Etrafa sinen işçi kokusunu üzerime giyiyor, barikatları yüklenmiş yoldaşıma el uzatıyorum
Dünyaya ilk kez gözlerimi açmış gibiydim. 1 Mayıs sabahı, emeğin izleri dolaşıyordu damarlarımda... Yüreğimde tutuşan kıvılcım, soluklarımı hızlandırıyordu apansızca... İlk kez kıracaktım zincirlerimi, ilk kez doruğuna ulaşacaktı direnişe olan tutkum...
Mecidiyeköy ilk durağımız... Derken Şişli yolu, giderek barikatlardan daralan yollar, sokaklar... Bomonti, Kurtuluş...
''Devlet''le karşı karşıya gelmek... Tüm çıplaklığımızla direnmek, tek yürek olan vücutlarımızı zırhlara germek...
''Devlet''le göz göze gelmek... güneş saçan gözlerle, fanus içindeki gözleri yere sermek.. Damarlarımda bir başka dolaşıyordu kan...
İlk sokak... Kapıları açıldı ablukanın... arkadan gelen çoşkulu sesin sahipleri ''fevkalade'' örülen ağın incelmesiyle girdiler içeri... Girer girmez kapıları kapandı ağların... Bir toz bulutu... sessiz bekleyiş... direnişe devam..
Bomonti Caddesi... Sokağa giren yolda fazlasıyla zulalanacak taş, tuğla mevcut... Alana girer girmez seriliyor önüme düşlerim... Tutkuyla koskoca tuğlayı parçalara bölen arkadaşımı izliyor, elimi taşın altına koyuyorum... Daha öne, daha öne, en öne, daha yakına ulaşma arzusu... Karşı karşıya gelme ve direnme tutkusu..
İlk kez taş atıyordum, yılların sessizliğini attığım her taşta yırtıyordum... Gelen gaz bombalarıyla boğuşurken bilinçsizce yoldaşımın ayağına basıyorum... kucaklıyor, tutuyor beni ve avucundaki limon birikintisini yüzüme sürüyor... gülümsüyorum.
Kurtuluş Caddesi TOMA'nın gelişi ve beni zıt yöne çeken eller... gülümsüyorum.
Etrafa yayılan işçi kokusunu üzerime giyiyorum... Hızla yürüyüp, öne doğru, en öne doğru gitmeye çalışıyorum... Duruyorum, barikatları yüklenmiş yoldaşıma el uzatıyorum, devam ediyorum... gülümsüyorum.
Gün, birliği soluyordu...
Gün, kırılmış zincirlerle doluydu...
Gün, yarını doğuruyordu...
Gün, direnişi biliyordu...
Gün onurumuzu başında taşıyordu...
[Bir Alınteri okuru]