Bir çıkış gerek!..

Yaşamın her alanını talan eden kapitalizmin neoliberal saldırganlığına karşı 1 Mayıs bir çıkış adımı olmalıdır

GÜNCEL
Pazar, 7 Nisan 2013 (13 yıl 7 ay önce)

Kapitalizmin neoliberal saldırganlığına karşı ‘insanca yaşam’ mücadelesinde bir çıkışa ihtiyaç var. Bu ihtiyaç yaşamın her alanını abluka altına alıp talan eden kapitalizme karşı savunmanın ötesine geçen militan bir savaşımı zorunlu kılıyor.

Burjuvazi gözüdönmüş saldırganlıkta sınır tanımazken emek hareketi alışılagelmiş cılız ve sıradan tepkilerle yetinmeyi aşabilmiş değil. Sırtı duvara dayanmış emekçiler ancak fiili olarak saldırıyla karşı karşıya kaldıkları durumda tepki veriyor. Bu tepki de lokal kalmaktan kurtulamıyor. Kendini elindekini korumayla sınırlayan bir hareket, elinde olanı da kaybetmeye mahkumdur.

Kapitalist haydutluğun iş, yaşam ve gelecek güvencesizliğini derinleştiren saldırı konsepti önündeki bariyerleri yıkarak ilerliyor. 1 Mayıs bunu tersine çevirmenin manivelasına dönüştürülmeli, birleşik mücadele zemini ‘zoru zor bozar’ bilinciyle örgütlenmelidir.

Kıdem tazminatının gaspı, esnek çalışma, kiralık işçilik, taşeronluk ve sendikasızlaştırmayı yasal güvence altına alacak olan Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) Haziran’da Meclis gündemine getiriliyor. 1 Mayıs sermeyenin kar marjını büyütüp, kölelik koşullarını güvence altına alan UİS’ni parçalamanın kürsüsüne çevrilmeli; ‘Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!’, ‘Kölece çalışmaya, kölece yaşamaya hayır!’ çığlığı tok bir biçimde haykırılmalıdır.

İşçi ve emekçilerin yaşam alanları kentsel dönüşüm adı altında sermayenin rant yağmasına peşkeş çekilmiş durumda. Bu yağma karşısında özellikle Dikmen’de yürütülen direnişin işaret ettiği gibi güçlü bir başkaldırı hattı örgütlemek mümkündür. Emekçi semtlerindeki yıkım ve sürgüne karşı ‘İnsanca barınma hakkı!’ talebi 1 Mayıs alanına güçlü bir biçimde taşınmalıdır.

Eğitim ve sağlık piyasa koşulları temelinde ticarileştirildi. Toplumun, sermayenin ihtiyaçları temelinde dinci gerici karakteri güçlendirilerek baştan aşağı yeni bir kalıba dökülmesi, ‘çocuk işçilik ve çocuk gelin’ uygulamasının önünü açan 4+4+4 hayata geçirildi. YÖK yeniden yapılandırıldı. 1 Mayıs ‘Herkese eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim!’, ‘YÖK’süz, sınavsız üniversite!’, ‘Herkese parasız, kaliteli sağlık hizmeti!’ talepleriyle yankılanmalıdır.

Kadın cinayetlerinin ayyuka çıktığı, çifte sömürünün şaha kalktığı, kadının kendi bedeni üzerinde söz söylemekten men edildiği bir dönemdeyiz. 1 Mayıs’ta ‘Kadın cinayetlerine son!’, ‘Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son!’, ‘Eşit işe eşit ücret!’ haykırışı büyütülmelidir.

Bölgede kızışan emperyalist hegemonya çatışmasında ABD’nin başını çektiği blokun kucağında olan Türkiye, savaş çığırtkanlığı ve bölgenin Balkanlaştırılması stratejisinde etkin roller üstlenmiş durumda. 1 Mayıs alanı ‘Emperyalist savaşa hayır!’, ‘Ortadoğu’nun balkanlaştırılmasına karşı bölgesel direniş!’, ‘Yaşasın halkların kardeşliği!’ haykırışıyla inletilmelidir.

Kirli savaşın vahşeti ve mücadele içerisinde çelikleşen Kürt halkının özgürlük iradesi kırılmak isteniyor. Silahlı Kürt ulusal direnişinin ve bölgesel gelişmelerin basıncıyla pazarlık masasına oturmak zorunda kalan işbirlikçi Türk tekelci burjuvazisi, örgütlü Kürt hareketini sisteme entegre etmeye oynuyor. Bu pazarlık süreci düz değil inişli çıkışlı bir çizgide ilerleyecek. PKK’nin alabildiğince geriye çekilmiş reformcu taleplerine rağmen burada asıl zorlanacak olan rejimdir.

Kürt hareketi, sürecin hassasiyetini gözetmek adına alabildiğine alt perdeden konuşuyor. Bu eleştirilir, talepler konusunda önerilerde bulunabilir. Fakat her türlü sosyal şovenist yaklaşımla araya net sınırlar çekilmeli, Kürt halkıyla dayanışma güçlendirilmelidir. 1 Mayıs’ta emeğin kardeşliği bilinci doğrultusunda ‘Kürt ulusuna özgürlük!’, ‘Kurtuluş devrimde, sosyalizmde!’ şiarları daha güçlü haykırılmalıdır.

1 Mayıs işçi sınıfının zincirlerinden kurtulma savaşının simgesidir, 1 Mayıs bizimdir!

[Alınteri'nin Nisan 2013 tarihli başyazısıdır]