Yargı mensupları eski alışkanlıklarıyla hareket ediyor, 'takdir yetkisi'ni kullanıyorlar
2013'ün ilk günlerinde KCK davalarından yargılanan ve 6 yıl 3 ay ceza alan Ankara Barosu avukatlarından H. İbrahim Vargün'le 4. Yargı paketine ilişkin konuştuk.
Alınteri: 4. Yargı paketinin çıkış noktası nedir?
Av. H. İbrahim Vargün: Bilindiği gibi 2009 yılında -zannedersem Nisan ayında- ilk KCK operasyonu gerçekleştirildi. O günden bugüne kadar dalgalar halinde devam ediyor. Tutuklu sayısı 12-13 bine yaklaştı.
Aslında Türkiye’deki tutsakların sayısı dünyadakinin üçte birine yakın, bunların içinde tutuksuz yargılananlar var, hakkında soruşturma açılanlar var... elimizde ne yazık ki kesin bir sayı yok.
Son değişikliklerle birlikte şu anda 13 TMK mahkemesi oldu. Bu sayı önceden 9 idi. Sağlıklı bir sonuca istatistiki çalışmayla değil, ancak avukatlar vasıtasıyla, bireysel olarak avukatların elindeki dosyaların toplamıyla ulaşılabilir. Toplam olarak KCK'dan yargılananların sayısı 50 binin üzerinde, bu sayıya tutuksuz yargılananlar da dahil. Aynı anda bir kişi hakkında 2-3 dava açılıyor. Avukat olmamızdan kaynaklı bu örneklere bizzat şahit oluyoruz. Örneğin geçen sene örgüt üyeliğinden yargılanıyordu bir müvekkilimiz, 5-6 ay tutuklu kaldı. Daha sonra Ağrı'ya gitti ve gözaltına alındı benzer suçlardan ve daha sonra KCK davasında örgüt üyeliğinden tutuklandı.
Örnekte de görüldüğü üzere davalar bu şekilde olunca sayı 50 bini bile geçmekte. Bu ülkede böyle bir örgüt yok 50-60 bin üyesi olan, belki burjuva devletin kendi örgütlerinde vardır. Ama yasadışı kabul ettikleri örgütlerin böyle bir üye sayısı yok. Bunu hükümet de biliyor aslında, dolayısıyla 2009’da başladı bu soruşturmalar. Diyarbakır’daki KCK anadavasında savunmalar dahi alınmadı. 4 yıldır savunması alınmayan tutukluların bulunduğu davalar var; dolayısıy tıkandı, bir kısmı eski CMK’lardan devam eden davalar...
Yargı sistemi tıkandı, ilerleyemiyor bir türlü. Bu aynı zamanda politik ve sosyal bir mesele. Her ne kadar yargıya havale ediliyor olsa da toplumun gündeminde olan, tartışılan bir noktada duruyor.
Hükümet -politik tarafını da düşünerek, aşma çabası içinde olduğunu iddia ediyor. Bu nedenle çıkarmış olabilir, tıkanan yargı sürecini aşmak için... Son olarak Kürtçe savunma yapabilmeyi, anadilde savunma hakkını kabul etmesi, bazı illerde tahliyelerin başlaması şu anda gündemde.
Tartışmalar, görüşmeler bu süreci rahatlatmak amacıyla çıkarılmış. Davalar devam ediyor, soruşturmalar düşmedi, göreceğiz yani.
Alınteri: Bu davaların uzun sürmesi ve sonuçlanmaması üzerine AHİM’in Türkiye’yi sorumlu tutması, kınaması üzerine böyle bir sürece girildi sanırım. Okuduklarımdan bu sonucu çıkardım ben.
H. İbrahim Vargün: O boyutu da var; uzun yargılama süresi... Türkiye yargılamalar konusunda başta gelen ülkelerden biri.
Alınteri: 4. Yargı paketinin somut hedefi nedir?
Av. H. İbrahim Vargün: Biliyorsun şu anda taslak halinde. Bir kez alt komisyondan genel kurula geldi, yeterli olmadığı için geri gönderildi. Tabii hükümetin özellikle Adalet Bakanlığı ve Erdoğan’ın açıklamalarında özellikle basın, düşünceyi ifade özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmaya yönelik olduğu söylendi. Ama kamuoyunda genel olarak KCK yargılamalarındaki tıkanıklığın giderileceğini, şiddete bulaşmayan kişilerin bırakılacağı yönünde beklenti yaratıldı. Az önce bahsettiğimiz davaların kapsamı KCK 314-2003 kapsamlı genel bir madde örgüt üyeliği, ancak 4. Yargı paketin 14. maddesinde böyle bir ibare yok. Dolayısıyla bu taslak kabul edilmiş olsaydı dahi çok şey olmayacaktı.
Biliyorsunuz üçüncü yargı paketi yani geçen yıl 2 Temmuz da çıkan yargı paketi ile örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt adına nasıl cezalandırılıyor. Örgüt üyesi olarak cezalandırmanın anlamı şu: Asgari 5 yıl ceza veriyordu, TMK da arttırıyordu ve 7.5 yıla çıkıyordu. Bunu düzenleyen 32’ye 6-7 de yer alıyor. Bu maddede -3. Yargı paketinde- indirimler yer alıyordu. Ancak savcıların ve hakimlerin takdir yetkisi açık olarak işlem görüyor.
Aradan bir yıl geçti uygulamasına baktığımızda yargının direncini görüyoruz bu düzenlemeye karşı. Her ne kadar kanun gerekçesi doğrudan örgüt üyesi olanlarla, dolaylı olanlara aynı cezanın verilmesi bir adaletsizlik yaratıyor gibi görünse de ne yazık ki yargı, yargı mensupları eski alışkanlıklarıyla hareket ediyorlar, indirim uygulamıyorlar. Çünkü takdir yetkisini kullanıyorlar. Ya da çok komik denecek tarzda yapıyorlar. Örneğin 24'te bir indirim yapıyorlar yani 7.5 yılı 24’e bölüp birini indirmiş oluyorlar.
Sadece kanun yapmakla bitmiyor, uygulaması da önemli. Kanun, yasa koyucu sadece teknik yönünden değil bunu uygulayan zihniyetin de sorgulanması gerekir. Olumlu bir gelişmenin karşısındalar ne yazık ki bu yönü de var. 4. Yargı paketi, 3.yargı paketi gibi çıkarsa, yani hakime takdir yetkisi verecek şekilde olursa, benzer uygulamaları büyük olasılıkla göreceğiz.
Alınteri: 4. Yargı paketi ile ilgili okuduğum bütün yazılar -hemen hemen ortak nokta- hakimin, savcının takdirini söz konusu ediyor. Düşünceyi ifade etmek için afiş, el ilanı, bildiri çıkarmak örgüt üyeliğinden yargılamayı getirmiyor ancak hakim ve savcının bildiri, el ilanı, afişi nasıl okudukları ve nereden bakarak değerlendirdikleri önemli bir yerde duruyor. Yasaların mahkumiyet kararında kesin hatlar yok Hakimin, savcının kanaatini de ön plana çıkarıyor ve önemsiyor öyle değil mi?
H. İbrahim Vargün: Kesin düzenlemeler yapılmadığı sürece hakim ve savcının takdirini kullanma yetkisi olduğu sürece muğlak bir durum söz konusu.
Alınteri: Siyasi tutsaklar için gerçek bir değişiklik söz konusu olacak mı?
H. İbrahim Vargün: Şu haliyle bu mümkün değil, propaganda için uygulanabilir belki propagandanın cezası 1-3 yıl arasında değişiyor. Dolayısıyla bunlar ağır cezalar değil ve çoğu tutuksuz propagandayla suçlananların. Burada esas olan örgüt üyeliği, müebbet hapis, ağırlaştırılmış müebbet hapis önemli olanlar bunlar aslında Diyarbakır'da 4 yıldır süren davalarda olayın esasına bile girilmemiş. Bu anlamda 4. yargı paketinin nasıl geleceğini bilmiyoruz. Bu haliyle çok değişen bir şey olmayacak öyle gözüküyor.
Alınteri: Bu şekliyle geçerse kimleri etkileyecek?
H. İbrahim Vargün: Propagandadan dolayı ceza alanlara, haklarında suç oluşmadan soruşturma açılanlara belki nispeten etkisi olacaktır.
Halkı askerlikten soğutmaya dönük uygulamalar var; özellikle vicdanı redçileri etkileyecek, vicdanı red açıklaması yapıldığı zaman doğrudan halkı askerlikten soğutmaya yönelik diye dava açılıyor, buna yönelik düzenleme var taslakta, bu sefer firarı teşvik edenler deniliyor.
Şimdi burada sorun, hangi açıklamanın firarı teşvik ettiği konusunda kim karar verecek, nasıl karar verilecek... yani “takdir” önemli. Hakimin, savcının yorumu, nereden baktığı ve takdirini nasıl kullanacağı önemli.
Alınteri: Teşekkür ederiz, kolay gelsin.
[Alınteri'nin Nisan 2013 tarihli sayısı için hazırlandı]