Çarşamba, 15 Mayıs 2013 (13 yıl 5 ay önce)
Adil Okay
Roboski'den ağrımışken şimdi de Reyhanlı
Reyhanlı’da patlamanın olduğu gün
Türkiye Yazarlar Sendikası,
Antakya şubesinin davetlisi olarak kadim kentim Antakya’ya gitmiştim. Son kitabım için bir tanıtım toplantısı, konuyla ilgili sinevizyon gösterimi ve mahpus resimleri sergisi açmaktı amacımız. Cumartesi tarihi bir Antakya evinde buluştuk. Eş dost, arkadaş, akraba... yanı sıra kentin yazar ve şairleri geldiler. Basın da ilgi gösterdi. Her şey iyi gidiyordu ki kötü haber geldi. Reyhanlı’da patlama olmuş dört kişi ölmüş dediler. Sonra on oldu. Basın mensupları acele gittiler. Biz de söyleşiyi kısa kestik. Akşam olunca olayın vehameti anlaşıldı.

Cumhuriyet tarihinin en kanlı sivil katliamıydı söz konusu olan.
Roboski’yi unutmayalım, unutturmayalım derken şimdi de Reyhanlı. Elliden fazla ölü. Yüzden fazla yaralı.
Ve akşam futbol fanatiklerinin eğlence sesleri.
İnsanların içindeki sevgi ne zaman ölmüştü sahi. Ya da zaten hiç yok muydu (Olay günü başta
Hatay Emek ve Demokrasi Platformu olmak üzere tüm sol gruplar sokaklara döküldüler. Saldırıyı protesto ettiler. O duyarlı insanları tenzih ediyorum)...
"
Roboski katliamı Edirne sınır kapısında olsaydı yer yerinden oynardı" demiştim bir panelde.
Reyhanlı’daki katliam da
İstanbul, İzmir ya da
Ankara’da olsaydı ulusal yas ilan edilirdi. Hayat dururdu. Ama
AKP olayın boyutunu küçültmeye çalışmaktan başka bir şey yapmadı tıpkı Roboski katliamı sonrasında yaptığı gibi... Ve akabinde yayın yasağı.
Reyhanlı, Hatay’ın bir ilçesi. Dar gelirli insanların yaşadığı bir kasaba. Suriyeli mültecilerin yerleştiği bir bölge.
Nişantaşı değil.
Ben Antakyalıyım. Ama İstanbullu olsaydım da dokunurdu bana bu trajedi. Nitekim Roboski için de aynı acıyı duydum, yazdım, konuştum… 1982’de
Beyrut’ta
FHKC merkez binasının bulunduğu sokakta -bizim oradan ayrılmamızdan 3-5 dakika sonra- patlayan bomba sonucu paramparça olan insan cesetlerini görüp aynı acıyı ve öfkeyi duymuştum. Reyhanlı’daki saldırıyı kim yapmış? Hangi alçaklar ordusu, kimin maşası, kimin uşağı, kimin iti, miti yapmış? Arkalarında hangi güçler, ülkeler var?.. Bilmiyorum. Bildiğim AKP Hükümeti'nin işaret ettiği, artık tarih sahnesinde olmayan bir örgütün yapmış olamayacağıydı. Tabii yazı konum bu değil. Ancak bu barbar saldırının Suriye’nin çıkarına olmadığını düşünüyorum.
Esad yönetimi savunmada olduğu için, doğal olarak düşman cephesini daha fazla genişletmek istemez. Tam da
ABD ile
Rusya Federasyonu
Suriye için "Barış Konferansı" çağrısı yapmışken.
At izi ile it izinin birbirine karıştığı bir coğrafyada yaşıyoruz. “
Ötekilerin”, “kimlik hakları gaspedilenlerin”, “ezilen sınıfların” birbirine düşman edildiği, aralarında dayanışma ağının kurulmadığı bir coğrafyada egemenler rahat at koşturur. Nitekim koşturuyor da.
Zor günler... Suriye halkları için daha zor. Bir yandan yakılıp yıkılan bir ülke ve ölen, öldürülen insanlar ve cinnet hali. İşte o cinnet hali bize de sirayet ediyor. Öfkeden ve çaresizlikten “mültecilere” saldırıyor insanlar. O mülteciler ki büyük çoğunluğu “
umuda yolculuk yapan” mülksüzlerdir. Büyük çoğunluğu “
muhalif” bile değildir. Biz de bir zamanlar mülteciydik. Ve halen ülkeye dönemeyen politik mültecilerimiz yaşıyor dünyanın birçok bölgesinde. Halen ülkesine dönemeyen
Emekçi’yi tanıyorsunuz değil mi?
Diğer yandan mültecileri ülkeye teşvikle davet eden AKP Hükümeti'nin aynı “
cömertliği”,
Suriyeli Kürtlere ve
Çingenelere göstermediğini biliyor muydunuz? “
Suriye’deki savaştan kaçan Çingenelerin (Domlar) durumu en vahimi. Kamplara alınmıyorlar. Onlar hakkında herkes üç maymunu oynuyor. Raporlara bile girmiyorlar. Zabıta sınır boyunda oradan oraya taşınan Çingenelerin çadırlarını gördüğü yerde yakıyor.”
Acım(ız) büyük. Roboski’den ağrımışken şimdi de Reyhanlı. Hataylı şair dorum
Mustafa Akyürek de duymuş aynı acıyı teninde, tininde. Ve hemen aynı günün akşamı yazmış aşağıda aktardığım binlerce sayfa politik analizin yerine geçecek kısa yazıyı. Sonsözü ona bırakırken empati diyorum. Biraz empati. Ezilen halkların, ötekilerin, mülksüzlerin birbirlerini anlayarak dayanışma zamanıdır.
'Çanlar Kimin İçin Çalıyor' demişti ünlü yazar... Zangoçlar işbaşında maralım. Bugün Reyhanlı'da ayin var. Tapınak Orkestrası majörden çalıyor. Büyük bir trajediyle perde açıldı. Herkes oyuncu, herkes seyirci. Locada oturanlar çoktan arka kapıdan sıvışıp gittiler. Oysa Reyhanlı'da buğday başağa, pamuk kozaya durmuştu. Son hazırlıklarını tamamladılar; hasada sevdalı kızlar ve erkekler. Hiç düşünemediler tırpanın keskin ucunda eriyip gideceklerini. Harmana vakit var daha. Kimbilir hangi hasadın taneleri savrulacak dar sokaklarında memleketimin? Şimdilik Çanlar 'Reyhani'den çalıyor. Yeni bir fasıl başladı. Cin aramızda maralım. Bulan var mı şişenin kapağını?
okayadil@hotmail.com
www.adilokay.com