Newroz, bir söylence değildir, bir direniş ve yaratım gerçeğinin destanlaşmasıdır
Newroz, doğanın-insanın ve toplumun bahara, baharın diliyle selam durmasıdır… Zulme başeğmemek değildir sadece, asıl olarak zulmün beynini emekçinin balyozuyla dağıtmaktır! Bu da değildir sadece… Bunu, insanlığın korkunun-baskının-zulmün-sömürünün gölgesinde yaşamayacağı bir dünyanın yaratılmasına harç yapmaktır.
Newroz, bir söylence değildir, bir direniş ve yaratım gerçeğinin destanlaşmasıdır. İnsanlığın halen bitmeyen özgürlük ve eşitlik özleminin asırlar kadar eski bir özlem olduğunun şiir tadında dile gelmesidir. Newroz, bu mesajlarıyla geçmişten bugüne ve geleceğe seslenen evrensel bir vasiyettir adeta.
Kökleri Kürt coğrafyasında olan Demirci Kawa’nın zalim Dehak’ın beynine inen balyozu, bugünün Kürt coğrafyasında defalarca defalarca doğan yeni Kawa’ların eline geçti. O Kawa’lar, Amed Zindanı'nda 4 kibrit çöpü olarak tutuşturdu yaşamı, umudu, baharı… Bedenlerinde konuşan özgürlük ateşinin yalımları, Amed Zindanı'nın o kör karanlık duvarlarını yararak, Kürt dağlarına düştü. Binlerce Kawa’yı yaratacak bir öz olup çoğaldı, çoğaldı… Newroz’un bedenlerde vücut bulan yaşam ateşi, yeni bir hayatı müjdeleyen sevinç oldu, onur oldu!
Bugün o müjde, örgütlü bir halkın bedeninde, bilincinde tüm zorlanmalara rağmen nefes alıp veriyor. Henüz tamamlanmamış bir vasiyetin geleceğe uzanarak devam edeceğini söylüyor. Dünün köylerinden zorla koparılarak kentlerin varoşlarına fırlatılan yoksul Kürt köylülerinin çocukları, bugünün proleterlerini, ezilenin ezilenlerini ifade ediyorlar. Kawa’nın balyozundan dökülen anlamlar onların bilincinde-yüreğinde yeniden tanımlanıyor. Kimisi, umutla özdeşleştirdiği dağa, o dağda ateş olup yanmaya gidiyor. Kimisi, ezilmişlik ve sömürülmüşlüğünü, Kawa’yı modern proletaryanın bir parçası haline getirecek bir öfkenin birikimine mayalıyor. Demirci Kawa’nın o çağlara salınan direnme ve yaratma mesajı, onların yüreklerinde mayalanarak gelecekte yeniden yeniden çoğalacak, güncellenecek! Ta ki o maya, kendisi de çağının “proleteri” olan demirci Kawa’nın 21.yüzyıldaki yeni suretlerini yaratıp bügünün Dehak’ı olan emperyalist kapitalizmin beynini darmadağın edinceye kadar…
Bu Newroz bize bunlarla birlikte gülümsüyor! Bağrında biriktirdiği yeni tomurcukların hiç bitmeyeceği umudunu haykırarak… Dünyada, Ortadoğu’da, Kürdistan’da, Türkiye’de… zulme, sömürüye, baskı ve her türlü eşitsizliğe karşı tıpkı doğa gibi insanın da bir tomurcuk gibi patlamasına davet ediyor.
Şimdi Kürdün Newroz’la kurduğu ilişki yeni bir çağ dönümüne evriliyor. On yılların ateş çemberlerinde bilenmiş o toplumsal yumruk gevşetilmeye, dağıtılmaya çalışılıyor. Bujuvazi ve tüm bir emperyalist kapitalist devletlerin kurdukları kurtlar sofrasında masaya konulanlardan biri de bu yumruk oluyor! Onu çözmek, bölgede alacakları yolun önünü açacak, Ortadoğu halklarının böğrüne saplayacakları kamanın daha da derine dalmasının yolunu… Onu çözmek, burjuvazinin Türkiye’deki vahşi sömürü iştahını doyuracak yeni alanların açılmasına kan taşıyacak. Sadece yeni alanların değil, toplam emek gücü sömürüsünün katmerlenmesine neden olacak! Türkiye ve Kürdistan üzerine kurulan Çin cehennemi hayallerinin daha çıplak bir gerçeğe dönüşmesine vesile olacak!
Fakat Kawa’nın balyozuyla özdeşleşmiş emekçi Kürt yumruğunu öyle kolay çözemeyecekler. Çözülmüş görünse bile bu sefer proleterlerin sıkılı yumruğu olup sosyalizmle özdeşleşerek salınacak tarihin burçlarında. Dilini, sözünü, ismini, varlığını… binlerce evladının kanıyla kazanan bu mağrur halk, bu sefer de Çinleştirme vahşetini paramparça edecek! Kardeş halklarla yarışa sokulmayı isyanın diliyle reddetmeyi öğretecek!
Bugün bizim Newroz’umuz Kawa’dan bugüne seslenen vasiyete sahip çıkmak, Kawa’nın halkıyla kardeşleşmektir! Geleceğimiz üzerinden yapılan sömürü planlarını bozacak bir isyana durmaktır! Tüm dünyada, Ortadoğu’da, Kürdistan ve Türkiye’de var olan tüm direnme ve yeniyi yaratma dinamiklerine sıkıca sarılmak, bunu alanlarda yankılanan bir senfoniye dönüştürmektir!
Bugünün koşullarında Newroz, “sınıfa karşı sınıf” demektir. Yüreğimiz ve bilincimizin, Kawa’nın devamcısı olan bir halka karşı şovenizm ve milliyetçiliğin her türlüsüyle zehirlenmeye çalışılmasına izin vememektir.
[Alınteri'nin Mart 2013 sayısından alınmıştır]