CIA ve Belçika gizli polisi tarafından katledildi. Vücudu baltalarla parçalandı. Bedenine, asit dökülerek yakıldık
2 Temmuz 1925'te bir Afrika sıcağında, eski adı Zaire olan bugünkü Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde dünyaya geldi Patrice Lumumba. Ülkesinin bağımsızlık sonrası Başbakanıydı (1960-61); sömürgeciler, kukla olmayacağını anlayıp onu vahşice katledene kadar.
Öldürüleceğini Biliyordu
P.Lumumba, bir posta memuruydu adresleri olması yasak kara insanların ülkesinde! (Gerçekten de yerli halkın bağımsızlığa kadar adresinin olması mümkün değildi yasal olarak.) 1959 yılında, Kongo Bağımsızlık Hareketi’ne (MNC) kurucu olarak katıldı.
Zaire yüzyıllardır Portekizliler başta olmak üzere sömürgecilerin elindeydi. En başta da Belçika sömürgenleri gelmekteydi. Zaire’nin zengin yeraltı kaynakları (uranyum, altın, kobalt, mangan, çinko, elmas) sömürgenlerin hep ağzını sulandırmış ve günümüze kadar halkına hiçbir yarar sağlamadan yağmalanagelmiştir.
25 Mayıs 1960'taki ilk parlamento seçimlerinde Lumumba’nın partisi MNC çoğunluğu aldı. Ülkede yaşayan beyaz yerleşimcilerin ve Zaire burjuvazisinin karşı çıkmasına rağmen MNC, Belçika’dan bağımsızlığını talep etti.
Sözde bağımsızlığı tanıyan Belçika, fazla sabredemedi. Devlet Başkanı Joseph Kasavubu, daha sonra efendilerinin sadık uşağı ve diktatör olarak hizmet edecek olan General Mobutu Sese Seko ve Katanga’nın maden zengini burjuvası Moiz Chombe’nin kurdukları tuzakla iki hafta bile Başbakanlık yapamadan vahşice katledildi Lumumba.
Öldürüleceğini başından beri bilen bu cesur adam, eşini ve oğlunu ülke dışına çıkarmış ve ardında bırakacağı mektupları hazırlamıştı bile.
“Unutmayacağız!”
Lumumba’nın tarihe geçen ve ilginç öyküsü ile Afrika’nın bağımsızlık deklarasyonu niteliğindeki konuşması şöyle gerçekleşmişti: Sözde bağımsızlığı tanıma konuşması yapan Belçika Kralı Baudoin (ki sonradan Lumumba’nın öldürülmesini bizzat emrettiği ortaya çıkmıştır!), kürsüde Zairelilere gözdağı verir ve “Seçiminizi yapın” anlamına gelen şeyler söyler. Bunun üzerine protokol planında olmamasına karşın Lumumba kürsüye fırlar ve tarihe geçen konuşmasını yapar: