"O polisi halka açıklayın!.."

"Ankara günlerdir direniyor" diyen Ethem'in ailesi, avukatı, sendika ve meslek örgütleri basın toplantısı yaptı

GÜNCEL
Pazartesi, 10 Haziran 2013 (13 yıl 4 ay önce)

Ethem Sarısülük’ün ailesi ile birlikte KESK, DİSK, TMMOB ve TTB, Mülkiyeliler Birliği’nde bugün saat 11.30’da bir basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısında KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin Ankara Şubeleri adına Dengiz SÖNMEZ imzalı ortak metni okundu.

“Başkent Ankara günlerdir direniyor!” başlıklı metni yayınlıyoruz:

Başkent Ankara, Taksim’de ve Türkiye’nin pekçok kentinde 27 Mayıs tarihinde başlayan Taksim Gezi Parkı'nın yıkımına karşı gelişen fiili halk direnişinin 14. gününde. 14 gündür Gezi Parkı'nda başlayan halk direnişi polis şiddetiyle bastırılmaya çalışılmakta. Polis şiddetine karşı tüm Türkiye ayakta. Türkiye ile birlikte dünya da, uygulanan polis şiddetine ve hükümetin “vurdumduymaz” politikalarına karşı tepkilerini dile getiriyor.

Halk ise günlerdir genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle, işçisiyle, mühendisiyle, mimarıyla, doktoruyla, memuruyla, sanatçısıyla toplumun her kesiminden binler olarak barikatlarda, AKP Hükümeti'nin politikalarına, tek adam diktatoryasına ve yalanlarına karşı direniyor, yanıtını sokakta veriyor. Hükümet ise “benim yaptığım olur” mantığından vazgeçmediği gibi halka “çapulcu” diyor, “alçaklar” diyor yüzde 50 benim yanımda diyerek halkın taleplerine kulaklarını tıkayarak, “kendi kitlesini” meydanlara doldurma gayretine giriyor. Oysa ki manzara ortadadır: Halk en temel haklarını aramakta, sesini duyuramadığı hükümeti sokakta protesto etmektedir.

Hepimiz için açıktır ki; mesele tek başına Gezi Parkı'ndaki ağaçlarımız değildir. Gezi Parkı'nda anıt ağaçlarımızla birlikte derelerimiz, ormanlarımız, meralarımız, emeğimiz, bedenimiz, eğitim sistemimiz, sağlık sistemimiz ve en temel yaşamsal haklarımızdır.
Tepkimiz tüm demokratik haklarımızın gaspına karşıdır.
Tepkimiz, meydanların halka kapatılmasına, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı'nda “çukuru işçilerden koruyan” ve Taksim’de her türlü eylemi yasaklayan zihniyete karşıdır.

Tepkimiz, ülkemizin savaş çığırtkanlığı ile emperyalist bir savaşın eşiğine getirilmesine, Reyhanlı’da halkın yaşadığı katliamın görmezden gelinmesinedir.

Tepkimiz, sağlığın ticarileştirilmesine, halkın en temel sağlık hizmetlerine ulaşımını engelleyen zihniyete karşıdır.

Tepkimiz, hükümetin politikalarının kadınların emeğine ve bedenine uzanmasına, kaç çocuk doğuracağından, ne zaman doğuracağına kadar karar vermek isteyen zihniyete karşıdır.

Tepkimiz, tüm doğal varlıklarımızı satan, sularımızı, ormanlarımızı, meralarımızı halkın değil sermayenin kullanımına açan zihniyete karşıdır. Emek Sineması’nın yıkımına AOÇ’nin talan edilmesine karşıdır. Tepkimiz, üniversitelerimizde en demokratik protesto haklarını kullanan öğrencilere yapılan, orantısız hatta aşırı müdahaleye karşıdır. Tepkimiz, bu ülkede emeğini savunan insanlara karşı kullanılan orantısız hatta aşırı polis müdahalesine karşıdır.

Tepkimiz, üniversitelerde, meydanlarda, kentlerde uygulanan, en yakın ODTÜ’de Reyhanlı’da, Taksim’de, Kızılay’da AKP Hükümeti'nin uyguladığı faşizme karşıdır.

Tepkimiz 31 Mayıs’tan bugüne tüm Türkiye’de ve başkent sokaklarında “Her yer Taksim her yer direniş” diye haykırarak sokağa dökülen binlerce insanın canına tomalarla, akreplerle, helikopterlerle sıkılan tazyikli sular ve biber gazları, plastik mermiler ve hatta ateşli silahlarla doğrudan kast ederek yapılan polis müdahalesine ve onlara bu emirleri verenlere karşıdır.

Yaşananlar sonucunda tüm Türkiye’de bilanço ortadadır. Bir kısmı hala ciddiyetini korumakta olan onlarca yaralı, onlarca gözaltı ve üç ölüm. Buradan hayatını kaybeden Ankara’da temizlik görevlisi olarak çalışan İrfan Kaya’nın, İstanbul'da Mehmet Ayvalıtaş’ın ve Antakya’da Abdullah Cömert’in ailesine, yakınlarına ve tüm Türkiye’ye başsağlı dileklerimizi iletmek istiyoruz.

Ankara’da polisin müdahalesi hala devam etmektedir. En son 9 Haziran günü Ankara sokaklarında dolaşan TOMA'lar halka yine şiddetli bir müdahalede bulunmuştur. Durum ciddiyetini korumaktadır. Gözaltı sayısı 1000’e yaklaşırken, yaralıların sayısı da giderek artmaktadır. Ankara’da yaralılar ve ölümlere ilişkin Türk Tabipler Birliği'nin 7 Haziran 2013 tarihinde rapora göre; 1155 yaralı başvurusu olmuş, bunlardan 19’u ağır yaralı iken, 6 kafa travması, 3 görme kaybı bulunurken, 2 kişinin durunu da ciddiyetini korumaktadır.

Sağlık durumu ciddiyetini koruyanlardan birisi de Ankara’da polisin uyguladığı şiddet sonucu başından yaralanan Ethem Sarısülük’tür. Hem havadan hem de karadan en aşırı biçimde halka müdahale eden polis, adeta insanların canına kastederek Ethem Sarısülük’ün kafatasından ölümcül bir şekilde yara almasına neden olmuştur. Yaşam mücadelesi devam eden Ethem Sarısülük’ün failleri bulunamadığı gibi, sorumlular hakkında hiçbir işlem yapılmamaktadır. Bu konuda sorumluların bulunması ve haklarında gerekli işlemlerin yapılması en acil talebimizdir. Bizler emek ve meslek örgütleri olarak Taksim Gezi Parkı ile başlayıp tüm Türkiye’de yayılan halk direnişinin yanında olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Taksim Dayanışma Platformu’nun talepleri bizlerinde talepleridir, buradan Gezi Parkı ve tüm Türkiye’de direnen halka, dostlarımıza selamlarımız, sevgilerimizi iletiyoruz.

Hükümeti de ağzından çıkanı kulağının artık duymasını, ben yaptım oldu zihniyetinden vazgeçmesini, vurdumduymaz politikalar ve söylemler yerine halkın taleplerine kulak vermeye çağırıyoruz.

Ayrıca başka Ethem Sarısülük’ün hayatını tehlikeye atanlar olmak üzere tüm Türkiye’de sokağa çıkan halkın direnişini şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulayan ve uygulatan, binlerce insanın yaralanmasına, üç kişinin ölümüne sebep olan polis şiddetinin tüm sorumluları görevden alınmalı ve hala devam eden polis şiddeti acilen son bulmalıdır.

Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanımı da acilen yasaklanmalı, ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, haklarında hiçbir soruşturma yapılmayacağı konusunda açıklama yapılmalıdır. 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’de ki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda, toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmeli; ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Her yer Taksim, her yer direniş!
Faşizme karşı omuz omuza!
Basın toplantısında daha sonra sözü Av. Kazım Bayraktar aldı;
Faşizme karşı özgürlük, kapitalizme karşı sosyalizm savaşı veren işçi Ethem Sarısülük Ankara Numune Hastanesi'nde yaşam savaşı veriyor.

“Orantısız güç”ten bahsedenler, hak ve özgürlüklerini kullanan halklara karşı saldırının orantılı olanını da tanımlamak zorundadırlar. Polis meşru haklarını kullananlara saldırdığında orantı tartışması yapanlar, bilerek ya da bilmeyerek “orantılı faşizm” özlemlerini dile getirmektedirler.

Yüzlerce kameranın tespit ettiği o polisleri, insanların bedenlerini hedef alarak tetik çeken o potansiyel katilleri açıklayın!.. Cesaretinizin ve samimiyetiniz oranını görelim!..

Ethem'in beynine saplanan resmi kayıtlı mermi şu an için çıkarılamıyor, ekspertiz incelemesi yapılamıyor.

İçişleri Bakanı, Ankara Emniyet Müdürü, ateş açma emri veren amir,

Siz Ethem'i vuran o polisi iyi biliyorsunuz!.. Bilmiyorsanız tespit etmeniz sadece birkaç saatinizi alır.

Siz o tespiti yaparken biz de sizin samimiyetinizi test edeceğiz!..

Merminin çıkarılmasını beklemenize gerek yok!.. Bizi oyalamayın!..

Ethem kameraların önünde vuruldu.

Sakın onu “terör örgütü” ile suçlamaya kalkmayın! Bayatlamış savunma taktiklerinizle karşımız çıkmayın!.. Halkın aklıyla alay etmeyin, akıl fukaralığınızı bir kez daha sergilemeyin!..

Saklamayın, suç delillerin karartmayın, suçlulara Roboski tarzı yardım ve yataklık yapmayın!..

O polisi halka açıklayın!..
Daha sonra ise Ethem’in ağabeyi Mustafa Sarısülük bir konuşma yaptı. Konuşmasının ardından basın toplantısı sona erdi.

Aynı basın açıklaması Meclis’te de yapıldı.