Londra'da Ergün protestosu

Toplantıya ön kapıdan gelen Bakan, arka kapıdan, sayısı çapulcular kadar olan polislerin koruması altında ayrıldı

GÜNCEL
Cumartesi, 15 Haziran 2013 (13 yıl 4 ay önce)

Dün, 14 Haziran 2013, Londra Yunus Emre Kültür Merkezi'ne gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün içerde konuşma yaparken dışarda bulunan çapulcular Bakan Ergün'ü ve AKP hükümetini protesto etti.

Protestoya aşağıda yazılı basın açıklamasıyla başlayan çapulcular grubunda aktör, artist, akademisyen ve çeşitli meslek sahipleri ve öğrenciler bulunuyordu. Pankartlara ve sloganlara tencere, tava ve şarkılar eşlik etti.

Toplantıya ön kapıdan gelen Bakan, arka kapıdan, sayısı çapulcular kadar olan polislerin koruması altında ayrıldı.

Ekte "Londra Gezi" adlı 'Londralı Çapulcular'ın basın açıklamasını yayınlıyoruz:

Londra’da yaşayan İngiltere ve Türkiye vatandaşları olarak Türkiye’de son zamanlarda meydana gelen gelişmeler hakkında endişeliyiz. İstanbul, Ankara ve Türkiye’nin başka birçok kentinde neoliberal ve otoriter politika ve uygulamalara karşı barışçıl direniş gösteren herkesi destekliyoruz. Uluslararası İnsan Hakları Derneği, Avrupa Parlamentosu ve temel insan haklarını savunan tüm gruplara katılarak barışçıl protestoculara karşı gösterilen orantısız polis şiddetini kınıyoruz.

27 Mayıs’ta küçük bir grubun Taksim Gezi Parkı’nın yıkılması ve yerine alışveriş merkezi yapılmasına karşı çıkan küçük bir protesto kitlesel bir direniş ve demokrasi, insan hakları ve konuşma hakkı mücadelesi haline geldi. Hükümet protestoculara çevik kuvvet polisleri ve biber gazi ile karşılık verdi. Son üç hafta içinde yüzbinlerce insana biber gazı, TOMA'lar ve plastik mermilerle saldırıldı. Orantısız polis şiddeti dört ölüme yol açtı ve ellibeş kişi ciddi olmak üzere 7 bin 400 kişiyi yaraladı. Doksanbir kişi beyin travması geçirdi, oniki kişi gözlerini kaybetti. Bütün bunlar olurken Başbakan Erdoğan kışkırtıcı, kin dolu ve agresif, direnişçileri tehdit etmeye ve grupları birbirine düşürmeye niyetli konuşmalar yaptı.

Direnişçilere ve Türkiye halkına karşı Türkiye hükümetinin uyguladığı bu devlet şiddetini kınıyoruz.

Türkiye’deki basın ve yayın kuruluşlarının kabul edilemez sessizliğini, dürüst olmayan ve taraflı yayınlarını kınıyoruz.

Doğa katliamını, işçilere, yoksullara, kadınlara, LGBT bireylere, azınlıklara karşı uygulanan ve gittikçe artan şiddeti kınıyor, insanların günlük hayatlarına yapılan otoriter müdahaleleri kabul edilmez buluyoruz.

Gezi Parkı direnişçilerinin taleplerini sonuna kadar destekliyoruz: Gezi’nin park olarak kalmasını, hala devam eden baskı ve polis şiddetinin derhal sona ermesini; gözaltına alınanların anayasal haklarının korunmasını ve sağlık ihtiyaçlarının giderilmesini; barışçıl protesto haklarını kullanırken gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını; orantısız polis şiddeti kullanımı emri verenlerin ve bu şiddeti haklı gösterenlerin halka hesap vermesini ve katılımcı bir demokrasinin kurulmasını ve devam ettirilmesini talep ediyoruz.

Sonuç itibariyle, tekrar ve altını çizerek diyoruz ki, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve temel özgürlükler isteyen talepler hiçbir şekilde bir referandum konusu yapılamaz.