Burada eleştiri konusu yapılan tutum, isyan dalgasının özgünlüklerinin hala farkında olunmadığını gösteriyor
Aşağıdaki eleştiri bir dostumuzdan geldi. Devrimci güçler tarafından İzmir özelinde sergilenen -bizce de- yanlış bir tutuma dair yerinde bir uyarıda bulunuyor.
Burada eleştiri konusu yapılan tutum, Türkiye'nin dört bir tarafında kendiliğinden patlak veren isyan dalgasının özgünlüklerinin hala farkında olunmadığının bir göstergesi.
1 Haftayı aşkın bir süredir günler ve geceler boyunca sokaklara çıkıp polisin azgın terörüne rağmen defalarca çatışmaya girmekten geri durmayan bu kitlenin ezici bir çoğunluğu hem yaş hem de politik mücadele deneyimi bakımından 'çok genç'. Başka zaman yanyana gelmeleri bile düşünülemeyecek olan çok farklı eğilim ve özelliklere sahip bu insanların yine çoğu hayatlarında muhtemelen ilk kez politik bir eyleme katılıyorlar. Buna rağmen müthiş bir cesaret ve kararlılıkla günlerdir polisle çatışıyor, sokakları ve meydanları terketmiyorlar.
Onları sokağa döken temel nedenlerden biri de kendilerini sürekli belirli bir 'kalıba' gore davranmaya zorlayan geleneksel anlayışlara, kurumsal ilişkilere, dayatmalara dayalı politika yapma tarzına duydukları tepki. Bu tepkinin sadece Tayyip Erdoğan'da cisimleşen küstah despotizm ve AKP ile sınırlı olduğunu düşünmek büyük yanılgı olur. Çok parçalı sünepe bir “muhalefet” örneği olarak CHP'si de içinde bütün düzen kurumlarını içeren bir kapsama sahip bu öfke. Nitelik, amaç ve ve niyet olarak onlardan çok farklı bir düzeyi temsil etmekle birlikte kendileriyle “geleneksel” tarz ve yöntemlerle ilişki kurmakta ısrarlı olan devrimci yapılar da bu tepkinin çok uzağında ve dışında değiller.
Hal böyleyken aşağıda parmak basılan “devrimcilik” ve “devrimci öncülük” anlayışı tam da terkedilmesi gereken bu yanlış anlayışın hala nasıl sürdüğünü gösteriyor. Onun için bu dost eleştirisi ders alınması gereken haklı ve önemli bir uyarıda bulunuyor:
Dostlar, hemen belirteyim eleştiri (sadece) Alınteri'ne değildir. Bu anlamda Alınteri de dahil devrimci grupların bir tutumuna dairdir.
Bugün de (3 Haziran) gerçekleşti: Miting biter bitmez devrimci gruplar Basmane'ye AKP ilçe binasına doğru yöneldi. Yarı yolda kitle nereye gidilecegi konusunda ikiye bölünmüş.
Sorun şu: Esas kitle Gündoğdu, Alsancak civarındayken ve orada zayıf güçlü barikat kurarken, devrimci gruplar Basmane'ye polisle çatışmaya değil KAVGAYA gittiler. Kavgayi sınıfsal anlamda kullanmadım. Bildiğimiz kavgaya gittiler. Kitle adına, kitle için, kitleyi gerilerinde bırakıp, çağrı dahi yapmadan, mahalle kavgasına gider gibi gittiler.
Kalan kitle ise ağırlıklı örgütsüz ama direngen insanlar. En azından direnmeye çalışan insanlar. Ve bu insanların öndersiz oluşu, eylemi nasıl yaratacaklarını bilmemeleri son 2 gecedir polis vahşetinin de temel yanlarından birisi oldu.
Polis her yerde olduğu gibi devrimci olup olmadığına bakmadan saldırırken, kitlelere önderlik edecek yapıların kitlelerden uzaklaşıp kendilerini dahil ettikleri bir kavgaya girişmelerinin devrimci bir yanı, polisle irade savaşına girmek dışında, bir anlamı yoktur. İrade savaşı önemli ancak devrimci grupların kitleleri bıraktığı yerde de bir irade savaşı var ancak öndersiz kitleler serseri mayın gibi hareket etmekteler.
Ve bu kitleler de fırsat buldukça polisle çatışmaktan da çekinmiyorlar.
Devrimci örgütlerin bu süreçte İzmir'de kendilerini kitlelerin ana gövdesinden sırf polisle çatışmak için, ki tekrarlayayım polis saldırmak için oncu-kitle ayırımı yapmıyor, kendilerini ayırmayı çok da yerinde bulmuyorum.
İzmir, sınıfsal ve kültürel yapısıyla Türkiye'de özellikle Ankara ve İstanbul eylemlerinden farkını gösterdi. Devrimciler bu farkı kabullenip hareket etmek yerine, bugün çok değerli bir hocamızın dediği gibi, süreci devrimcileştirmek gibi bir görevi "kendi başlarına" oluşturmaya girişmeleri çok da kabul edilebilir değil.
Nasıl müdahil olabilirsiniz bilemiyorum ancak kesinlikle müdahale edilmesi gereken bir durum. Devrimci gruplar, zaten çatışma alanı olan, kitlelerin kendiliğinden barikat kurup polisi beklediği Alsancak'tan ayrılmasının önüne kesinlikle geçmek gerekiyor.