“Yaşayabilecek ev istiyoruz”

GÜNCEL
Çarşamba, 7 Eylül 2005 (21 yıl 1 ay önce)

Fransa’da Avrupa Anayasası oylamasının ardından çıkan krizle birlikte İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturan Nicolas Sarkozi geldiği günden itibaren göçmenlere dönük ırkçı bir politikanın uygulayıcısı oldu. İngiltere’de gerçekleşen patlamaların ardından özellikle Afrikalı göçmenlere dönük sokak ortasında, metrolarda, trenlerde kimlik kontrolü ve üst araması yoğunlaştırıldı. Oturma izni olmayan birçok göçmen tekrar ülkesine gönderildi. Ardından eski binaların yanması sonucu ölen 36 kişi bahane edilerek özellikle Afrikalı göçmenlerin barındığı birçok bina zorla tahliye edilmeye başlandı. 30 Ağustos günü başlayan tahliye işlemi öncesi yerleşimcilere herhangi bir bildirimde bulunulmadı. Okulların açıldığı gün başlatılan tahliye işlemine direnen Afrikalılar polis tarafından yaka-paça sokağa atıldı. 13, 14 ve 19. bölgelerde yoğunlaştırılan tahliye işlemleri sırasında 70 bina boşaltıldı. Sokağa atılan insanlara yeni bir barınma alanı gösterilmiyor. Göstermelik olarak 32 aileye sosyal konutlarda yer verilirken 1370 insan sokağa bırakıldı. Boşaltmalara direnen Afrikalıları ikna için ülke başkonsolosları devreye sokuldu. Gazetecilere demeç veren Fildişi Sahilleri Başkonsolosu Yacinthe Kouassi; “Sorun sadece binaların hasarlı olması değil. Asıl olarak bu bölgeler kriminal bölgeler. Polis bu bölgelerde bir denetim kurmaya çalışıyor. Çünkü Fransa’da en çok suç bu bölgelerde yaşanıyor. Polis için bina boşaltımı bir denetim yöntemi haline geldi.”

Binaları boşaltmak istemeyen Afrikalılar ise; “Çok zor şartlar altında iş buluyoruz. Çoğu insanın kağıdı yok. Aldığımız para ev tutmamıza yetmiyor. Biz bu binaları başka çaremiz kalmadığı için işgal ettik. Bizde burada yaşamak istemeyiz. Ama başka olanağımız yok. Bize herhangi bir bildirimde bulunulmadı. Bir sabah gelip 'boşaltıyoruz' dediler. Bundan sonrası için bir güvence vermiyorlar. 2006 Mart ayından sonra bize kalacağımız bir yer göstereceklerini söylüyorlar. Biz buna nasıl güvenebiliriz. O tarihe kadar ne yapacağız.” şeklinde tepkilerini dile getiriyorlar. 4 gün süren boşaltmalar Afrikalıların örgütlü olduğu birçok derneği harekete geçirdi. Derneklerin ve çeşitli vakıfların 3 Eylül günü organize ettiği eyleme toplam 500 bin Afrikalı ve Asyalı katıldı. Talep; “Yaşayabilecek ev istiyoruz.” Barınma ve güvenlik hakkından yoksun göçmenler, Paris’te yanan son gelişmelere karşı tepkilerini dile getirmeye devam edeceklerini belirtiyorlar.

Afrika’dan, Asya’dan “daha iyi bir yaşam” umuduyla Avrupa metropollerine akın eden göçmenler, daha iyi bir yaşam bir tarafa en temel insani haklardan yoksun durumda. Paris ve Avrupa’nın diğer metropollerinde kibrit kutusu büyüklüğünde odalarda onlarca insan üst üste istiflenmiş biçimde yaşamak zorunda kalıyor. Avrupa göçmenler için açık bir cezaevine dönüşüyor!