Ankara'da Gazi anması

Gazi Katliamı'nın 18. yılında Gazi'de ölümsüzleşen yoldaşlarımızı ve devrimcileri Ankara'da andık

GÜNCEL
Salı, 12 Mart 2013 (13 yıl 7 ay önce)

Gazi Katliamı'nın 18. yılında Gazi'de ölümsüzleşen yoldaşlarımızı ve devrimcileri Ankara Yüksel Caddesi'nde basın açıklamasıyla andık, katliamın hesabını soracağımızı bir kez daha yüksek sesle haykırdık.

Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelen Alınteri okurları olarak Gazi Katliamı'nda bedel ödeyen devrimci yoldaşlarımızı ve siperdaşlarımızı gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasıyla andık.

Anma ve basın açıklamasında "Devrim şehitleri ölümsüzdür!”, “Gazi'de düşene, dövüşene bin selam!”, “Yaşasın Gazi direnişimiz!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Bedel ödedik bedel ödeteceğiz!”, “Kahrolsun faşist diktatörlük!”, “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!” sloganları atıldı.

Gazi direnişinde toprağa düşen Halil KAYA, Mehmet GÜNDÜZ, Fadime BİNGÖL, İsmihan YÜKSEL, Ali YILDIRIM, Dilek SEVİNÇ, Reis KOPAL, Fevzi TUNÇ Mümtaz KAYA, Genco DEMİR, İsmail BALTACI, Hasan PUGAN, Hasan SEL, Sezgin ENGİN, Dinçer YILMAZ, Hasan GÜRGEN, Yaşar AYDIN, Zeynep POYRAZ ve Hakan ÇABUK'un adları okunarak “YAŞIYOR!” diye haykırıldı.

Basın açıklamasının ardından Gazi'de ölümsüzleşenler nezdinde kaybettiğimiz tüm devrimci ölümsüzler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu sırasında ölümsüzleşen yoldaşlarımız ve devrimciler için şiir okundu. Ve ardından basın açıklaması bitirildi. Eylemde okunan basın açıklamasını aktarıyoruz:

Basına ve kamuoyuna;
Yaşadığımız coğrafya, ne yazık ki tarih boyunca bir çok katliama tanık olmuştur. Egemenler, içine düştükleri her krizden kurtulmanın yolu olarak her zaman katliamlara başvurmuşlardır. Gerçekleştirilen katliamlar, devletin emekçiler üzerinde bir zor aygıtı olduğunu gösterir. Türk tekelci burjuvazisi, kendine özgü iğrenç komplo teknikleriyle emekçilere yönelttiği katliamları mezhepsel ya da etnik köken çatışmaları olarak yansıtır.

12 Mart 1995 Gazi Katliamı da bunlardan biridir. Faşist devlet, daha önce Maraş, Çorum ve Sivas’ta gerçekleştirdiği katliamlardan birini de 12 Mart 1995’te İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirmiştir. Genellikle Kürt ve Alevi emekçilerin yoğun olduğu Gazi Mahallesi’nde, faşistler tarafından Alevi emekçilerin gittiği bir kahvenin taranması ve bir Alevi dedesinin katledilmesiyle, olaylar başlamıştır. Devlet olayı bir Alevi Sünni çatışması olarak yansıtmıştır. Fakat işler hiç de istedikleri gibi gitmemiştir.



Faşist devletin gerçek yüzünü bilen Gazi Mahallesi emekçileri devletin komplosunu boşa çıkarır. Gerçekleşen katliamın ardından emekçiler, akın akın akar sokaklara. Ve kitlenin içinden gerçek katilleri teşhir eden bir ses yükselir: 'Katiller karakolda!' Bu andan itibaren emekçilerin öfkesi katliamı gerçekleştiren hedefe yönlenmiştir. Devlet katillerini her zamanki gibi korumaya almış ve katliamı üstlenmiştir. 12 ve 13 Mart günleri katliamlara yeni katliamlar eklenmesine rağmen faşizm olayları kendi istediği yöne çekememiştir; Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi başta olmak üzere İstanbul’un emekçi semtlerinde halk kendi yaşam alanlarını kanı, canı pahasına korumuştur. Her yeni ölüm haberi emekçilerin öfkesini büyütmüş Gazi’nin ateşi yayılmıştır. Katiller, kontrolü elden kaybettikçe iyice vahşileşmiş, sokaklarda terör estirmeye başlamıştır. Fakat emekçilerin onurlu direnişi büyümüş ve zulmü çaresiz kılmıştır.

Peki katliama giden süreçte neler yaşanmıştır? 1990’ların başlarından itibaren emekçiler 12 Eylül askeri faşist darbesinin ağır boyunduruğundan kurtulmaya başlamıştır. Emek hareketindeki hak talepli eylemler ve Kürdistan’daki ulusal mücadelenin yükselmesi, 90’ların emekçiler açısından yeni silkiniş yılları olacağını göstermiştir. 90’ların ortalarına doğru Türkiye burjuvazisi bir taraftan hızla neoliberal politikaları hayata geçirirken, bir taraftan da kendi iç krizleriyle boğuşuyordu. Bu süreç emekçilere daha fazla yoksulluk, yaygınlaşan işkence, gözaltında kayıp ve infaz getirmiştir. Dolayısıyla bu vahşi politikalar emekçilerin haklı öfkesini doruğa çıkarmıştır. Kürt ulusal mücadelesinin gelişimi, Emekçilerin yükselen hak talepli eylemleri ve yükselen devrimci dalga karşısında çaresiz kalan faşist devlet, yine bir katliam tertiplemiş ve bunun için Alevi emekçilerin çoğunlukla yaşadığı Gazi’yi seçmiştir. Ancak hiçbir şey düşündüğü gibi olmamış emekçiler tezgahlanan Alevi Sünni çatışması oyununa gelmemiş, katliam devletin elinde patlamıştır.
(...)
Alınteri / ANKARA