Bayrağı asla yere düşürmeyeceğiz!

Ama nafile kitleler akın akın Taksim'e ulaşmak için yola çıkıp yürüyüş yapmaktaydılar

GÜNCEL
Perşembe, 2 Mayıs 2013 (13 yıl 6 ay önce)

Ben her yerelin, her alanın 1 Mayıs'ta Taksim olması gerektiğini düşünüyordum. Hala da böyle düşünüyorum. Ancak bu sene 1 Mayıs, son 15-20 gün kala ayrı bir özellik kazandı. Ve 1 Mayıs’ ta Taksim'de olmak ve Taksim'e sahip çıkmamız önem kazandı. Çünkü faşist T.C. devleti her fırsatta şimdiye kadar olduğu gibi kazandığımız haklarımızı gasp etmek gibi bir sistemi var. 1 Mayıs Taksim alanına yönelik de planlı bir oyuna girişti ve bizlerin görevi işçilerle, emekçilerle birlikte bu oyunu bozmak ve Taksim’e sahip çıkma ruhunu ayağa kaldırmak gerekiyordu.



Bu nedenle 2013 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağımızı “emeğimize, onurumuza, işçi sınıfına, geleceğimize” sahip çıkacağımızı, ihtilalci ruhumuzun ayakta olduğunu anlatacağımızı günler öncesinden ilan ederek çalışmalarımıza başladık. Ve gün geldi çattı. Gün savaş günü, gün direniş ruhunu ayağa kaldırma günü, gün birlikte mücadele günü. Bu ruhla çıktık Taksim'e doğru, yola çıkmadan önce yolların son durumlarını da kontrol ettikten sonra.

Bizler aslında faşist devletin ve hükümetinin, İstanbul Valisi'nin Taksim yakınlarına gelene kadar herhangi bir engelleme yapmayacağını kestirebiliyorduk ancak yine de hazırlıklı çıktık yola. Gece boyunca hiç uyumadım, sürekli diğer illerdeki arkadaşlarımızla, diğer otobüslerdekilerle irtibat halinde gittik. Gişelerde çevirme, engelleme yapabilirler küçük bir ihtimal de olsa böyle düşünüyorduk ama diğer otobüslerin geçtiğini öğrendiğimizde alanın yakınlarında engelleme olacağını anlamıştık.

Sabah 07.00 sıralarında Şişli Camii yakınlarına kadar otobüsle geçtik, pankartımızı, filamalarımızı alıp otobüsten indik ve alana doğru yürümeye başladığımızda birden bire çevik ordusu ile karşılaştık. Bize otobüsümüze binip geri dönmemizi, alana kimin ne niyetle geldiğini iyi bildiklerini, alana girmemize izin vermeyeceklerini otobüse binip ayrılmazsak müdahale edeceklerini inatla söylüyorlardı. Bu arada dikkatimizi çeken yeni, küçük bir şey oldu ellerinde manyetik sesle müdahale aleti vardı. Biz biraz uzaklaştık oradan, ancak alana mutlaka girmeliydik yoldaşlarımıza ulaşmalıydık ki daha kuvvetli karşı koyabilelim. Bu nedenle pankartımızı ve flamalarımızı araca bir arkadaşımızla gönderdik, bizler de ikişerli gruplar halinde ayrılarak Şişli'deki yoldaşlarımızın yanına gittik. Hala arkamızda bizi takip etmelerine ve alandan ayrılmamızı istemelerine rağmen...

Tam bir birlik, mücadele, direniş havası mevcuttu. DİSK binasının bulunduğu sokakta her kurum, sendika, devrimci kurumlar, dernekler hepsi bir araya gelmiş. Taksim'e sahip çıkmak için. Kitlenin içinde kendi yoldaşlarımızı bulduk, herkesin gözlerinden direniş ve savaş okunuyordu adeta. Çünkü faşist T.C. devleti 77 1 Mayısı'nın ruhuna savaş açmıştı adeta. Günlerdir İstanbul Valisi ve devlet erkanı gelirseniz müdahale sert bir şekilde yapılacak, bu alana toplanmanız hukuksuzdur demekte vegelişleri engellemek için tüm İstanbul yaşamını felç ederek ulaşım hakkını yaşam hakkıyla birlikte kendi denetiminde olduğunu göstermeye çalıştı.

Ama nafile kitleler akın akın Taksim'e ulaşmak için yola çıkıp yürüyüş yapmaktaydılar, engelleme ile karşılaşan her bölge, her alan barikatlara karşı ve savaş ilan ederek “Taksim bizimdir bizim kalacak” dediler ve Taksim’e ulaşmak için savaştılar.

Bulunduğumuz yerde bu haberleri duydukça işte diyordum. Gözümüzü korkutmaya çalışırlarken, bizlerin de çağrısı ve çalışmaları ile işçiler, emekçiler ayağa kalkmışlardı veTaksim'e girmek için çıkmışlardı yola ve savaşıyorlardı.
Emekçiler, işçiler, kadınlar, devrimciler, sendikalar, dernekler hep birlikte emeğimize, onurumuza, geleceğimize ve geçmişimize yaraşır bir şekilde faşizme, faşist baskılara, korkulara karşı korku saçarak faşizme boyun eğmeyeceğimizi Şişli'de, İstanbul'da hayatı durdurmaya çalışan devletin valisine, hükümetine, kolluk güçlerine İstanbul’u dar ederek gösterdik. Her saldırı, her barikat yıkılarak orantısız güç ile emekçilerin, işçilerin üzerine saldıran faşist devlete bir kez daha 77 1 Mayıs'ın, devrimci mücadelenin militan ruhunu yok edemeyeceğini, işçileri, emekçileri köleleştiremeyeceğini gösterdi işçi sınıfı ve devrimciler.

Bizler militan ruhumuzla geçmişimize yaraşır bir şekilde ve geleceği yaratacak olanın bizler olduğunu bir kez daha çok yüksek sesle haykırmaktan onur duyuyoruz. Osman Yaşar Yoldaşcan, Mehmet Fatih Öktülmüş, Tahsin Yılmaz ve diğer yoldaşlarımıza söz veriyoruz bizler, sosyalizmi kurana kadar “O” bayrağı asla yere düşürmeyeceğiz.

[Bir Alınteri okuru]