“Marjinal gruplar”ın dayanışması ve göz gözü görmeyen sokaklarda “Yaşasın devrimci dayanışma!” sloganları bir anda patladı
Sabah saat 08.00-08.30 arası Şişli Endüstri Meslek Lisesi önünde daha minübüsten inerken başladı müdahale.
“Binin, binin...” diyen 'sevgili polis'imiz “marjinaller”e daha o an saldırmaya başlamıştı. Ama araçta “marjinaller” olarak sadece 5-6 kişiydik; onlar da 10 kişi falandı, üstlerine atladık. “Marjinaller”le devlet/polis arasındaki savaşı kazandık. Sonuç: 1-0!
Her köşe başında, her sokakta insanlar ve polis karşı karşıya durmuş sinir savaşı yaparken yürekli Chavez şapkalı bir amcanın polislere dönerek ajitasyon konuşmasından sonra "hurraaa.." skor 2-0!
Ara sokaklar insan kaynıyor; bir yandan slogan bir yandan sağlığımıza “yararlı” biber gazının atış sesleri geliyordu. Zaten her şey bir anda başladı ve bir anda “marjinal gruplar”ın dayanışması ve göz gözü görmeyen sokaklarda “Yaşasın devrimci dayanışma!” sloganları...
İşte tam burada o kalabalığı görünce 3. golü de gördüm. Herkes bir yandan “marjinal” davranıyor bir yandan da polisin sinir gazı karışımlı biber gazından etkilenen esnaf ve mahalle sakinlerini tedaviye çalışıyordu. Orada şunu anladım; bu ülkenin devrimcileri, bu ülkenin ezilen halklarından Ermenilerin, Hrant'ın katledilmesinden bugüne “Faşizme inat, kardeşimsin Hırant” şiarını sahiplenen “marjinaller”i yüreklerine bastıklarını gördüm. Al sana 4. gol!
Herkes devrimci dayanışmanın bu ülkedeki en baskıcı güce karşı neler yapabileceğini orada gördü. Polislerin bir ara keşif için yakınlaşıldığındaki diyaloglar hala kulaklarımda:
Burada durum çok kötü, kalabalık üzerimize bastırıyor. Eğer böyle devam ederse barikatlar kırılabilir. Ne yapalım şef?Al sana 5. gol!
Biraz daha direnin, hedef gözeterek ateş edin gazları; olmadı çekilin. Elmadağı yolunda kalabalık bir personel duruyor, oradan geri püskürtmeye çalışırız. Anlaşıldı, tamam...