Gölge etmeyin yeter!

Günün anlam ve önemine uygun olarak kutlanması, kitleselliği kadar onun nasıl kutlandığı da önemlidir

GÜNCEL
Cuma, 19 Nisan 2013 (13 yıl 6 ay önce)

1 Mayıs geldi kapıya dayandı. İşçi sınıfının örgütlü kesimleri kendi içinde harıl harıl 1 Mayıs’ı nasıl örgütleyeceklerini, günün anlam ve önemine uygun bir ruhu alanlara nasıl yansıtacaklarını tartışıyorlar. Coşkulu ve kitlesel bir 1 Mayıs olması için müthiş bir devrimci gerilim yaşıyorlar. Hemen bütün kesimler son bir aylık faaliyetlerini buna göre koordine edip buna göre konumlanıyor.

Taksim’de 1 Mayıs’ın kutlanmasının yasak olduğu dönemde kitlesel olarak az ama günün anlamına uygun olarak bu yasakçı zihniyet karşısında direnilmiş, bu alan özgürleştirilmiştir. Sonraki yıllarda herkesin serbest bir biçimde girdiği alanda aynı coşkuyu bulmak oldukça güç. Günün anlam ve önemine uygun olarak kutlanması kitleselliği kadar onun nasıl kutlandığı da önemlidir.

Geçen yıl kutlanan 1 Mayıs’ta kitlelerin alana büyük oranda örgütsüz bir biçimde aktığı düşünülürse günün anlamına uygun bir biçimde kutlandığını söylemek pek mümkün değil. Bugünü anlamlı kılan alanın örgütsüz boş kalabalıklarla doldurulması değil, kapitalist sisteme korku salacak örgütlü kitlelerle dolu olmasıdır. Anlamına uygun olup olmadığını belirleyen budur. Taksim’de çatışmalı olarak geçen, son 1 Mayıs'la sayı olarak kıyaslanmayacak kitleler Taksim’i kazanmasını bilmiştir. Kısacası onun ruhunu yansıtanlardan biri onun örgütlülük düzeyidir. İşçi sınıfının talep ve özlemleri uğruna ne düzeyde alana taşınıp taşınmadığıdır. Kuru kalabalıklar halinde alanı doldurup boşaltan bir kitlesellik işçi sınıfına hiçbir şey kazandırmaz.

Lafı çok dolandırmaya gerek yok, geçen yıl örgütsüz bir biçimde kendiliğinden katılan oldukça kalabalık bir kitle mevcuttu. Bu kitle, işçi sınıfı içindeki örgütsüz kesimlerden oluşmuyordu. Böyle olması anlamlı olurdu; değildi. O örgütsüz kitlenin büyük kısmı devrimci örgütler içinde yer almış sonra mücadelenin dışına düşmüş kesimlerden oluşuyordu. Türkiye sol hareketinin kendi dışına bu kadar gücü nasıl düşürdüğü sorusu ayrı bir soru olarak kenarda dursun! Ama asıl olarak bir biçimde örgütlü mücadeleye bulaşmış sonra bu örgütlerin dışına düşmüş bu kesimler neden 1 Mayıs alanına akarlar? Dertleri nedir?

Oysa onlar da bilirler ki örgütlü olmayan hiçbir mücadele sonuç veremez. Kendilerine örgütlenecek bir yer mi arıyorlar? Pek sanmıyoruz, çünkü çoğu o saate kadar üç beş örgüt değiştirmişlerdir zaten. Bu yanıyla bir arayış içinde değiller. Örgütlü mücadele içerisine girmiş olanların tümünün sosyal çevreleri, örgütsüz de olsa bu örgütlerin çevresidir. Gelip o kortejlerin etrafında dolanıp dururlar. Ama bu kortejlere katılmazlar. Çünkü o kortejlerde düzenli bir biçimde yürüyecek kadar mecalleri bile yoktur. Bu disipline gelemeyecek kadar gevşeklerdir. Herbiri çalıştıkları yerlerde bütün disipline uyarken, örgütlü bir disipline gelemezler. Mücadeleden kafaca ve ruhça bu kadar kopmuşlardır. Artık bu sistemin değiştirilebileceğine hiçbir inançları kalamamıştır. Birazcık inancı olanların ise bunu yapmalarına soluğu izin vermiyor.

Daha da şaşırtıcı olanı sınıf mücadelesinin kendisine sırt dönmüş bu boş kalabalık topluluğunun buralarda dolanma yüzünü hiç utanmadan kendinde bulmasıdır. Kaçtıkları yetmezmiş gibi adeta “ne güzel kaçtık, işleri siz geri kalanların sırtına nasıl yükledik” demek için ortalıkta cirit atıp dururlar. Gelmelerinde en belirleyici neden kopamadıkları duygu ve düşünceleridir. Enerjileri o alanda boş boş sallanmaya ancak yetmektedir ve bu vesileyle düşüncelerinin gereğini yerine getirdiklerini düşünüp kendini tatmin etmektedirler. Bir de yarın devrim mücadelesi yükseldiğinde, işçi sınıfı tarih yazmaya başladığında, o gücün etkisiyle peşine takılacakları bir örgüt için zemin hazırlamakla meşguller. Ama hiç farkında değiller orada boş boş dolanarak nasıl gölge ettiklerinin!.. Siz şimdilik gelmeyin zamanı geldiğinde o güç sizi yuvanızdan çıkaracaktır. Güç gittiğinde tekrar yuvanıza döneceksiniz. Bunun farkındayız. Herkes misyonunu oynar, o yüzden siz şimdilik gölge etmeyin yeter.

[Bir Alınteri okuru]