Çok geç olmadan...

Hasta tutsaklara dikkat çekmek için Sincan 2 No'lu Hapishanesi'nden mektup var

GÜNCEL
Çarşamba, 29 Mayıs 2013 (13 yıl 5 ay önce)

Sincan 2 Nolu F Tipi Hapishanesi'nde kalan İdris Nakçi, hasta tutsaklara dikkat çekmek ve tutsakların serbest bırakılması için bir mektup yolladı. Nakçi'nin 28 Nisan'da gönderdiği mektup Deli Dalgalar'ın eline 28 Mayıs'ta ulaştı. Mektup ulaşmadan, 7 Mayıs'ta mektupta ismi geçen İrfan Eskibağ hayatını kaybetti. Diğer tutuklular da hayatını kaybetmeden serbest bırakılması gerekiyor.

Merhaba,
Bildiğiniz üzere bugün cezaevlerinde bulunan hasta tutsakların sayısı oldukça fazla. Cezaevlerinde hastalıklar daha rahat ilerlediği için, bugün birçoğu ne yazık ki ölümle yüz yüze gelmiş durumdadır. Öyle bir aşamadan bahsediyorum ki artık tedavi olma şansları bile yok.

Elbette ki bunu bir insanlık sorunu olarak ele almak gerekiyor. Vicdan sahibi herkes bu konuyu duyduğunda muhakkak derin bir rahatsızlık hissetmektedir. Bu konu sadece bir grubu, zümreyi, kesimi etkisi altına almıyor, ilgili-ilgisiz herkeste bir şeyler yapmak gerektiği hissiyatı uyandırıyor. Bu da sorunun bir insanlık sorunu olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

Sizlerle şu an bulunmakta olduğum Sincan F Tipi Hapishane’sindeki ağır hastaların durumunu paylaşmak istiyorum. Sincan 2 Nolu F Tipi’nde 10’u aşkın ağır hasta bulunuyor. Bunlardan iki arkadaşımız şu an yaşamlarını yitirme riskiyle yüz yüzedir. Doktor raporları cezaevinden tedavinin olamayacağını ve tahliye edilmeleri gerktiği yönünde olmasına rağmen, arkadaşlarımız tahliye edilmiyorlar ve ölüme terk ediliyorlar. Hastaların cezaevlerinde tutulmaları, dışarıda olası tedavi imkanlarının da ellerinden alınması anlamına geliyor. Bunun adı ölüme terk edilmektir. Yaşam hakkının gaspıdır ve insanlık suçu ile aynı anlama gelmektedir. Bu arkadaşlarımızdan biri A. Samet Çelik, diğeri de İrfan Eskibağ’dır.

Arkadaşımız A. Samet Çelik kan kanseridir. Hastalığı öyle bir boyuta ulaştı ki, artık haftanın hemen her günü kan almak durumunda kalıyor. Tedavisi yapılamıyor. Çünkü cezaevi koşullarında tedavi olma imkanı yok. Durumu öyle bir noktaya geldi ki, artık herhangi bir tedavi yöntemi fayda etmiyor. İlik nakli gerekiyor fakat uygun iliği bulmak, tedaviden kat be kat daha zor. Doktor raporları cezaevinde tek başına kalamayacağı ve tedavisinin imkansız olduğu yönünde yazılıyor sürekli. Dışarıdan ve içeriden tüm girişimlere rağmen arkadaşımız hala cezaevinde tutuluyor. Haftalık kan alması sizi yanıltmasın, çünkü kan almak tedavi olmak anlamına gelmiyor, bir tedavi biçimi değildir. Sadece bir ayakta tutma metodudur. Arkadaşımızın mutlak suretle tahliye edilmesi gerekmektedir. Cezaevinde gün be gün yaşamını yitirme riskiyle hastalığı geri dönüşsüz bir yolda ilerlemektedir.

Diğer arkadaşımız da İrfan Eskibağ’dır. Onun için tüm tedavi imkanları sona ermiştir. Yani hiçbir biçimde geri dönüşü olmayan kritik aşamadadır. Kanser vücudunun her yerine yayılmıştır. Yaşamını yitirdiği haberini almamız artık an meselesidir. Durumu ölümcüldür. En azından son dönemlerini ailesinin ve yakınlarının yanında geçirmesi için tahliye olması gerekmektedir. Bu yönlü doktor raporları olmasına rağmen İrfan Eskibağ tahliye edilmemiş ve cezaevinde ölüme terk edilmiştir.

İsimleri çoğaltmak mümkün ancak şu an ölüm sınırında gidip gelen bu iki arkadaşımızdır. Hasta tutuklular için duyarlılık yaratmak hepimizin boynunun borcudur. Geçen her saniye, aldığımız her nefes, akıp giden her an onları bizden uzaklaştırıp, ölüme yakınlaştırmaktadır. Fakat arkadaşlarımız için göstereceğimiz her duyarlılık, yapacağımız her şey onları bize yakınlaştırıp ölümden uzaklaştıracaktır.

İdris Nakçi
2 Nolu F Tipi Cezaevi
Sincan/ANKARA