıfını kapsayan bir mücadele dinamiğine ihtiyaç var” denilerek “Farklı işyerlerinde, farklı işkollarında çalışan emekçilerin bir araya gelmesinin, kendi sorunlarını tartışmasının ve taban inisiyatiflerinin, işyeri meclislerinin oluşturulmasına katkı sunacak adımlar atılmasının gerekliliğine inanıyoruz” sözleri ile tebliğ sonlandırıldı.

Yine Eğitim Sen İstanbul 6 Nolu Şube adına “İş Güvencesi Olmadan Akademik Özgürlük Olmaz” başlıklı tebliğ Sema ALAÇAM tarafından okundu. Tebliğde araştırma görevlilerinin çalışma koşullarına değinilerek, yedi aydır İTÜ’de devam eden mücadelenin temel noktalarına vurgu yapıldı. Yeni YÖK Yasa Tasarısı’nın 2547 sayılı kanunun 33/A maddesi kapsamında kısmi güvenceli çalışan ve 50/D maddesi kapsamında güvencesiz çalışan araştırma görevlilerinin güvencesizlikte eşitlenmesini hedeflediğinin vurgulandığı tebliğin sonunda şu ifadelere yer verildi: “Bir kez daha üniversitenin tüm yükünü omuzlayan araştırma görevlileri olarak iş güvencesi olmadan akademik özgürlük olmaz diyoruz. Devlet üniversitelerinde sağlanan asgari bilimsel özgürlüğü ve iş güvencesini araştırma görevlilerine sağlamayan vakıf üniversiteleri kamulaştırılmalıdır.

Üniversitelerdeki taşeron çalışanlardan idari çalışanlara, kendilerini asiste ettiğimiz öğretim üyelerinden onları temsil eden bütün tüzel kişilere, eğitim alanında faaliyet gösteren bütün sendikalardan, KESK’e bağlı bütün sendikalara ve bu özelleştirme furyasından etkilenecek olan halk kesimlerine mücadelemizi ortaklaştırmak bir zorunluluk haline gelmiştir.”

SES Anadolu Şubesi adına “Sağlıkta Dönüşüm ve Performans Sistemi” başlıklı tebliğ Hatice YAYLA tarafından okundu. Sağlıkta Dönüşüm adı altında gerçekleştirilen yıkım politikalarının AKP’nin hükümet döneminde ortaya çıkmadığının vurgulandığı tebliğde, bu dönüşümün sermayenin neo-liberal politikalarla ilişkisi ele alındı. Sağlıkta dönüşüm sürecinin hizmeti alanı da, hizmeti sunanı da alınıp satılan bir meta haline dönüştürdüğü dile getirilerek, bu dönüşümün çeşitli adımları ortaya konuldu. Bu dönüşümün bir parçası olan performans sisteminin 2003 yılında 10 kurumda pilot uygulama olarak başlatıldığı, sonraki yıllarda ise yaygınlaştığı dile getirilerek, performans sisteminin sağlıkta yarattığı tahribatlara değinildi. Personel Rejiminde yapılmak istenen değişikliklerin bu sürecin tamamlayıcısı olduğu vurgu yapılarak, kamu emekçilerinin ortak örgütlenme ve mücadele zemininde bir araya gelmesinin önemli olduğu dile getirildi, “artık sadece savunan değil, haklarımızı ve kazanımlarımızı büyütmek için talep eden olmalıyız” denilerek bütün bu saldırılara karşı mücadelede halk ayağının bilinçlendirilerek çok ses tek yürek olmak gerektiği söylendi.

BES İstanbul 3 Nolu Şubeden bir grup büro emekçisi adına “Tehlike görülmeli: Özel İstihdam Büroları geliyor” başlıklı tebliğ Kazım DOĞAN tarafından okundu. Özel istihdam bürolarının tarihsel gelişiminin anlatıldığı tebliğde, farklı ülkelerde bu bürolara ilişkin istatistik veriler sunuldu. Bugün İstanbul’da 200, Türkiye genelinde ise 300 özel istihdam bürosunun bulunduğu belirtilerek, kiralık işçilerin her türlü sosyal haktan ve örgütlenme hakkından yoksun olduğu dile getirildi. Tebliğin sonunda ise “İşçi ve emekçileri onursuzlaştıran bu bürolara karşı artık ses yükseltme zamanı gelmiştir. İşçi sınıfının örgütlenme dinamiklerini ortadan kaldıran Özel İstihdam Büroları karşısında mücadele yükseltilmeli, işçi büroları ya da özel istihdam bürolarının kapatılması talebi, kamu emekçilerinin de talebi olmalıdır” ifadelerine yer verildi.

BES İstanbul 3 Nolu Şube adına “Personel Rejimi, Güvencesizlik ve Mücadele Yolları” başlıklı tebliğ Taylan Özgür TEKMİL tarafından okundu. “Öncelikle bilmeliyiz ki, bugün liberal politikalarla gaspedilen kazanımlar, sermayenin bahşettiği şeyler değil, işçi sınıfının tarihsel mücadelelerinin ürünüdür. Bu da bize gösteriyor ki, milyonlarca işçi ve emekçinin örgütlü gücü karşısında, sermaye denilen sınıfın ve onun iktidarlarının, sinek vızıltısından daha fazla bir gücü yoktur, olamaz” denilerek sermayenin gücünün esas kaynağının emekçilerin örgütsüzlüğü olduğu vurgulandı. Sermayenin saldırıları karşısında bugüne kadar cepheden yanıt verilemediği belirtilerek, 23 Mayıs grevi deneyimi ele alındı. Kamu emekçilerinin sefalet zammı karşısında biriktirdiği öfkenin grev çağrısı yapmayı dahi yeterli hale getirdiğini, Memur Sen’in masadaki tutumu karşısında KESK’in sokaktaki tutumunun emekçilerde önemli hale geldiğini, ancak sonrasının getirilmemesi ve üstelik Kamu Hakem Kurulu’na katılarak emekçilerde gelişen mücadele dinamiklerinin KESK’te buluşma fırsatının kaçırıldığı dile getirildi. Farklı işkollarında gelişen mücadelelerin ortaklaştırılmasının önemine vurgu yapılan tebliğde aşağıdan yukarıya doğru kapsamlı bir birleşik mücadele programının oluşturulması gerektiği, bunun için İstanbul özgülünde tüm işkollarından temsilci ve kadroların katılacağı toplantılar, bölge toplantıları vb. örgütlenmesi gerektiği vurgulandı. 27 Şubat’ta BES’in yapacağı greve de vurgu yapılan tebliğin sonunda şu ifadelere yer verildi: “İnanıyoruz ki, bu Kurultay böyle bir zemin olacak, önümüzü açacak ve birleşik bir mücadelenin örülmesinde önemli bir kilometre taşı olacaktır. Yapmamız gereken en önemli şey ise kadrolarımıza, kendimize güvenmek ve hepsinden önemlisi de her türlü dar kaygıdan uzak durarak yan yana gelmektir. Bunu başardığımızda KESK’i ve sendikalarımızı kamu emekçileri içerisinde hak ettiği yere taşıyacağımıza, milyonlarca kamu emekçisi ile etle tırnak gibi kaynaşacağımıza sonsuz inanç duyuyoruz”

Tebliğlerin sunulmasından sonra konuşmacılara söz hakkı verildi ve çok sayıda konuşmacı söz aldı. Yapılan konuşmalarda yatay örgütlenme modellerinin geliştirilmesi, uzun soluklu bir mücadele programının oluşturulması, birleşik bir mücadelenin gerekliliği, işyeri temeline dayalı bir mücadele tarzının izlenmesi öne çıkan istekler oldu.

KURULTAY KARARLARI
Son bölümde ise divana sunulan üç ayrı önerge karara bağlandı.

KESK’e dönük gözaltı ve tutuklamalara ilişkin olarak sunulan ilk önergede, bu saldırıların gerisinde sermayenin liberal politikalarının hayata geçirilmesi amacı olduğu, ancak bugüne kadar emekçileri taraflaştıran ve üyelerini örgütlülüğüne sahip çıkma yönünde harekete geçiren bir tutum geliştirilemediği, bu durumun hükümetin ve sermaye basınının KESK’e dönük karalama kampanyalarının gerici sendikaların karşı propagandaları ile birleşerek kamu emekçileri içerisinde karşılık bulmasına neden olduğu dile getirilerek, KESK’e dönük saldırıların gerisindeki amaçları teşhir etmek, işyerlerimizden başlayarak örgütlülüğümüze ve sendikalarımıza sahip çıkmak amacıyla kamu emekçilerinin güncel talepleri ile bütünlük içerisinde çok yönlü bir kampanya örgütlenmesi, kitlesel ve işyerlerine dayanan bir mücadelenin geliştirilmesi yönünde çağrı yapıldı.

İkinci önergede ise “sermayenin ve AKP hükümetinin güvencesiz ve esnek çalışma saldırısının, mevcut alışkanlıklarımız, mücadele algımız ve tasarıların gündeme gelmesi sonrası ortaya koyacağımız günübirlik eylemlerle püskürtülemeyeceği açıktır.
Üstelik bu saldırı, yalnızca kamu emekçilerinin özlük ve sosyal kazanımlarını hedef almamakta, sendikalarımızı da tehdit etmekte, KESK’i ve bağlı sendikaları varlık-yokluk ikilemine sürüklemektedir” denilerek günübirlik eylem algılayışından uzak, orta vadeli bir dönemi kapsayan ve örgütlü olduğumuz tüm işkollarını birleştiren bir mücadele ve çalışma programını oluşturmak ve hayata geçirmek gerektiği, İstanbul’un kamu emekçileri mücadelesinin merkezlerinin başında geldiği ve İstanbul’dan yükseltilecek bir mücadelenin tüm kamu emekçilerini harekete geçireceği dile getirildi. “Ne var ki, böylesine kapsamlı bir programın oluşturulması, sendika temsilcilerinin ve kadrolarının enerjisinin ve görüşlerinin alındığı bir zeminde mümkün olabilir” denilen önergede “işyerlerinden ve şubelerimizden başlayarak orta vadeli ve İstanbul ölçeğinde hayata geçirilecek bir mücadele ve çalışma programının tartışmaya açılması, şubelerde yapılan tartışmalar ışığında mücadele programının geniş tabana yayılması ve son biçiminin verilmesi için Şubeler Platformu’nun çağrısı ile tüm sendika şubelerinin yönetim kurulu ve temsilcilerinin katılacağı sendika temsilcileri toplantısı yapılması” çağrısı yapıldı.

Üçüncü ve son önergede ise AKP hükümetinin performans sistemi ve iş güvencesinin kaldırılmasına dönük hazırlıklarına değinilerek, sendikaların ve KESK’in bu saldırı hazırlıkları karşısında yeterli bir hazırlığa sahip olmadığı vurgusu ile merkezi düzeyde ve tüm işkollarını kapsayan bir mücadele programı oluşturulması için KESK’in metropol illerden başlamak üzere bölge toplantıları örgütlemesi çağrısı yapıldı.

Sunulan karar önergeleri sonrasında divan tarafından yapılan kapanış konuşması ile Kurultay sona erdi.

Kurultay’da ortaya konulan önerilerin hayata geçirilmesi hayati önemdedir. Şubeler Platformu’nu, sendika şubelerini, temsilcileri ve kadrolarımızı Kurultay’da ortaya konulan görüş ve önerilerin hayata geçirilmesi için azami bir çaba sergilemeye çağırıyoruz.

Kamuda Güvencesizlik, Performans Sistemi ve Mücadele Yolları Kurultayı