Sakarya Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu olan Corus-Yasan’da süren grev 3 Temmuz’da anlaşmayla sonuçlandı. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde işçilerin zam talebi yüzde 50 oranındaydı. “Türkiye koşullarında bunun çok olduğunu” belirten patron yüzde 8 önermişti.
Birleşik Metal-İş’ten yapılan açıklamaya göre grev sonucunda imzalanan toplu sözleşmede birinci altı ay için işyeri ortalama ücretine yüzde 16 oranında zam yapıldı. Sosyal yardımlardaki artış yüzde 25-45 arasında oldu. Yürürlük tarihi, 01.12.2005 olan toplu iş sözleşmesinin 2. altı aylık dönemde yüzde 5; 3. ve 4. altı aylık dönemlerinde ise DİE enflasyonu oranlarında artış yapılacak.
Hollanda sermayeli uluslararası dev bir tekel olan Corus ve Türk ortağı Yasan tarafından kurulan Corus-Yasan fabrikasında 33 gün süren grev boyunca üretim tamamen durdu.
Fakat yurtdışından gelen metal bobinlerin boyama işlerinin yapıldığı fabrikadaki üretim, Gebze’de bulunan başka bir fabrikaya kaydırıldı. Yüzde 50'lik zam talebiyle başlayan grevin yüzde 16'yla sonuçlanmasında en büyük payı üretimin başka bir fabrikada devam etmesi oluşturuyor. Görüştüğümüz bazı işçiler bu durumu: “Patron üretimi başka fabrikada sürdürüyor. O bu grevden zarar görmedi. Asıl zararı şimdiden alamadığımız ücretlerimizden dolayı biz gördük” diyerek açıklıyordu.
Son yıllarda yaşanan grev ve direnişlerin akıbetine bakıldığında da sürekli aynı engelle karşılaşıyoruz. Üretimin bir fabrikada durdurulmasına rağmen patronların işçi sınıfına karşı kendi dayanışma mekanizmalarını da kullanarak başka bir yerde üretime devam etmesi grev ve direnişlerin etkisini baştan zayıflatıyor.
Fason üretim, tedarikçilik, fabrikaların kolaylıkla taşınımı vs. patronların lehine gibi görülen üretim yapısındaki bu değişim, örgütlenmede ve grevlerdeki farklılaşmayla işçi sınıfının elini güçlendirecek bir yerde duruyor. Üretim ve bağlantılı süreçlerin bütününü durdurabilmek, yerelliği aşmak, sınıfsal ve toplumsal destekler oluşturabilmek, politikleşebilmek, uzun soluklu bir direngenlik sağlayabilmek ve sınıf militanlığı ile emeğin yumruğunu konuşturmak önümüzdeki grev ve direniş mücadelelerinde gerçekleştirmemiz gereken görevler olarak önümüzde duruyor.