Ankara'nın dört günü

Taksim Gezi Parkı protestosuna destek amaçlı başlatılan protesto eylemleri hızla toplumsal bir ayaklanmaya dönüştü

GÜNCEL
Salı, 4 Haziran 2013 (13 yıl 5 ay önce)

1. Gün saat 17.00 itibariyle Gezi Parkı’na yapılan saldırıyı protesto amaçlı AKP il binasına kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirilmiş, sosyal medya üzerinden yapılan çağrı üzerine yüzbinlerce insan Tunalı Hilmi Caddesi'nde bulunan Kuğulu Park’a yürümüştü. Toplumun her renginden bir araya gelen kitleler “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Her yer Taksim her yer direniş!” sloganlarını hep bir ağızdan haykırmıştı.

Saat 18.30 itibariyle parkın içinde bulunan kitle devrimcilerin müdahalesi ile Tunalı Hilmi Caddesi'ni trafiğe kapatmıştı. Bu cadde eylem boyunca trafiğe kapalı kaldı. Saat 20.30'da parkta pasif bekleyişte olan kitle Kızılay'a, Ankara’nın en önemli ana arterlerinden biri olan Bulvar’ın trafiğe kapatılmasına ve Kızılay'a-Meclis'e-Başbakanlığa doğru yürüyüşe geçilmesi için devrimiler tarafından yönlendirildi.

Bulvarın trafiğe kapatılmasıyla birlikte faşist kolluk güçlerinin pervasız saldırısı gecikmedi. Kitlenin üzerine gaz bombaları-plastik mermiler- akrepler ve tazyikli suyla saldırılması üzerine çatışmalar ara sokak ve caddelere taşındı. Tunalı Hilmi Caddesi üzerinde, Akay Kavşağı'nda, Bestekar Sokak'ta, Tunus Caddesi'nde kurulan barikatlarla çatışmalar sürdürüldü.

Kızılay tarafından gelen destek sayesinde çatışmalar bir süre daha sürdürüldü. Sonrasında alınan ortak karar ile ara sokaklardan çatışılarak Kızılay Meydanı'nın zaptedilmesinde hemfikir olundu. Çatışarak Konur-2 Sokak üzerinden Meşrutiyet Caddesi'ne çıkıldı. Burada çıkan anlaşmazlık üzerine bir kısım kitle Konur Sokak ve Yüksel Caddesi tarafına doğru ayrıldı. Alınteri'nin, Anarşistlerin ve bağımsız devrimcilerin de aralarında bulunduğu kitle ise Meşrutiyet Caddesi'nde barikatlar kurarak Kızılay'a yüklenme kararı aldı. Sayısal olarak az olan kitle Meşrutiyet Caddesi'nin her sokak çıkışına irili ufaklı barikatlar kurdu. Cadde üzerinde bulunan bütün bankalar, Burger-King ve Mc Donalds gibi işbirlikçi işletmeler kullanılamaz hale getirildi. Polisin kalabalık sayıda saldırdığı kitle barikatlar aracılığıyla güvenliğini alarak kontrollü bir şekilde geri çekilerek ilk gün eylemine ertesi gün bir araya gelmek üzere son verdi.

2. gün: İlk günkü direnişin sona ermesinin ardından hemen sosyal medya ve Alınteri'nin de aralarında bulunduğu devrimci yapıların ve demokratik kitle örgütlerinin yaptığı çağrı üzerine saat 16:00’da bir araya gelinme ve Kızılay Meydanı'na girilmesi noktasında karar alındı. Ancak saat 12.00 itibariyle kitleler Kızılay'a yığılmaya başladı ve fiili olarak saat 14.00'te 4 ayrı koldan zorlanmaya başlandı. Alınteri'nin de aralarında bulunduğu devrimci örgütlerin bulunduğu kol Mamak, Tuzluçayır ve Dikmen, Batıkent, Seyranbağları, Yenidoğan-Çinçin kesiminde bulunan emekçi kitlelerden büyük destek alarak Ziya Gökalp üzerinden Kızılay Meydanı'nı zorlamaya başladı. Bu kolun bir kesimi Konur Sokak'ta, bir kesimi Meşrutiyet Caddesi'nde devasa barikatlar oluşturarak direnişe farklı kollardan omuz veriyorlardı.



Ziya Gökalp kolunun dışından bir önceki gün tahammülsüz davranılarak saldırılan GMK Bulvarı'nda CHP'lilerin de yoğun olduğu büyük bir kitle, Tandoğan tarafından İP gibi ulusalcı kesimlerin yoğun olarak bulunduğu büyük bir kitle ve Sıhhiye tarafında ise bağımsızların ve Ulusalcıların bulunduğu büyük bir kitle Kızılay Meydanı'nın dibine kadar gelmişler ancak meydana çıkmak konusunda bir girişimde bulunmamaktaydılar. Kızılay zorlanırken faşist kolluk güçleri Bakanlıklar tarafında konuşlanmaktaydılar. Ziya Gökalp Caddesi üzerinde bulunan bütün bankalar bilboardlar, trafik levhaları, metro çatıları, banklar, mantarlar, camlar tahrip edildi. Büyükşehir binasının “taze meyva suyu” aracı ters çevrildi.

Selanik Köprüsü üzerine dev bir barikat kuruldu. Aralarında Alınteri'nin ve başından vurularak yaşam savaşı veren Ethem Sarısülük yoldaşın da bulunduğu kitle Karanfil Sokak girişi önünde çevik kuvvet ve bir-iki akrep ve iki TOMA'yla çatışmaya devam etmekteydi. Saat 19.00 civarında TOMA’ların suyunun bitmesi ve içindeki köpeklerin atılan taşlarla sersemletilmesi üzerine çevik kuıvvete yüklenilmeye başlandı. Bu an itibariyle arkadaki devasa kitle, çeviklerin geri çekildiğini görerek koşar adımlarla ön tarafa destek vermeye geldi.

Saat 20.00 civarı faşist polis, Ethem Sarısülük yoldaşın da aralarında bulunduğu devrimciler tarafından yoğun taş yağmuruna tutularak püskürtüldü ve fiili olarak meydana girilmiş oldu. Kızılay'a girildiği esnada bin kadar çevik kuvet Güvenpark metro çıkışında konuşlanmakta ve Ethem yoldaşın da aralarında bulunduğu kitleye taciz atışı olarak gaz bombaları ve plastik mermileri atmaya devam etmekteydi. Ziya Gökalp kolunun dışında kalan kolların Meydana girmekte tereddüt etmesi üzerine polis meydandan çıkartabileceğini umut ederek taciz atışını sıklaştırdı.

Kısa bir süre sonra bütün kollardan kitleler Kızılay Meydanı'nı adeta Taksim Meydanı'na/Tahrir Meydanı'na çevirerek zaptetti. Çevik kuvvet bu esnada çekilmemekte ısrar ediyordu. Devrimciler çeviklerden aldıkları kalkanları kendilerine siper ederek bin kadar çevik kuvvetin üzerine yürüdüler. Güvenpark metro çıkışına paralel olan caddede çeviklerin gaz bombaları ve plastik mermileri artık kar etmiyordu. Burun buruna gelinerek sıcak temasa girildi. Kısa bir süre sonra çeviklerin kalkanları ellerinden alınarak yumruklarla ve tekmelerle dövülmeye başlandı. Ethem'in de aralarında bulunduğu birkaç devrimci, çevikleri altlarına alarak ezmeye başladılar. Bu sırada ellerinden kurtulan biri beylik silahına davrandı ve kitlenin üzerine üç el ateş etti. Üç el silah sesi duyuldu. En son duyulan silah sesinden sonra Ethem yoldaş düştü. Faşist polis bir köpek gibi sürüsünün yanına kaçtı.



Caddeden çevirilen ambulansla Ethem yoldaş derhal Numune Hastanesi'ne götürüldü. Ethem yoldaşı hastaneye getiren yoldaşlarının dışındaki kitle çevikleri Bakanlığa doğru kovalamaya devam ettiler. Kızılay Meydanı 13 yıl sonra ilk defa yaklaşık 500 bin kişi tarafından zaptedildi. Polis Bakanlıklar tarafına çekilmeye zorlandı. Güvenpark’ta bulunan çevik kuvvet noktasına hapsedildi. Milli Eğitim Bakanlığı önüne sığınan polisler buradan ileri geçemediler. Meclis ve Başbakanlık yolu, Meclise giden bulvara kurulan dev barikatlarla saatlerce zorlandı. Gece saat 02.00’ye kadar Kızılay Meydanı zaptedildi ve meclis zorlandı.

Saat 02.00 civarında bir anda Kızılay Meydanı'na binlerce gaz bombası yağmaya başladı. Helikopterden ve akreplerden atılan bombalar alanı gaza boğdu ve çoğunluğunu bilinçsiz ve örgütsüz kesimlerden oluşan kitle Ziya Gökalp Caddesi'ne hızla doğru geri çekildi. Devrimciler tarafından önüne geçilemeyen hızlı geri çekiliş kısa bir süre sonra Meydan'ın kaybedilmesine neden oldu. Daha sonrasında başlanan yerlerde direniş devam ettirildi. Sabahın ilk saatlerine kadar gerek ara sokaklarda gerekse caddelerde barikatlar oluşturuldu, araçlar ateşe verildi ve direnişe devam edildi.

Sabahın ilk saatlerinde 3. gün yeninden bir araya gelmek üzere kitle geri çekildi. Gecenin geç saatlerinde Tuzluçayır'da, Dikmen'de, Keçiören'de bir araya gelen kitle direnişe devam etti. Sokağa çıkmayan insanlar ise tencere tava çalarak, ışıkları açıp kapatarak direnişe destek verdiler. Direniş arkasında öfkeden yakılıp yıkılan bir başkent, yüzlerce gö altı ve Emek Gençliği üyesi Mutlu ve durumu son derece ağır olan Ethem’le birlikte yüzlerce yaralı bıraktı.

Geride, hegemonyacı faşist iktidara karşı yıllardır biriktirilen öfkenin ve kinin kusulmasının, Kızılay'ın kazanılmasının ve Meclis'in kuşatılmasının verdiği özveriyi ve çoşkuyu bıraktı. Direniş sırasında yüzlerce tıp öğrencisinin direnişe tıbbi anlamda verdikleri destek saygıya değerdi ve göz doldurdu. Direnişin ikinci günü yani Kızılay'ın zaptediği gün aynı zamanda devrimci dayanışma ruhunun da adeta sembolü oldu. Birbirini tanısın tanımasın, örgütlü olsun ya da olmasın genç-yaşlı-kadın-erkek... herkes birbiriyle dayanışma halindeydi. Düşeni kaldıranlar, nefesini açanlar, gaz bombalarını geri atanlar, barikatlara destek verenler, slogan atanlar, yazılama yapanlar, Tayyip'e “Şerefine Tayyip” diye hep bir ağızdan haykırarak kadeh kaldıranlar hep bir arada alandaydılar. Direniş bütün renkleriyle göz doldurdu. Ethem'in ve Mutlu’nun ağır yaralı durumu meydana kızıl ruhunu verdi.





3. gün: Bir önceki gün sosyal medya ve devrimci yapılar tarafından yapılan çağrılarla saat 14.00'te Kızılay'a yüklenilmeye başlandı. 4 koldan yürütülen direniş, ilk günün ahengiyle devam etti. 4 saat süren barikat savaşlarının ardından Kızılay Meydanı tekrar zaptedildi. Devasa barikatlar yeniden kurularak meclise yüklenildi. Gece 23.00’e kadar sürdürülen direnişler sonucunda polis yine MEB önüne hapsedildi. Gecenin karanlığını direnişçilerin kullandıkları havai fişekler ve molotof kokteylleri aydınlatıyordu. Alana yaygın bir şekilde “Ethem yoldaş direniyor” yazılamaları yapıldı. TİKB ve TİKB-GK yazılamaları duvarları süsledi. Polislerin konuşlandığı tüp geçit ateşe verildi. Gece saat 24.00 civarında polisin yaygın saldırısı saldırısı sonucu kitle yeniden geri çekildi. 3. gün direniş yine ilk günün ruhuyla sabahın ilk saatlerine kadar sürdürüldü. 2. gün yaralanan Mutlu'nun bilinci açıldı ve sağlık durumu iyiye gitmeye başladı. Ancak Ethem’den iyi bir haber gelmedi. Durumu ağırlığını korumaktaydı. Bilinci kapalı ve hayati tehlikesi devam etmekteydi.

4. gün: Dördüncü günkü eyleme okullarını boykot eden, İstiklal Marşı okumayı reddeden lise öğrencileri damgasını vurdu. Herkesten önce onlar saat 12.00 civarında toplanarak Kızılay'ı zorlamaya başladılar. Saat 16.00’yaa kadar ara sokaklarda çatışmalar, üniversitelerde ve semtlerde bir araya gelip toparlanmalar devam etti. Saat 16.00’da Alınteri okurlarının da aralarında bulunduğu devrimciler ve kitleler Ziya Gökalp Caddesi üzerinden Kızılay’ı zorlamaya başladılar. Direnişin diğer kollarının zayıf kalmasından kaynaklı olarak polisler Kızılay’a yoğun yüklenmekteydiler. Onlarca akrep ve TOMA'yla polis, hem Sıhhiye yönünden hem Meşrutiyet Caddesi yönünden direnişi kırmaya çalışmaktaydı. Saat 20.00'ye kadar sürdürülen direniş Kolej Meydanı'nda belediye otobüsleriyle oluşturulan barikatlara kadar geri çekinildi.

Saat 20.00 civarında polis onlarca akrep ve TOMA'yla kitleye yeniden 3 koldan saldırdı. Gaza boğulan kitle Kurtuluş Parkı, Seyranbağları, Cebeci ve Tuzluçayır yönüne doğru geri çekildi. Sabahın ilk saatlerine kadar gerek emekçi semtlerinde gerekse Bestekar Sokak, Tunus Caddesi gibi caddelerde direniş sürdürüldü.



Direnişin 4. gününde de Ethem’in durumunda bir ilerleme söz konusu olmadı. Alınteri okurları da bu öfke ve kinle “Ethem yoldaş direniyor!” şiarı ile direnişteydiler. “Ethem yoldaş direniyor!” sloganı kitleler tarafından sahiplenilmişti ve hep bir ağızdan haykırılıyordu. Ethem'e ilişkin yazılamalar yaygın bir şekilde yapıldı. Direnişin 5. gününde direnişin haklı taleplerini haykırmaya, geciken greve destek vermeye ve Ethem’in ismini haykırmaya devam edeceğiz.

Duyarlı kamuoyounu katledilen arkadaşlarımızın hesabını sormak için, direnişin haklı taleplerini haykırmak için, emeğimiz onurumuz ve alınterimiz için alanları zaptetmeye direnişi büyütmeye çağırıyoruz…

Alınteri /ANKARA