Wir fahren nach Bochum

İçerdekileri beklerken adlarını yüksek sesle bağırıyorduk. Sürekli slogan atıyorduk

GÜNCEL
Salı, 12 Mart 2013 (13 yıl 7 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA

Dün sabah saatlerine kadar polis merkezinde tutulan arkadaşlarımızın bırakılmaları için bekledik. Bizim beklediğimiz karakolun ön kapısından kimseyi bırakmadılar. Tek tek bıraktıkları arkadaşlarımızı arka kapıdan bıraktılar.

İçerdeki arkadaşlarımızı beklerken yaratıcı şeyler geliştirdik. İçerde olan arkadaşlarımızın adını yüksek sesle bağırıyorduk. Sürekli sloganlar atıyorduk. Komşular bizim için çay, kahve ve yiyecek, battaniye getirdiler. Karakolun önündeki bekleyişimiz sabah saatlerine kadar sürdü. Karakolun arka kapısından bırakılan her arkadaşımızı slogan ve marşlarla karşılıyorduk.

Bekleyiş sırasında tüm şehir uyudu ve biz tuvalet bulmakta zorlandık. Her zaman olduğu gibi doğa ana bağrını açtı bize. Bekleme süresi geç saatlere kadar uzadıkça insanların sayısı biraz azaldı. Dün gece, öncekilere göre havalar biraz daha soğuktu. Soğuk sorununu da dans ederek çözdük.



Dün gece herkesi bıraktılar ama iki mülteci arkadaşımızı bırakmadılar. Onların kimlik ve adreslerinin tespit edilemediğini söylediler. Avukatlar durumla ilgilendiler ve arkadaşlarımız bu sabah bırakıldılar.

Bu sabah basın konferansı yaptık. Toplantıya çok sayıda gazeteci gelmişti. Dünkü polis saldırısını ayrıntılı bir şekilde anlattık onlara. Ayrıca bir yıllık direnişimizle ilgili olarak onları bilgilendirdik. Onlar daha çok polisin neden şiddet kullandığını soruyorlardı. İzolasyon içinde olan mülteci kamplarını ve mülteci politikalarını protesto etmemiz polisin bize karşı şiddet kullanması için yeterlidir. Yasakları, kontrol toplumunun kurallarını çiğnediğimiz için bize karşı öfkeyle saldırıyorlardı.



Hepsi değil ama bazı gazeteciler bizde suç aramaya çalışıyorlardı. Onlar bizim mülteci kampı ziyaretlerimizin yeni olmadığını, yasak ve izolasyon uygulamalarını tanımadığımızın yeni olmadığını bilmiyormuş gibi davranıyorlardı. Polisin şiddetinde haklı bir neden aramaya çalıştılar ama bulamadılar.

Basın konferansında, kameraya aldığımız saldırı görüntülerini basın mensuplarına gösterdik. Dün gece, arabalarımızın anahtarları gözaltında olan arkadaşlarda kalmıştı. Bu nedenle sokaklarda kalan arabalarımızın kapıları açık kalmıştı. Ancak aktivistler saatlerce bu arabaların başında beklediler ve içerden çıkan arkadaşlarımızdan anahtarları alarak arabalarımızı getirdik.

Köln‘de uygulanan polis şiddeti günlük gazetelerde çıkmıştı. Polis saldırısıyla ilgili haber ve fotoğraflar koymuşlardı.

Bugün saat 17:00‘de Berlin Oranienplatz‘daki arkadaşlarımız bize yönelik polis saldırısına karşı protesto eylemi yaptılar. Eyleme ikiyüz kişi katıldı.

Dün gece karakolun önünde beklerken bir ara çok üşüdük ve biraz ısınmak için küçük otomobilin içine girdik. Beş kişi yorgun bir vaziyette otomobilin içinde otururken birden etrafımızı polisler sardı. Ellerindeki fenerleri gözlerimize tuttular ve bizim burada ne için beklediğimizi sordular. Kimlik göstermemizi istediler. Biz de onlara kimliğimizin bulunmadığını ve burada gözaltındaki arkadaşlarımızı beklediğimizi söyledik. Önce kimlik göstermemiz için epey tartıştılar ama daha sonra şeflerine durumu bildirdiler. Arabanın içinde olay çıkarmadan oturmamızı tembihleyerek iyi geceler dilediler bize. Daha fazla kişiyi gözaltına alıp başlarına bela etmek istemiyorlardı.

Bochum‘a gitmek üzere yola çıktık ve kar yağışı başladı. Arabanın camları buharlanıyor. Dışarıyı görmekte zorlanıyor insan.

Bochum’a yolculuk sırasında kar yağmaya başladı. Yerlerdeki kar miktarı epeyce yükseldi. Bu şehirde bir sosyalist derneğe geldik. Bu dernekte bizim için vejeteryan yemekleri yapılmıştı. Yemekleri Afgan bir arkadaş yapmıştı.

Bochum’da konakladığımız dernek, mekan olarak kullanışlı bir yerdi. Buradaki geniş tiyatro salonunda panelimizi yaptık. Önce Embryo der Freiheit filmini gösterdik, filmin ardından direnişimizin bir yıllık tarihi hakkında bir konuşma yaptık. Otobüs turuyla ilgili video çekimlerini gösterdik. Başka bir arkadaş, mülteci kamplarında yaşanan yaşamsal sorunları anlatan bir konuşma yaptı. Etkinliğimiz film ve konuşma biçiminde devam etti. Son bölümde de izleyicilerin sorularını yanıtladık.

Köln’deki polis saldırısında bacağından yaralanan arkadaş mülteci kamplarındaki insanlık dışı koşulları anlatırken izleyiciler içinde bulunan bir kadının gözünden yaşlar akıyordu. Arkadaş, “mülteci kamplarında hep aynı yemekleri yemek ve her gün aynı şeyleri yaşamak insanın psikolojisini bozuyor” diyordu; “Herkes aynı tür kıyafeleri yiyor. Herkes aynı tür yemekleri yiyor. İnsanları hep aynı ilaçlar veriliyor”...

Bu arada bugün aldığımız bir habere göre, birlikte özgürlük yürüyüşü gerçekleştirdiğimiz arkadaşlar yeni bir otobüs turu planı çıkartmışlar. Yakında diğer mülteci kamplarına doğru yeni bir otobüs turu daha başlayacak. Böylece artık direnişin yayılmadığı mülteci kampı, şehir, köy kalmayacak. Bulunduğumuz yerlerden çıkarak bu izolasyon kamplarını basmaya devam edeceğiz.

Bundan sonraki durağımız Osmabrück Bramsche Mülteci Kampı olacak.

12 Mart 2013
Turgay Ulu
Bochum