19 Aralık 2000'de 28 devrimci tutsağın katledilmesiyle başlatılan, hücrelere işkenceli sürgün sevkleri devam ediyor.
30 Haziran tarihinde devlet, Ulucanlar hapishanesinin “boşaltılacağı” gerekçesiyle bir saldırı düzenledi ve burada tutulan kadın tutsakları döverek, işkence ederek Sincan L Tipi Kadın Hapishanesi'ne götürdü.
Yol boyunca dövülen Nilüfer Şahin, Figen Çağrı ve Necla Çomak isimli tutsaklar getirildikleri Sincan L Tipi Cezaevi'nde de işkenceye maruz kaldılar. Zorla çırılçıplak soyularak aranan tutsaklar daha sonra tek kişilik hücrelere atıldılar. Adli Tıp Kurumu'nda muayene olma istekleri kabul edilmeyen tutsakların kantin ve kitap ihtiyaçları da karşılanmıyor.
Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği (TUYAB) bugün Galatasaray'da konuyla ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. TUYAB, kadın tutsakların aynı hücrede kalmak, Adli Tıp'a çıkartılmak ve kantin - kitap - gazete ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla açlık grevine başladıklarını duyurdu.
[foto]tuyab-surgun2.jpg[/foto]
Yapılanın, ağır tecrit koşulları ve süreklileşmiş işkenceyle, sürgün sevklerle, hastalıklarla çocuklarının yok edilmesi olduğunu söyleyen TUYAB üyeleri İzmir Kırıklar F Tipi'nde tutulan Bayram Kaymaz isimli tutsağın yanlış iğneyle felç edilip, tedavi edilmeden tekrar tek kişilik hücreye atılması vahşetine de açıklamalarında yer verdiler.
Basın açıklamasının okunmasının ardından Galatasaray Postanesi'nden İçişleri ve Adalet bakanlıklarına faks çeken TUYAB'lılar şu soruların cevabını istediler:
[foto]ok.png[/foto] Figen Çağrı, Nilüfer Şahin ve Necla Çomak Adli Tıp'a neden götürülmedi?
[foto]ok.png[/foto] İhtiyaçları neden karşılanmıyor?
[foto]ok.png[/foto] Niçin aynı yerde kalmaları engelleniyor?
[foto]ok.png[/foto] Bayram Kaymaz'ın felç olmasından kimler sorumludur?